Herkes ona bakıyor, hepimiz onun hakkında düşünüyor ve bir şeyler söylüyoruz. Bir dönemin tarih yapıcı öğesi olarak kendini vareden Leyla Güven, tam da bundan dolayı kendinden söz ettiriyor. İnsanın tarihin temel yapıcı güç olması güzel, ama direnen kadının kendini tarihin temel yapıcı güç kılması muhteşem. Belki de muhteşem sona gidişin bilge kılavuzu olmak böyle birşey.
Değerli bir yazar, köşesinde „Leylaca nefes almanın bedeli var“ dedi. Bu bedelle Leylanın, kendi deyimiyle direnişin büyüttüğü duruşunu, göze aldığı yolculuğunu anlatıyor. Ama bugün Türkiye’de baskı rejimini fütursuzca sürdüren AKP-MHP faşizmi karşısında Leyla’nın yamacında kıyısında olmanın da bir bedeli olduğunu biliyoruz. Çünkü faşizm direnişten korkuyor ve korktuğu kadar da direnenlere, direnenlerin yanında yöresinde kim varsa saldırıyor. Böyle tarihsel dönemlerde düşünceler daha kristalize oluyor, sağduyu yerini daha büzüşen ve yoğunlaşan bir zaman algısına bırakıyor.
Leyla’nın eylemi, özgür kadın iradesinin eyleme dönüşmüş halidir. Bu iradeyi çoğu kimse dile getiriyor. Ancak bu iradeyi bilmenin ve bu iradeye saygılı olmanın da bir bedeli olmalı. Leyla Güven’i bu eylem kararlılığına ulaştıran şey nedir? İlk olarak, işgalci-faşist AKP-MHP iktidarı ve onun faşist uygulamalarıdır. İkinci etken ise, kendi eylemini, bu tecridi kırmanın temel yöntemlerinden biri olarak görmesidir.
Şüphesiz, Onun eylemi karşısında gelişebilecek yanılgılı yaklaşımlar, tarihin özgür kadın iradesi tarafından yargılanacaklardır. Bu anlamda, eylemi doğru anlamak, doğru tanımlamak ve karşısında doğru duruş belirlemek gerekir. Özgür kadın iradesine saygı, Leyla Güven’in kararlılığına ve eylemine saygı duymayı gerektirir. Bu saygının gereği olarak da eylemin başarıya ulaşması için çalışmayı, tecridi kırmaya, faşizmi yıkmaya yönelik eylem yapmayı, faşist AKP-MHP iktidarının çürümüş sistemine darbe vurmayı gerektirir. Toplanıp sesini yükseltmeyi, sesini Leyla’ya duyurmayı, sesini Leyla’nın sesine katmayı, Leylaca direnişleri ve iradi duruşları çoğaltmayı gerektirir. Onun görme ve konsantrasyon sorunu yaşadığı, tek başına ayağa kalkamadığı 74. gününde faşizmden bunun hesabını sormayı gerektirir. Efrîn için söylediği sözlerden dolayı tutuklu bulunan bir kadın milletvekilinin direnişinin hatırına, “Efrîn Kürdistan’dır“ diyebilmeyi, „Leyla Kürdistan’dır“ diyebilmeyi gerektirir. Onun Efrîn için dile getirdiği sözleri her yerde tekrarlamayı, onun direnişini ve her eylemini büyütmeyi gerektirir.
Kürdistan özgürlük mücadelesi, büyük bedellerle bugüne geldi. Bugün de büyük bedeller vermeye devam ediyoruz. Her gün şehitler veriyoruz. Bunu bilmemek, her gün verdiğimiz bedelleri hissedememek büyük yanılgıdır. Demirci Kawa öyküsü unutulmuş bir hatıra mıdır yoksa direnişi yaşam kılmaya mecbur olmuş bir halkın bugününü anlatan ve hiç eskimeyen bir öykü müdür? Gençlerimizin beyinlerini yiyerek yaşayan zalim Dehak’ı dahi geride bırakan bir faşizmle karşı karşıyayız. Kırk yıldır her Kürdistan parçasında verdiğimiz şehitlerin tarih yapıcılığını bilen bir toplumsal gerçeğimiz var. Bir yandan da kendini günbegün halkının özgürlük mücadelesinde bedel kılan gençlerin yiğitliği, kahramanlığı ve destansı direnişleri olmasa, her bir Kürdün beyninin faşizm tarafından kemirileceğini, yenilip yutulacağını biliyor, görüyoruz.
Diyarbakır zindan direnişinin, 14 Temmuz direniş önderlerinin bizlere bıraktığı “Yaşamı uğruna ölecek kadar sevmek” düsturunun gerçek olduğu, anı anına derinden yaşandığı bir zamanın içinden geçiyoruz. Bunu kendi hakikati olarak yaşayanlar, zamanın gerçek tanrısı olabilir. Onlar, tarihin temel yapıcı gücü olabilir. Leyla Güven’in, Önder Öcalan üzerindeki tecridin kırılması amacıyla başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi kritik bir aşamaya geldi. Şüphesiz eylem 1. gündeyken de böyle bir zamana, yani 77. güne geleceği öngörülemiyor değildi.
Leyla Güven’in eylemi, faşizmi korkutuyor. Öyle korkutuyor ki, her karanlık güç gibi gecenin karanlığında faşistleri ayağına getirtiyor. İşgalci faşist AKP-MHP iktidarının Efrîn’de yaptıklarıyla Ankara’da yaptıkları aynıdır. AKP-MHP faşizmi, aynı çetevari yöntemlerle, aynı talancı zihniyetle, aynı inkarcı soykırımcı yöntemlerle tüm ülkeyi, tüm insanları, hatta eline geçse tüm dünyayı idare etmek istiyor. Faşizmin bu emelleri direniş eylemleriyle boşa çıkacak.
Tarihe mal olmuş başka bir Leyla’nın sesi de karıştı Leyla Güven’in sesine. Leyla Xalit, eylemini selamladı. Dağlardan, ovalardan, sınırların ötesinden tüm engelleri yıka yıka selamlar geliyor Leyla Güven’in direnişine. Leylaca direnişe selam duruyor tüm direnenler. Kendi özgür geleceğini direnişte görenler, direnişe selam duruyor. Bizlere de bu Leylaca direnişe, Leylaca nefes alışa, Leylaca bedele saygı duymak düşüyor.