Kimi zaman basın mensuplarının damından haber aktardığı, kimi zaman Kobanê’yi görmek için sınır hattında gelenlerin ellerinde dürbünlerle damına çıktığı cami, şimdiden sınır hattı direnişinde unutulmaz bir hatıra yarattı. Köylülerin ve sınır hattı direnişçilerinin ibadetlerini gerçekleştirdiği cami aynı zamanda direniş için köye gelen birçok kültürden ve inançtan halka da geceleri çatı oluyor. Gündüz ise caminin bahçesi adeta bir tartışma platformu.

Gerçek anlamıyla cami

Sınır hattı direnişine bir ayı aşkın süredir dahil olan yönetmen Önder Çakar, uzun süre caminin misafiri olanlardan. Çakar, köydeki caminin de direnişle birlikte gerçek misyonunu oynadığını söyledi. Yaklaşık 20 gün geceleri camide kalan Çakar, camiye dair gözlemlerini “Ermeniler, Êzidîler, Aleviler, Suniler, Şafiler yani birçok ulustan ve inançtan insanın kardeşçe kaldığı bir yer” olarak anlattı. Camide hoşgörünün de üst düzeyde olduğuna dikkat çeken Çakar, cami imamının sabah ezanı öncesi camiye girdiğinde üstleri açılanların üstlerini örttüğünü söyledi. Camide yaşanan pratiğin kendisini çok etkilediğini belirten Çakar, “Cami Arapçada toplumun toplandığı yer anlamına geliyor. Burada en sıcak en dürüst biçimiyle bunun hayata geçişini gördüm. Benim annem babam da Sünni inanışına sahiptir. Hatta babam Nakşibendi’ydi. Onun anısına Takva filminin senaryosunu yazmıştım. Yaşamda ilk defa böyle bir cami ile karşılaştım. Umarım bütün camiler bu dönüşümü yaşar” dedi.

Cami bahçesi

Cami bahçesindeki bir başka sima da İtalya’dan Kobanê direnişiyle dayanışmak amacıyla sınır hattına gelen Claudio Locatelli. Cami bahçesi Locatelli ve İtalya’dan gelen arkadaşları için de toplanma ve tartışma yeri. Caminin bir diğer konuğu da Alevi genç bir kadın Çağla Sarıateş. Sarıateş, “Aleviler normalde camiye girmezler ama görüyoruz ki bir direniş olduğu zaman bütün dinler, diller, kültürler ve uluslar birleşebiliyor. Bu çok önemli, bunu burada bizzat yaşamak da çok güzel bir duygu” diye konuştu.


Cami rolünü oynuyor

Camideki bir başka isim de Antep DİAYDER üyesi mele Ahmet Elitaş. “Kobanê Kürdistan’ın yüreğidir. Zulme karşı olmak, zulmün karşısında durmak Allah’ın emirleri arasında yer almaktadır” diyen Elitaş, tarihte tüm halklara hizmet eden, kimi zaman düğünlerin dahi yapıldığı, önemli tartışmaların yürütüldüğünü belirttiği camilerin bugün Mehser Köyü’nde aynı rolü oynadığına dikkat çekti.

DİHA/URFA