
Kobanê'de 'Nû Jîn' (Yeni Yaşam) belgeselini çeken Veysi Altay, 'Kobanê nedir' sorusuna, “Kobanê direniştir; bir kadın direnişidir. Ortadoğu da başlayan yeni bir yaşamdır Kobanê' cevabını veriyor, sonrasında 'Canlar ölmesin diye canlarını feda eden insanlar vardı. Ve bunların çoğu kadın. Ve hiçbirinin yüzünde en ufak bir korku, şüphe göremezdiniz. Bu kazanılması gereken bir başarıydı' diye ekliyor.
Türkiye, Suudi Arabistan, Katar başta olmak üzere egemen güçlerin eliyle DAİŞ çeteleri, 15 Eylül 2014 yılında Kobanê'ye saldırdı. 3 Ağustos 2014 yılında Şengal'de savunmasız halkı katleden, kadınları kaçırarak köle pazarlarında satan çeteler, aynı sonucu Kobanê'de elde edeceğini düşünüyordu. Tüm dünyanın korkuyla izlediği çeteler, geldikleri Kobanê'de Arînlerin, Gulanların, Viyanların direnişi karşısında büyük yenilgi yaşadı.
İnancın büyük iradeye dönüştüğü Kobanê'de kadınlar öncülüğünde verilen 136 günlük direnişte büyük bir zafer elde edildi. Onları zafere taşıyan söz, “Biz, yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz” sloganı idi.
15 Eylül 2014 tarihinde başlayan direnişte yer alan Kobanêli kadınlar, o anları anlattı.
Eli silah tutan herkes silahlandı
Rojava Devrimi'ni kaldırılan taşın altındaki çimenlerine yeşermesine benzeten Rojava Kadın Hareketi Kongra Star yöneticilerinden Sara Xelîl, Kobanê halkının yıllarca Baas rejiminin baskılarına karşı direndiğini, 2012 yılında ise kentten atıldığını söyledi. Devamla "Devrim sürecinde kadınlar olarak kendimizi çok daha sorumlu gördük ve bu nedenle öncülüğünü bizler yaptık. Önderlik, 'Rojava devrimi kadın devrimidir' demişti. Biz de bu devrimi böyle ele aldık. Egemenlerden gücünü alan çeteler önce köylere, ardından kente saldırdı. O süreçte eline silah alabilen herkes silahlandı. Ve dört koldan kentin savunmasına geçtik. Kadınlar olarak ön cephelerde yer aldık. Sonra başardık ve halk Kobanê'ye döndü."
Herkes gücü ölçüsünde katıldı
Kongra Star yöneticisi Semîra Elî, savaşın başlangıç günlerinde çok zorlandıklarını belirterek, şöyle konuştu: "Halk göç etmek zorunda kaldı. Bu bir yönüyle savaşçılar için avantajdı. Çünkü şehrin boşalması, rahat savaşmalarını sağlıyordu. Biz kadınlar savaş alanında kaldık, savaşamayanlar direnişçilere yemek yapıyordu, herkes gücü oranında direnişte yer alıyordu. Savaşçılardan moral alıyorduk. Ben genç bir arkadaşın şehit düşüşüne tanık oldum. O manzarayı gördükten sonra onun izinde yürüyeceğimin sözünü verdim. Sonuç olarak direndik ve kazandık."
Her anlamda direniş
Savaş sürecinde imkanların zorluğundan bahseden Şehit Aileler Kurumu Başkanı Kelîme Demir de, her gün şehit cenazesi kaldırdıklarını ve binbir zorlukla ailelerine ulaştırdıklarını, yaralıları tedavi ettiklerini anlattıktan sonra "Kobanê'de başarıyı sadece kadın savaşçılar değil, yemek yapan anneler, sağlıkçı kadınlar, savaşçıların silahlarını hazırlayan ve şehitleri sonsuzluğa uğurlayan kadınlar başarıyı elde etti. Kobanê şahsında kadının gücünü tüm dünya gördü" dedi.
'Zılgıtlarla savaşıyorduk'
Rojava Spor Kadın Hareketi Eşbaşkanı Şêrîn Osman ise direniş sürecinde kent savunmasına geçen kadınlardan. Çete saldırılarında bir gözünü kaybetse de mücadelesine devam etmiş. Direnişin başarısında Türk, Fars, Arap gençlerinin de rolüne dikkat çekiyor.
Kobanê'de kadınların destansı direniş sergilediğini ifade eden Osman, "Savaş başladığında genç kadınlar yönünü YPJ'ye verdi, anneler ise lojistik ihtiyaçlarının teminiyle ilgilendi. Çoğu zaman mevzilerimiz DAİŞ'in eline geçiyordu ama kadın savaşçılar zılgıtlar atarak çatışıp, mevzileri geri alıyorduk" dedi.
'Şehitlerin gücüyle kazandık'
Destîna, Arîn, Viyan, Gulan adlı savaşçıları anan Osman, çok sayıda kadın direnişçinin büyük bir inanç ve iradeyle savaştığını kaydederek, Kobanê direnişinin yıldönümü vesiyle fedakarlıklarına bağlılık sözü verdiklerini ifade etti. Osman, "Onların gücüyle kazandık, gözleri arkada kalmadı" dedi.
Kobanê'de istisnasız her ailenin bedel verdiğini belirterek, "Bizler ne olursa olsun direneceğiz ve mücadelemizden bir adım dahi geri adım atmayacağız şeklinde konuştu.
ZAHÎDE EHMED/RABÎA ÊTO / JINHA / KOBANÊ