
Tutuldukları Sincan Cezaevi’nde açlık grevinin 133. gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemleri sürüyor. Konur Sokak’ta toplanarak, Yüksel Caddesi’nde bulunan ve 22 Mayıs’tan bu yana etrafı polis bariyerleriyle çevrili olan İnsan Hakları Anıtı’na yürümek isteyenlere önceki akşam ve dün de saldırıldı.
Türk cezaevlerindeki cezaevlerindeki PKK’li ve PAJK’lı tutsaklar, 133 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça için 3’er kişi ile 3 günlük açlık grevine başladı. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, ”Büyük bir irade davası ve direniş ortaya koyan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylemini sahiplenmek her onurlu insanın görevidir. Bu iki onurlu insan tüm emekçilerin hak-hukuk mücadelesini savunuyorlar. Nuriye ve Semih’in eylemini sahipleniyor, eylemin kendi eylemimiz olarak görüyor, eylemlerine eylemlerimizle güç veriyoruz. Ayın 17’sinden itibaren emekçi arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu her zindan da, 3’er kişiyle 3 günlük protesto ve dayanışma açlık grevine gireceğiz” demişti.
Yüksel’de yine saldırı
Gülmen ve Özakça için Ankara/Yüksel Caddesi’nde eylemler önceki gün ve dün de devam etti. Üzerinde Gülmen ve Özakça’nın fotoğrafının olduğu pankartı açarak yürüyüşe başlayan grubun önü, Yüksel Caddesi girişinde kalkanlarla kapatıldı. Polis, eylemcileri Meşrutiyet Caddesi’ne kadar şiddet uygulayarak uzaklaştırdı. Saldırı sırasında Fotoğraf ve Sinema Emekçileri (FOSEM) Üyesi Meral Yıldırım Gökoğlu ile Ayşe Arapgilli ve Aydın Dönmez gözaltına aldı.
Eyleme katılan ve gözaltına alınmayan yurttaşlar, ”işimizi geri istiyoruz” eyleminin 250 günü aştığını hatırlatarak, Gülmen ve Özakça’nın işe iade talebinin yerine getirilmesi çağrısı yaptı.
Dün de 3 kadın alındı
Dünkü basın açıklamasına Abbasağa’dan 2 direnişçi kadın ve Gülnaz Bozkurt katıldı. Yüksel Caddesi’nde abluka altında bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapmak isteyen eylemciler Konur Sokak’ta toplandı. Yüksel Caddesi’nin Konur Sokak girişini kapatan polis, eylemciler basın açıklamasına başlamadan saldırdı. Gülnaz Bozkurt, Cemile Karakaş ve soyadı öğrenilemeyen Fatma isimli 3 kadın darp edilerek gözaltına alındı. Polis, sokakta eylemcilere ıslık, alkış ve sloganlarıyla destek veren yurttaşları da dağıttı.
Karadağ ev hapsinde de eylemde
KHK yoluyla 14 Kasım 2016’da ihraç edilmesi ardından Yüksel Caddesi’nde ”İşimizi geri istiyoruz” eyleminin katılımcıları arasına dahil olan öğretmen Acun Karadağ’a, 12 Temmuz’da 4 arkadaşıyla birlikte ”ev hapsi” verilmişti. Vaktinin çoğunu evinin bahçesinde kendisine destek olmak için gelenlerle geçiren Karadağ, 7 gündür 150 metrekarelik bir hareket alanında yaşıyor. Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerde tanınan 20 yıllık öğretmen Karadağ, 1998 yılından beri hem sendikal mücadele hem de kadın mücadelesi verdiğini belirterek, ”ev hapsini” anlattı.
Önce Gülenciler sonra AKP
Öğrencilik döneminde sadece sol görüşlü bir öğrenci olduğunu, aktif mücadele yürütmediğini belirten Karadağ, mücadele hayatının 1998’de Eğitim Sen’e üye olmasıyla başladığını söyledi. Karadağ, ”2011 yılında Eğitim Sen Ankara 1 Nolu Şube yönetimine seçildim. Kadın sekreteri olarak çalıştım. KESK’e yönelik Kamu Emekçileri Cephesi operasyonunda gözaltına alındım ve tutuklandım. 6 ay Sincan Cezaevi’nde kaldım. Tahliye olunca işime döndüm. Eğitim Sen üyeliğim de devam etti” dedi. Tutuklanma gerekçesi olarak ”örgüt üyeliği”, ”örgüt propagandası” gibi suçlamalar gösterildiğini belirten Karadağ, ”Bizim tutuklanmamız Gülen Cemaati polisleri ve savcılarının bir kumpasıydı” diye ekledi.
Sokak artık evim oldu
İhraç edilmeden önce sağlık sorunları nedeniyle eylemlere gidemediğini; en son KESK’in ”29 Aralık grevine” katıldığını aktaran Karadağ, “Kızım İpek ben cezaevindeyken zor zamanlar geçirmişti. Biraz onunla ilgilenmek istedim. İş bırakma eylemlerine, büyük mitinglere, arkadaşlarımın davalarına katılıyordum. Çok fazla sokağa çıkmıyordum. Ama ihraç edilince sokak artık evimiz oldu” diye konuştu.
‘Biz Reisçiyiz’ diyen polisler
253 gün önce Nuriye Gülmen öncülüğünde başlayan ”işimizi geri istiyoruz” eylemine başından beri katılan Karadağ, eylem alanında hem siyasal kimliği hem de kadın kimliğiyle birlikte mücadele yürüttüğünü aktardı. Karadağ, polisin kadına yönelik şiddetine şöyle değindi: “Kadın eylemciler kadınlar tarafından götürülür ama bunlar böyle yapmıyor. Karşımızdaki polisler ahlaklı değiller. ‘Biz Reisçiyiz’ diyen polisler bunlar. Gözaltına alırken taciz edildim, kadın kimliğime saldırdılar. Göğsüme dokundular. Siyasi kimliğimle baş edemeyip kadın kimliğime saldırdılar. Ben asla tacizden utanmam. Ben o göğsümle çocuğumu emzirdim, yine utanayım.”
Alan ve sınırları çizemezler
Karadağ, ”ev hapsi” cezası almasıyla birlikte eylemlerini evine ve mahallesine taşıdığını şöyle anlattı: “Aslolan direniştir ve sonuç almaktır. Hedefimiz var, KHK’lerin iptal edilmesi, işimize geri dönmek ve OHAL kaldırılması. Bu hedefler için nerede yürümek gerekiyorsa yürürüz. Bu hapishane olabilir, ev hapsi olabilir, mahkeme olabilir. Alan ve sınırları onlar çizemezler. Biz her yerde direniriz. Nuriye ve Semih, 2 aydır cezaevinde hem de açlık grevindeler. Onlar boyun eğdiler mi, biat ettiler mi, hayır! Onlar hapsettiklerini düşünüyorlar ama öyle değil. Her gün ziyaretime gelen gazeteciler, komşular, ailem, sendikadan arkadaşlar, ‘Yüksel Ailesi’nden arkadaşlarım var. İnanılmaz bir destek var şuan. Evime gelip destek olmak isteyen komşularım oluyor. Gelmek isteyenlere ‘çıkış yasak ama gelmek serbest’ diyorum... Her gün bahçede slogan atıyorum. ‘Nuriye ve Semih yalnız değildir’ ‘İşimizi geri istiyoruz’ sloganlarıyla etrafa sesleniyorum. Komşularıma Nuriye ve Semih’in açlık grevinde olduğunu hatırlatıyorum ve bana zafer işareti yapıyorlar, alkışlıyorlar.”
ANKARA