Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 72 gündür açlık grevinde olan Sadettin Yaşar, Turan Günana ve Mesut Atış, şu çağrıda bulundu: “Dışarıdaki büyük zindanda bizlere omuz verin, direnişimizi direnişiniz yapın. Sadece tutsak ailelerine bırakmayın bu görevi.”
Tutsaklar Sadettin Yaşar, Turan Günana ve Mesut Atış, gönderdikleri mektupta, tecridin kalkması için Kürtlere, demokrasi ve özgürlükten yana olan herkese çağrı yaparak, söyledikleri özgürlük türküsünün gürleştirilmesini istedi.
Ölümden beter yaşama itiraz
Öcalan’ın “Gerçek dışılık kişiyi ölümden beter eder” sözüyle başlanan mektupta, şunlar ifade edildi: “Bugün Önder Apo ve onun şahsında Kürt halkına, Türkiye ve Ortadoğu ezilen halklarına dayatılan bir mutlak tecrit ve esaret gerçekliği vardır. Temel amaç Önder Apo şahsında halkların özgürlük istemi ve mücadelesini tasfiye etmek, direniş çizgisini teslim almaktır. Bu dayatılan tecrit ve izolasyon politikalarını görmemek, anlamamak ve bu temelde buna karşı uygun bir hareket, duruş ve direnç sergilememek tam anlamıyla gerçekdışı yaşamak ve dolayısıyla ölümden beter bir yaşam mahkumiyetini kabul etmek demektir. Önderliğin ‘Düşmanın bizi hiçe sayar gibi teslimiyetten başka hiçbir şey öngörmeyen alçakça yaklaşımına karşı ya kazanacağız ya kazanacağız’ şiarıyla yürümek en doğrusudur.
Teslimiyeti dayatanlara yanıt
Leyla arkadaşın öncülük ettiği bu onur ve vicdan direnişi, bizlere teslim olmaktan başka bir şey öngörmeyen faşist rejime karşı verilecek en etkili kazanma direnişidir, yürüyüşüdür. Bizlere ruh veren, can veren, özgürlük aşkını, gerçek toplum sevgisini aşılayan Önder Apo’dur. Onun etrafında kenetlenip, direnerek teslimiyeti dayatanlara bu şekilde yanıt vermek, hakikate, özgür yaşama, Önderlik ve özgürlük aşkına saygının gereğidir.
Ekmek ve sudan daha önemli
Öcalan’ın özgürlüğü ekmek ve sudan daha önemli, çünkü faşizmin bugün alıştığı düzenin ilk adımları, Önder Apo’un esaretiyle, İmralı’daki işkence ve tecrit sistemiyle atılmış ve dalga dalga tüm toplumsal alanlara yaydırılmıştır. Toplumsal özgürlük ve barışın sağlanmasının ilk adımı İmralı işkence ve tecrit sisteminin parçalanmasıyla gerçekleşebilir.
TC ve AKP-MHP faşizmi, uluslararası hegomonik güçlerin desteğini de alarak Önder Apo’nun düşüncelerinin İmralı’dan çıkmasını engellemekte ve bunu kendi deyimleriyle bir ‘beka’ meselesi düzeyinde ele almaktadırlar. Önder Apo’nun Demokratik Modernite paradigmasının Kürdistan ve tüm Ortadoğu’da başat bir paradigma olacağına, Demokratik Ulus Sisteminin yaşamsallaşmasının önüne geçilemeyeceğine insanlık tanık olacaktır.
Artık tahammül edilemez
Önder Apo’nun salt bir şahıs olmadığı, kendisine dönük dünyada eşi benzeri olmayan gayri ahlaki ve hukuk dışı uygulama ve kararlardan da rahatlıkla anlaşılmaktadır. Evet Önder Apo salt bir şahıs olmanın ötesinde bir paradigmadır, bir felsefedir. Özgür, ahlaki ve politik duruşuyla ezilen halkların özgürlük umudu ve sembolü olmuş toplumsal bir vicdandır. O bir özgürlük ruhu olmuştur. Bu özgürlük sembolü, halkının savunucusu artık esaret altında tutulamaz, böylesi pervasız bir tecrit ve işkenceye maruz bırakılamaz. Özellikle son yıllarda işkenceyi de aşan, adeta Önder Apo’yu diri diri öldürme girişimleri, saldırıları açık ki, içine düştükleri zayıflığın aczin göstergesidir. Buna artık tahammül edilemez.
