Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın “utanç duvarı”na karşı ölüm orucuyla başlattığı direnişe destek için günlerdir eylemde olan Kürtler, bugün sınırda bir araya gelecek.

Rojava’da 4 ayrı noktada inşaa edilen duvarlardan Nusaybin-Qamişlo sınır hattında yapımı devam eden “utanç duvarı”na karşı Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın ölüm orucu eylemi 9. gününde. Sınır hattında, mayınlı bölgede eylemini sürdüren Gökkan’a destek için 2 Kasım’dan itibaren Mardin’deki BDP’li seçilmişler de açlık grevinde. Günlerdir “utanç duvarı”na karşı eylemde olan Kürtler, bugün Nusaybin’de bir araya gelecek. Binlerce kişinin katılımın hedeflendiği yürüyüş için sadece Amed merkez ilçelerinden yaklaşık 250 araçla yola çıkılacak. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla Gökkan’ın eylemini selamlamış ve tüm BDP’li seçilmişlerin 7 Kasım’da (bugün) Nusaybin’de Rojava sınırında yapılacak eylemde hazır bulunacağını duyurmuştu. BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Meclis Grubu olarak bugün Meclis çalışmalarına katılmayacaklarını Nusaybin’de olacaklarını açıkladı.

Sınırlar anlamsızlaştı
Baluken, Nusaybin’de devam eden utanç duvarı ve Nusaybin’de bugün yapılacak olan yürüyüşle ilgili Meclis’te dün basın toplantısı düzenledi. Sınırların artık anlamını yitirdiği, halklar arası diyaloğun, iletişimin, etkileşimin ve dayanışmanın giderek hız kazandığı, küresel duyarlılıkların, küresel barış reflekslerinin ortaklık kazandığı yeni bir dönemde olunduğunu belirten Baluken, “19. ve 20. yüzyıldan kalma sınırlar bugünün dünyası için artık pek fazla bir anlam ifade etmemektedir. Kendisini çağımız dünyasının özgürlük ve demokrasi anlayışına göre yeniden dizayn edemeyen sistemler ya değişecektir ya da aşılacaktır” dedi.

1920 mantığıdır
Türkiye’nin dünyadaki değişimi ve toplumsal dinamiklerin gelişimini demokratik ilişki biçimini doğru okuyamadığına işaret eden Baluken, Rojava politikasının da eski paradigmanın bir sonucu olarak şekillendiğini vurguladı. Baluken, “Rojava’da aslında özelde Suriye, genelde bütün Ortadoğu için model olabilecek, demokratik bir yönetim sistemi ortaya çıkmıştır.  Halk doğrudan kendi öz yönetim sistemini inşa etmiştir. Ama bugün bu irade Türkiye tarafından tanınmamakta, hatta engellenmeye çalışılmaktadır. Kürt halkı yüz yıl önce çizilen bu sınırları bugün artık çoktan aşmışken, Türkiye halen 1920’lerin mantığında ısrar etmekte, anlamını yitiren mevcut sınırları nasıl güçlendireceğinin hesabını yapmaktadır” diye konuştu.

Hükümet kulak vermeli

Hükümete halkın günlerdir devam eden duvara dönük tepkisini görme çağrısında bulunan Baluken, şunları söyledi: “Hükümetin bu sese kulak vermesi, halkın tepkisine yol açan uygulamalara biran önce son vermesi, halkları birbirinden koparma politikasını artık terk etmesi gerekir. Doğru olan tutum, insani olan yaklaşım budur. Kürt halkının özgür demokratik geleceğini hedef alan hiçbir politika bugüne kadar Türkiye’ye yarar sağlamamıştır, bundan sonra da sağlamayacaktır. Bölgenin en kadim halkı olan Kürtlerle ve diğer halklarla stratejik temelde bir ilişki kurulması Türkiye’nin demokratik özgür geleceği açısından elzemdir.”

‘Meclis’te değil Nusaybin’deyiz’

Baluken son olarak bugün Meclis grubu olarak Nusaybin’de olacaklarını belirterek, Meclis Genel Kurul ve Komisyon çalışmalarına katılmayacaklarını duyurdu. “Başta TBMM Grubumuz olmak üzere, duvarların, tel örgülerin örülmek istendiği Mardin/-Nusaybin’de tüm il, ilçe ve belediye seçilmişlerimizin de katılımı ile yine demokrasi güçlerinin de desteğiyle demokratik kitlesel bir etkinlik gerçekleştireceğiz” diyen Baluken, sınırların anlamsızlaştığı bu dönemde, halkların eşit ve özgür birlikteliğinden yana olan tüm toplumsal kesimleri Nusaybin’e davet etti.

HABER MERKEZİ




DİSK Başkanı Beko: Akıbetlerine bak

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Nusaybin-Qamişlo sınır hattında örülen “utanç duvarı” ve duvarın yapımına karşı ölüm orucu eylemi başlatan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın eylemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Duvarı insan hakları ve uluslararası hukuka sığmayan ve vicdana bağdaşmayan bir girişim olarak nitelendiren Beko, şunları söyledi: “Utanç duvarının örülmesi hükümetin Kürt halkına yönelik tutumunu ve ‘barış süreci’ne yönelik niyetlerini bariz olarak ortaya koymaktadır. Attığı her adımda ‘ilkelliği’ eteklerinden dökülen AKP, 21. yüzyılda ‘kızlı-erkekli’ öğrencilere, işçilere, kadınlara, Kürt halkına karşı ördüğü duvarlarla iktidarını sağlamlaştıracağını düşünüyorsa yanılıyor. Bunu anlaması için dönüp tarihte örülen tüm duvarlara ve duvarları örenlerin ‘akıbetine’ bakması yeterlidir. Kürt halkına karşı örülen bu utanç duvarı derhal kaldırılmalı ve Nusaybin Belediye Başkanı Sayın Ayşe Gökkan’la birlikte açlık grevi yapan yurttaşların sağlığını riske atan bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmelidir.”