
Kürt yurdunda her şey başka yaşanır. Zaman başka yaşanır. Herkes kendi zamanının dışında zamanları yaşar. Sevinçler bir başka yaşanır. Kendi sevinçleri bir kenarda durur, başkalarının acılarına ağlanır. Acılar görmezden gelinir, rüzgara bırakılır ki zaman onun keskinliğini alıp götürsün, acıdan geriye hatırlanacak kadar izlerle yetinilsin. Kürt yurdunda yaşamı en iyi yaşlılar ve çocuklar yaşar. Çünkü en iyi onlar anlar. Ömürlerinin kısalığına bakmadan uzun geçmişi ve geleceği görebilmenin yükümlülüğünde olan çocuklar en çok Kürt yurdunda vardır. Kürdistan özgürlük mücadelesi işte bu yüreği büyük çocukların özgürlük hayalleriyle kendini arındırmakta ve yeni anlamlar kazanmaktadır.
İşte bunlardan biri…
Genç yaşta özgür dağlara yüreğini vermiş, dağ başlarında genç kız olmayı öğrenmiş, özgür kadın olmanın ilk adımlarını atmış, ülkemizin hemen her parçasında mücadele yürütmüş, düşmana esir düşerek zindan direnişine katılmış bir yürek Necbîr. Değerli araştırmacı ve yazar Mehmet Bayrak’ın deyişiyle kuşatmayı yaran kadınlardan biri.
Ülkemin güzel bir baharında tanıştım onunla. Mini mini konuşması, gülüşü ve yürüyüşüyle her yüreğe girmeyi başarışına bir süre direndiysem de sonunu getiremedim direnişimin. Meğer ona direnmek, zamana, yani yaşama direnmekmiş. Olmadı. Necbîr, yaşam ve canlılıkla öyle dopdolu ki ülkemizin toprağının her santimetre karesinde fışkıran yeşerişe rağmen çiçek yetiştiren, onları dünyaya yeni getirdiği ilk çocuğunu seven anneler gibi seven, onlarla konuşan ve azıcık solsalar, onlar için üzülen bir kadın.
Necbîr okuma yazmayı zindanda öğrenmiş. Öyle bir öğrenmiş ki, yıllarca susuz kalmış bir toprağın suyu içine çekmesi gibi içine çekmiş kitapları. Ve yazmaya başlamış. Yüreğini dağlara yazdığı kadar kendini, arkadaşlarını, özlemlerini, dağları yazmış beyaz sayfalara. Doyasıya sarılamadığı anasını yazmış. Yüreğine akıttığı tüm acılarını ve tüm sevgilerini yazmış.
Gerillada hep ayrılık vakitlerinin arifesindeyiz. Her an buluşma ve ayrılık yaşamaktayız. Bu hakikati öğreniyor ve yaşıyoruz. Evrenin dağılan, yayılan ve sonra buluşup birleşerek yeni bir yaşama duran zerreleri gibiyiz. Zira ayrılıp buluşmaların, yaşamımızın omurgası olduğu bir mücadele gerçeğinin tam ortasındayız.
Bahar dönüp mevsim sonbahara evrildiğinde, birliktelik zamanımız dolmuş ve ayrılık zamanımız gelmişti. Ayrılık vaktine konu arkadaşın Necbîr oluşu, zamanda bizi kanatırcasına zorlamaktaydı. Bir dönemdir fazla duygusal hallere girmemeye özen gösteriyor olsam da Necbîr’in ağlamaktan kızarmış gözlerini görmemle kendimi hazırlamış olduğum atmosferden çıkmam bir oldu. Sanırsınız bir çocuğu zorla anasından ayırıp çocuk esirgeme kurumuna veriyorlar. Necbîr öyle ayrıldı yanımızdan. Sımsıkı parmaklarını hiç açmadan, gözyaşlarını bir an olsun dindirmeden. Her şeye rağmen mücadelenin verdiği sorumlulukla düştü yollara. Mini mini yürüyüşü biraz daha büyümüş gibiydi.
Gitmeden önceki gece gelip kulağıma, "Giderken sana bir şey vereceğim" diye fısıldadı. Tabii merak ettim, ayaküstü ne verecekti bana. Bir rozet, bir defter ya da kurutulmuş bir çiçek olabilirdi. Ayaküstü bir söz, bir sorumluluk yükleyen bekleyiş de olabilirdi. Çiçekleri çok sevdiği için çiçek olma ihtimali en yüksek ihtimaldi. Yüreğiyle büyüttüğü reyhanlarından biri de olabilirdi.
Sabah oldu, vakit doldu ve Necbîr mini mini adımlarıyla geldi yanıma. Kendi nazarında hazine değerinde olan bir şey bıraktı avuçlarıma.
Necbîr’in hazinesi kalemleriydi. Bir kalem kutusunun içine koyduğu mavi, kırmızı, siyah renkli kalemlerini uzattı. Elimi uzatıp alırken onun ellerini tuttum kalemlerle birlikte sarıldım ona. Sonrası ayrılığa ilişkin o hüzünlü anlar işte…
Necbîr yoldaş! Her nerdeysen bilmeni isterim, kış boyunca senin kalemlerini kullandım. Her zaman birini yanımda taşıdım ve nereye gittiysem kendimle götürdüm. Tükenmez kalemler birer birer tükendi ama senin yüreğinin yüreğimde açtığı anlam tükenmedi, tükenmez de. Senden bir soluk buralardaydı. Bizimleydi. Sana paralel bir Necbîr bizim buralardaydı, bilesin. Kalemlerin onlara senin yüklediğin anlam kadar olmasa da önemli anlamlar yarattılar ve önemli görevleri yerine getirdiler. İçin rahat, gönlün ferah, tuttuğun hep başarı olsun yoldaşım.