
Türkiye'nin tüm cezaevlerinde PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'de başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemleri devam ediyor. Öcalan'a güvenlik, sağlık ve özgürlük koşullarının sağlanması ile anadil üzerindeki tüm yasakların kaldırılmasını talep eden tutsakların açlık grevi eyleminin startını verdikleri cezaevlerinden biri de Kandıra 2 No'lu F Tipi Cezaevi. Cezaevinde süresiz dönüşümsüz açlık grevinin ilk etabına 9 tutsak katıldı. 9 eylemciden 2'si müebbet, 7'si ise yargılamaları devam eden tutuklulardan oluşuyor. Eyleme katılan tutukluların çoğunun genç olması ise dikkat çekici. Hükümetin uygulamalarını 12 Eylül askeri darbesi ile özdeşleştiren eylemciler, bunun karşısındaki direnişi de "14 Temmuz ölüm orucu" eylemine benzetiyor. İşkence ve baskıların geçmişte olduğu gibi bugün de sonuç alamayacağını ifade eden 9 eylemci, amaçlarını ve taleplerini aynı cezaevinde tutuklu bulunan DİHA editör ve muhabirleri Ramazan Pekgöz, Ömer Çelik ve Çağdaş Kaplan'a anlattı.
Özgürlük eylemidir
Kürtlerin Demokratik Özerklik ilan ettiği Suriyeli Kürtlerden Efrin doğumlu olan Muhammed Mahmo (38), 18 yıldır cezaevinde. Müebbet hapis cezası alan Mahmo, tutuklu bulunduğu süre boyunca birçok kez açlık grevi eylemlerine katıldı. 1994, 95, 96 ve 98 yıllarında açlık grevi eylemlerine katılan Mahmo, açlık grevi eylemlerini ise, "özgürlük eylemleri" olarak tanımlıyor. Direnişlerinin Kürt sorununun çözümüne giden yolda önemli bir eylem olacağını belirten Mahmo, Erdoğan'ın Kürt sorunun çözümü konusunda taş kesildiğini hatırlatarak şunları ifade etti: "Kürt halkına düşen bu sert kayayı direniş dalgalarıyla vura vura aşındırmaktadır. Çözemiyorsa çözülsün, bunun sonunda ölüm bile olsa direniş sonuna kadar devam edecektir."
Taleplerimiz hayati
Açlık grevi eylemcilerinden biri de 43 yaşındaki Batmanlı Abdullah Rüzgar. Mahmo gibi müebbetten hapis cezası alan Rüzgar, 18 yıldır cezaevinde. Daha önce de birçok kez açlık grevi eylemlerine katılan Rüzgar, Kürt sorununun çözümünde iki talebin hayati önemde olduğunu vurguladı.
Yasin Yılmaz (31), kapatılan Demokratik Toplum Partisi'nde (DTP) yöneticilik yapmış ve 4 yıldır tutuklu bulunuyor. Ardahanlı olan Yılmaz'ın yargılamasına hala devam ediliyor. "AKP'nin saldırılarına karşı sessiz kalmamak" için açlık grevine katıldığını belirten Yılmaz, Şeyh Said ve Seyid Rıza örneklerini anımsatıp Kürt özgürlük mücadelesinin de "Öcalansız bırakılarak" tasfiye edilmek istendiğini ifade ederek, "Bu artık mümkün değil" diyor. Yılmaz, Öcalan'a özgürlük ve Kürtçe anadilde eğitim taleplerinin olmazsa olmazları olduğunu vurguladı.
Eyleme katılmak onurdur
3 Aralık 2011 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Suphi Yalçınkaya (27), daha önce de Muş ve Van cezaevlerinde "örgüt propagandası" iddiasıyla tutuklu kaldı. Açlık grevindeki Yalçınkaya, 27 Eylül'de hakim karşısına çıkacak. Daha önce de 23 gün ve 9 günlük açlık grevlerine katılan Yalçınkaya, "Kendimi halkıma borçlu hissediyorum, onun içinde bu eyleme katılıyorum. Bu eyleme katılmak onurdur" dedi.
Zorbalığı mahkum edeceğiz
Açlık grevi eylemcilerinden Erol Şen (26) ise Muş Malazgirtli. 6 Mart 2012 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor. Açlık grevlerinin yaşanan zulme, hukuksuzluğa ve katliamlara karşı bir direniş olduğunu belirten Şen, "Son nefesimize kadar direnerek yaşanan bu zulmü ve işkenceyi mahkum edeceğiz" diye konuştu. "Kürt sorununun çözümü ve kalıcı barışın adresi İmralıdır" diyen Şen, anayasa yapım sürecine dikkat çekerek, Kürt dilinin anayasal güvenceye kavuşturulmasının önemli olduğunu belirtti.
Barışçıl çözüm çığlığıdır
Açlık grevi eylemcilerinin en genci Bingöllü Nazmi Doğan (20), 16 Şubat 2011 tarihinden bu yana tutuklu. İlk kez bir açlık grevi eylemine katılan Doğan, 12 Eylül 1980 darbesine karşı Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nde gerçekleştirilen direnişe atıfta bulunarak, şunları söyledi: "Tecrit bitmezse bu süreç daha da ağırlaşacaktır. Taleplerimiz de bu doğrultuda çözüm esaslarını içeriyor. Tarihsel bir gerçek var. Kürt sorununu çözemeyen çözülür." Eylemlerinin aynı zamanda onurlu ve barışçıl bir çözüm adına bir ağırlığı ifade ettiğini dile getiren Doğan, "Aksi durumda kaybeden Türkiye olacaktır" uyarısında bulunuyor.
İZMİT
Ardahan Cezaevi'nde isyan
Ardahan B Tipi Kapalı Cezaevi’nde isyan çıktı. Yatakları ateşe veren mahkumlardan 14’ü yaralandı. Yaralılardan 3’ünün durumu ağır.
Ardahan B Tipi Kapalı Cezaevi’nde önceki akşam saatlerinde isyan çıktı. Mahkumlar, bulundukları koğuştaki yatakları ateşe verirken, cezaevine çok sayıda ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi. Cezaevi yetkililerinin yaptığı ilk açıklamaya göre, yangın nedeniyle 14 adli mahkum yaralandı. Yaralılardan 3’ünün durumunun ağır olduğu öğrenilirken, yaralılar Ardahan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Valilik ise Kars’tan Ardahan’a sürgün edilen Volkan Aydın adlı mahkumun koğuşu ateşe verdiğini iddia etti. Aydın’ın durumunun ağır olduğu ve Erzurum’a sevk edildiği bildirildi.