
Okul müdürlüğü yaptığı sırada AKP hükümetinin öğretmenlere dönük direniş kentlerini boşaltma çağrısına kentin öz savunmasına katılarak cevap veren şehit Ahmet Akdeniz, direnişi büyütmenin zorunlu olduğunu vurgulamıştı.
Kuzey Kürdistan’daki öz yönetim direnişleri AKP hükümetinin soykırım saldırılarıyla sonlandırılmak istense de aylardır nefes nefese yürütülen direniş tarihe yeni özgürlük öykülerini de kaydetmeyi sürdürüyor. YPS Gever’in 30 Mart günü Hakkari’nin Gever (Yüksekova) ilçesinde yaşanan çatışmalarda şehadetini duyurduğu 1983 Amed-Sur doğumlu Ahmet Akdeniz’in mücadele öyküsü, Amed’in Sur ilçesinde bir mevsim boyunca kesintisiz süren tarihi direniş ile Gever’deki direnişi buluşturan bir anlama sahip olduğu kadar özgür yaşamı öğrenme ve bunun öğretmeni olma iradesini de ortaya koymakta.
Öğrenme ve öğretme tutkusu
Sur doğumlu olan Akdeniz, yaşadığı kentin kimliğiyle büyürken, özgürlük arayışına büyük bir coşkuyla katılır. Yaşamı öğrenme ve öğretme isteğinden dolayı olsa gerek öğretmenliği tercih eder. Dicle Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun olur. Doğduğu kentte birkaç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra ise hep gitmek istediği kent olan Gever’e giden Akdeniz, burada kısa süre içerisinde tüm öğrencilerin sevdiği ve öğretmenliğini kabul ettiği bir kişi olur.
Okul müdürlüğü yaptı
Eğitim emekçilerinin sendikası olan Eğitim Sen’de aktif çalışmalar yürüten Akdeniz, müdürlüğünü yaptığı Mehmetçik İlköğretim Okulu’nda da okula çeşitli alanlardaki başarılardan dolayı ödüller kazandırır. Büyük bir inançla özgür yaşamı öğrencilerine anlatmaya çalışan Akdeniz, AKP hükümetinin Sur ve Gever başta olmak üzere Kürdistan kentlerinde başlattığı soykırım saldırılarına karşı direnişin öğretmeni olmayı tercih ederek kentin öz savunmasına katılır ve Kamuran Amed adını alır. AKP hükümetinin, tüm öğretmenlere direniş kentlerini boşaltma talimatı verdiği bir dönemde direniş çeperlerindeki yerini alır.
YPS Birim Komutanlığı
Kentin öz savunmasında YPS Birim Komutanlığı görevini üstlenen Akdeniz, Öcalan’ın uluslararası komployla Türkiye’ye getirildiği tarih olan 15 Şubat’ın yıldönümüne ilişkin DİHA’ya değerlendirmelerde bulunmuştu. Güvenlik gerekçesiyle haberde Memyan Oremar adını kullanan Akdeniz, komplonun kapitalist modernite güçleri tarafından yapıldığına dikkat çekerek, “Kapitalist modernite, özgürlük ideolojisinden korktuğu için bunu yapmıştır. Ancak onu bir adaya tıkamak, esaret altına almak çözüm olmamış ve ideolojisi bugün dünya nezdinde takdir toplamaktadır. Önderlik, bugün artık çağın en büyük ve önemli düşünürlerinden biri olmuştur. Toplumların ve insanlığın özgürleşmesi için mücadele eden öncü bir insan olmuştur. Devletler Önderiliği boşa çıkarmak için bu komployu yaparken, Önderliğin paradigması bugün Rojava örneğinde olduğu gibi kazanmıştır” demişti.
4 parçada ortak refleks
Verdiği röportajda komploya verilecek en iyi yanıtın Öcalan’ın ideolojisine sıkı sıkıya sarılmak ve bağlanmak olacağını ifade eden Akdeniz, “Bugün 4 parça Kürdistan, kapitalist modernitenin müdahale- lerinde ortak refleks gösterme durumuna gelmiştir. Nitekim, Kobanê serhildanları bunun en aşikar örneğidir. Yine, bugün Kuzey’de gerçekleşen devrime hem Rojava’dan hem de diğer parçalardan destek ve katılımlar sağlanmıştır. Bu ulusal bilincin mimarı da Önderliğin paradigmasıdır. Rojava Devrimi, ortak yaşayabilme durumunun ispatıdır” şeklinde konuşmuştu.
Direnişi büyütmek elzemdir
“Felsefemize gıptayla bakılmaktadır” diyen Akdeniz’in son sözleri ise şunlar olmuştu: “İşte bu mücadele bugün DAİŞ’e karşı savaşabilen tek etkin güç olmuştur. Komplocu güçler kaybetti. Artık Önderliğin elini güçlendirmek lazım. Bu yüzden komplocu güçleri mecbur bırakmak için direnişi büyütmek elzemdir. Önderliğin öngördüğü demokratik özerkliği inşa etmek Önderliği özgürleştirmek anlamına gelecektir.”
HAKKARİ