
BDP, PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar tarafından 12 Eylül'den bu yana sürdürülen ve 49'uncu gününe giren süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dikkat çekmek amacıyla bu haftaki Grup Toplantısı'nı Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yapma kararı almıştı. Diyarbakır Valiliği ise Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde olabilecek her türlü toplantı, gösteri ve yürüyüşe yasak kararı koydu. Kimsenin cezaevine yaklaşmasına izin vermeyen polis ile yurttaşlar arasında yer yer gerginlik, kimi zaman da çatışma yaşanırken, Dicleliler Yas Evi önünde toplanan binlerce yurttaş ise valiliğin kararını ve polisin tutumunu protesto etti. Dicleliler Yas Evi önünde bir iş yerinin merdivenlerine çıkıp kitleye hitaben konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Tüm baskılara rağmen grup toplantımızı burada yapacağız" dedi. Megafonun sık sık arızalanması üzerine mikrofonsuz konuşmasına devam eden Demirtaş, "1980'lerde de şu duvarların arkasında direnen Mazlumlar vardı. O gün belki Amed zindanının duvarlarının arkasında milyonlar yoktu; ama o gün bedenini ölüme yatıran Mazlum Doğan da, Dörtler de her biri de çok iyi biliyordu ki gün gelecek milyonlar Amed zindanının duvarına dayanacak. Amed zindanı elbet bir gün yıkılacak. Burası okul değil, Mazlum Doğan'ın anıtını dikeceğimiz bir özgürlük meydanı olacak. 49 gündür bu halkın yiğit evlatları canlarını feda etme uğruna dışarıda barışın müzakerenin çözümün önünü açmaya çalışıyorlar. Bugün milyonlarca insan zindandaki çığlığa sahip çıkmıştır" diye kaydetti.
Kürt halkının her yerde yaşamı durdurup, yaşamdan kendini çekerek meydanlarda ve alanlarda yüzbinlerin katılımı ile mitingler yapıp açlık grevinin sesi olmaya çalıştığına dikkat çeken Demirtaş, şöyle devam etti: "Bu halkın isyanını durduramazsınız. Bu halkın çığlığını, yürüyüşünü durduramazsınız. Her yerde alanları meydanları dolduran bütün halkımıza şuradan bir çağrı yapmak istiyorum. Sizin bu duruşunuz ölüm oruçlarını bitirecektir. Siz alanlarda meydanlarda yüzbinlerle oldukça ölüm oruçlarını bitireceksiniz. Çünkü artık hükümet ben bu sesi duymuyorum. Bu talepleri kabul etmiyorum diyemeyecektir. Talepler meşrudur. Sadece açlık grevi yapan 600 kişinin talebi değil, BDP'nin talebidir, milyonlarca Kürt halkının talebidir."
Açlık grevinde bulunanların ölüm riski altında olduğunu hatırlatan Demirtaş, Başbakan'ın 'Zaten her şeyi yiyorlar' yalanına dikkat çekti: "İçerdekilerin yürüttüğü mücadeleyi meşruiyetini zedeleyecek kamuoyu nezdinde müdahaleyi meşru hale getirecek zemin yaratmaya çalışıyorlar. O nedenle her kesin dikkatli olması lazım. Özellikle vicdanını, namusunu, ahlakını yitirmemiş medyaya sesleniyorum: Burada cezaevlerinde ölümler olmasın diye uğraşıyoruz. Biz ölümleri durdurmak için sokaklardayız. Anadilde savunma ve anadilde eğitim hakkı Kürtlerin doğuştan kazandığı haklardır. Bunu elde etmek için insanların bedenini ölüme yatırması bu insanların utancı değil, bu yasağı koyanların utancıdır. Sadece cezaevlerinde değil; gerilla, asker, polis ölmeden biz nasıl barışı çözümü sağlayabiliriz? BDP olarak bunun uğraşını ve mücadelesi içerisindeyiz. Ancak bize reva görülen zindandır, yargılanmadır, gözaltıdır, copdur, gazdır, işkencedir. Kimse BDP'nin demokratik siyaset hakkı ve demokratik siyasi kararlarını sonuna kadar kullandığını söyleyemez. Demokratik siyaset hakkı Kürtlere tanınsaydı şu cezaevi binlerce Kürt siyasetçisiyle dolmazdı. Mahkemeleriniz, hakimleriniz savcılarınız mahkeme salonlarında AKP'nin politikalarını arkadaşlarımıza dayatıyorlar. Anadilde savunma talebinde bulunan bütün arkadaşlarımız 3 buçuk yıldır savunma bile yapamadılar. Dışarıda olup bitenleri izliyorlar. Bu nedenle bu gidişata dur demek için radikal bir eylem kararı aldılar. Özgür iradeleri ile aldıkları bir karardır. Açlık grevlerini başlatan BDP değil, AKP'nin politikalarıdır. Ölüm oruçlarını bitirecek olan AKP değil, halkın politikaları olacaktır. Şimdi artık gerçekten de söz zamanı değil. Hükümet bu ciddiyeti kararlılığı görüyorsa, 'içeride yemek yiyorlar' yalanını bir kenara bırakıp taleplerle ilgili somut adım atmalıdır. İmralı kosteri bozuk falan değil. Hava bozuk değil. Bozuk olan sizin zihniyetinizdir. Onu tamir edin, Kürt sorununun çözümünü konuşalım."