Ölümüne direniş tercihi
Zindanlardaki eylemciler, her şeyden önce Önder Apo’dan duygu savaşçısı olmayı, teslimiyet dayatmalarına karşı direnmeyi; düşüşe, çirkinliğe, kölelik dayatmalarına karşı tavır sahibi olmayı öğrendik. Bedenlerimizi, yaşamlarımızı ortaya koyarak bu yalan imparatorluğunun pervasızlığına, zülüm ve işkencesine karşı tavır aldık. Bu tavır bir hakikat savaşçılığı, özgür birey ve özgür toplum tavrıdır. Gerçekdışı yaşamama, an ve dönem görevlerine uygun pratikleşme tavrıdır. Önderliksiz, hakikatsiz, aşksız yaşamaktansa onuruyla, erdemiyle ölümüne direnmenin en doğru duruş olduğunu bu yüzsüzlerin yüzüne çarpma tavrıdır.
Bugün yaşamın adıdır
Kemal Pir, ‘Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz’ diyordu. Bizler de onların ardılları olarak diyoruz ki; yaşamın adı bugün Önder Apo’dur. Onsuz bir yaşamı asla kabul etmeyeceğiz. Bize Önderliksizliği, onursuzluğu dayatanlara bu direnişimizle diyoruz ki; bizleri Önderliğimizden, onurumuzdan vazgeçiremezsiniz. Önder Apo’nun bizlerde yarattığı devrimci ruhu yıkamazsınız. Vicdanları ölmüş vicdansızlar, bizlerin vicdanını da öldürmek, bu işkence halini almış tecrit ve esarete bizleri alıştırmak istiyorlar. Asla bu esarete, tecrit ve işkenceye alışmadık, alışmayacağız. Bu direnişimiz bunun en somut kanıtıdır.
Direnişimizi direnişiniz yapın
Dışarıdaki büyük zindanda bulunan halklarımıza, arkadaşlarımıza, dostlarımıza gelin Önder Apo etrafında ördüğümüz bu özgürlük halayında, direnişinde bizlere omuz verin, direnişimizi direnişiniz yapın. Sadece tutsak ailelerine bırakmayın bu görevi. Direnmek bir görev olmanın da ötesinde bir haktır, bu hakkınıza sahip çıkın. Faşizmin ağır baskıları olabilir, ancak bu baskılar, yeteri kadar sesini gür çıkaramamamızdan beslenen bir acziyetin baskılarıdır. Bu süreçte ancak yüreklerimizi, direnişimizi birleştirebilirsek başarabilir, baskılara son verdirebiliriz. Direnişimiz artık çok kritik bir merhaleye ulaşmıştır. Her an şehadetler yaşanabilir. Bu nedenle ben insanım, demokratım, özgürlerden yanayım diyen her ferdin artık geç olmadan hiçbir çağrı ve talimat beklemeden öncülük rolüyle hareket etmesi, elinden ne geliyorsa onu yapması gerekir. Ölümden, işkenceden, tutuklanmaktan korkmadığımızı bu faşist zihniyete bir kez daha göstermeliyiz. Meydanları, sokakları, faşizme bırakmamalı her yanı özgürlük, demokrasi ve direniş alanına çevirmeliyiz.
Tecridi de zihniyeti de yıkacağız
Biz haklıyız, davamız meşru bir davadır. Direnişimiz haklı bir amaca sahiptir ve mutlaka başaracağız. Hiçbir özel savaş yöntemi, hile ve oyunlarla artık bizleri meşgul edip kandıramazlar. Bizler kararlıyız, mutlaka İmralı işkence ve tecrit sistemini ve bu sistemi bizlere reva gören zihniyeti yıkacağız. Bugüne kadar birçok bedel verdik, bundan sonra da bedel vermekten asla korkup çekinmeyeceğimizi dost düşman herkesin bilmesini istiyoruz.
Umutlarımız daha güçlü
Hepimiz Önder Apo’ya karşı 20 yıldır sonlandıramadığımız esaretine karşı bir mahcubiyet ve borçluluk hissi taşıyoruz. Gün, bu mahcubiyet ve borçları ortadan kaldırma günüdür. Önder Apo’ya karşı yetersiz yoldaşlığımızın kefaretini ödemenin günüdür. Yaşam bundan sonra bizim için ya özgür Önderlikle yaşanacak ya da hiç yaşanmayacak. Bedenimizin her hücresini, kanımızın her damlasını feda etmekten çekinmediğimize, çekinmeyeceğimize halkımız, dostlarımız, düşmanımız ve tarih tanık olacaktır. Biliyoruz ki ardıllarımız bu özgürlük romanını bizden daha radikal ve kapsamlı olarak yazmaya devam edecek. Bu özgürlük türküsünü daha gür bir sesle söyleyeceklerdir. Başarı umutlarımız bugün her zamankinden daha diri ve güçlüdür. Önderliğimize, şehitlerimize, halkımıza ve yoldaşlarımıza layık olacağımızın sözünü tekrarlıyoruz.”