• Aileler, gururla çocuklarının fotoğraflarının arkasında yerlerini alıyordu. Amed, Wan, Colemêrg, Şirnex ve Mêrdîn… Her biri, birer şehitler abidesi olmuş gibiydi ve başları dik duruyordu.

ERHAN NOYAN

Her şehrin sokakları karanlıktı. Sokak lambaları, etraflarını cılız, sarı bir ışıkla belli belirsiz aydınlatıyor; kendi aydınlıklarında boğuluyordu, ancak her karanlık, kendi aydınlığını da doğurur. Böyle bir karanlığın içinde, kasvetli şehirlerin ağırlığı bir perde gibi her şeyi örtüyordu. Sessiz, kulaktan kulağa fısıldanan ve şehirlerin bu karanlığını dağıtacak aydınlıklar vardı.

Özenle hazırlanmış, kahverengi sehpa şeklindeki masaların her birinin üzerinde bir fotoğraf, yanlarında ise birer kırmızı gül duruyordu. Kapı kapatıldığında, yaşlı bir anne kapının dibinde, hüzünlü bir şekilde başını ellerinin arasına almış, öylece oturuyordu. Hüzün, bedenini sarsıyordu, ancak içerideki fotoğrafların tebessümleri birden gözlerinin önüne geldi. O anda hüznün yerini, gurur ve direniş aldı. Ayağa kalktı ve elini kapıya götürdü fakat birden elini geri çekti. O elin neden, niçin geri çekildiği bilinmiyordu ama bedenine yeniden ruh geldiği aşikârdı.

Bir odada 49 fotoğraf vardı. Her birinin yüzünde bir tebessüm… Sanki her biri şimdi çerçevenin içinden çıkacak, Amed'in Koşuyolu Parkı’na koşacak ve gülüşleriyle o kasvetli havayı dağıtarak, direnişin gülüşünü şehrin semalarında kanatlandıracaktı.

Günün ışığı doğmuştu. Herkes yüzünü parka doğru çevirmiş, oraya doğru yol alıyordu. Arabalar doluydu. Herkes kendi arasında sohbet ediyor fakat bu sohbetlerin içinde buruk bir sessizlik hissediliyordu. Arabalar Koşuyolu’na geldiğinde herkes iniyordu. Arabalar ise boşalmış bir hâlde yollarına devam ediyordu. Masalar dizilmiş, beyaz örtülerle örtülmüştü. Yan yana dizilmiş masalar, heybetleriyle karanlığa karşı meydan okurcasına gülümsüyor gibiydiler. 50 fotoğraf vardı. Hepsinin ortasında ve biraz daha öne çıkarılmış şekilde direniş önderinin fotoğrafı duruyordu.

Aileler, gururla çocuklarının fotoğraflarının arkasında yerlerini alıyordu. Sanki o an gök kubbe, o fotoğrafların önünde semaya dönüyordu. Kalabalık topluluk, kendilerini o gülüşlerde görüyordu. İşte o gülüş, tüm şehirlere direnişi dolduruyor ve geleceğe taşıyordu. Her biri, diğerinin gülüşünü yerde bırakmamak için…

Amed, Wan, Colemêrg, Şirnex ve Mêrdîn… Her biri, birer şehitler abidesi olmuş gibiydi ve başları dik duruyordu.