İmralı'ya biz gidelim
Kimi gazetelerin manşetlerinden duyurduğu "Ailesi Ada'ya gitsin ve bu sorun çözülsün" haberlere de tepki gösteren Demirtaş, "Tutuklu arkadaşlarımızla görüşmeler yapılıyor. Talepleri ilk günden beri nettir. Talepleri Mehmet Öcalan Ada'ya gitsin değildir. Abdullah Öcalan Ada'dan gelsindir" dedi. Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu nedenle tartışacaksak meseleyi ciddi tartışalım. Ortada bir çocuk oyunu yok. Her gün insanlar ölüyor. Her gün her yerde savaş tırmanıyor. İçeride artık ölüm aşamasına gelindi. Biz somut bir öneri yaptık. Eşbaşkanlar olarak bizler İmralı Adası'na gidelim bu bir başlangıç olur, bu bir adım olur. Bizler gidip İmralı'da Sayın Öcalan ile görüşelim. Kendisinin de bu süreçle ilgili görüşlerini alalım. Ada'dan döndükten sonra Hükümet ile görüşelim. Yaklaşımlarını öğrenelim. Ve bu adımları karşılıklı geliştirmeye çalışalım. Ölüm oruçlarını da durduracak şey bu tür diyaloglar ve müzakerelerdir. Bunu yapabilirsek güçlü mesajı verirsek, 'evet konuşarak sorunları çözmek mümkündür' bu mesajı verebilirsek akan kanı durdurabiliriz. Müzakerelerin başlayacağı zemini oluşturabiliriz. Talep bu kadar açık ve netken, yeniden müzakerelerin başlayacağı zemini yaratmak için bu arkadaşlarımız ölüm oruçları başlatmışken konuyu sulandırmanın anlamı yok. Samimiyetle söylüyorum. Keşke bugün ölüm oruçları şu saatte bitse. Bizim isteğimiz dileğimizdir. Ama içerideki arkadaşlarımız bu konuda kararlılar. Adım atılmadıkça ölüm oruçlarını bırakmayacaklarını ifade ediyorlar. Taleplerde bu kadar kararlı bir duruş varken biz artık boş çağrılarla zaman kaybedemeyiz. Hükümet, hükümet yanlıları bunu anlamıyor."
30 yıl daha bekleyemeyiz
Bu işi artık uzatmayacakalarını, yıllara yaymalarına da izin vermeyeceklerini kaydeden Demirtaş, "Bir 30 yıl daha onların merhametini bekleyecek bir halk değiliz. Bunların koltukları uğruna yürüttükleri iktidar savaşlarına bu gençleri kurban etmeyeceğiz. O nedenle de Kürt halkı 7'den 70'e artık bunu idrak etmiştir. Direniş olmazsa çözüm olmaz" dedi. Demirtaş, Grup Toplantısı'nı şu sözlerle tamamladı: "Bu kararlılıkla bu ruhla hareket etmemiz lazım. Şimdi artık hükümetten net bir ses net bir cevap bekliyoruz."
AMED