Balıkesir Bandırma Cezaevinde 5 Ocak’tan 8 arkadaşı ile açlık grevinde olan Mikail Mungan’ın (25), ailesine “Biz gayet iyiyiz. Moralimiz de yerindedir. Bu tecrit kalkmadan bu eylemi sonlandırmayacağız. Bizi merak etmeyin” dediği öğrenildi.
Baba Mehmet Mungan (71), her halükarda oğlunun bu eylemini desteklediğini ve yanında olduğunu ifade ederek, tecridin kaldırılmasının herkese huzur ve barış getireceğini söyledi. Baba Mungan, şöyle konuştu: “Oğlum 2011’de tutuklanarak cezaevine konuldu. 36 yıl ceza aldı, 8 yıldır da içeride. İlk 3 yıl Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıktan sonra, önce Siirt’e, oradan da Balıkesir Bandırma’da bulunan cezaevine sürgün edildi.”
Özellikle ağabeyinin Cizre yasakları sırasında katledilmesinden sonra zaten Şırnaklı olan tüm tutsaklar gibi oğlunun da sürgün edildiğini ifade eden Baba Mungan, “Mikail’in bir küçüğü olan oğlum Cebrail (21), yeni oto sanayisinin orada kendine bir dükkân açmıştı. Yasaklar ilan edildiğinde de bana, ‘Baba ben dükkânın kepenklerini indirip, ortalığı toplayıp geleceğim’ diyerek çıktı ve bir daha da geri dönmedi. Evli ve üç çocuğu vardı. Şimdi onlar da bizlere emanet” şeklinde konuştu.
Kararlı bir şekilde sürdürüyor
Mungan, “Oğlum Mikail, şimdilerde Leyla Güven’in öncülüğü ile başlamış olan açlık grevi eylemlerine dâhil olmuş durumda. Beraberinde kaldığı 8 arkadaşı da kendi gibi açlık grevindeler. 5 Ocak’tan bu yana eylemleri devam ediyor. En son yaptığımız telefon görüşmesinde de iyi olduklarını ve kararlılık ile eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Tek taleplerinin Sayın Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması olduğunu söyledi” dedi.
Aileler olarak çocuklarının bu kararları arkasında sonuna kadar durduklarını ve onların davasını kendi davaları olarak gördüklerini kaydeden baba Mungan, şunları ifade etti: “Hepimiz de biliyoruz ki tecrit sadece Sayın Öcalan üzerinde değil, tüm Kürt halkı üzerindedir. O yüzden bu haklı talebimizin artık görmezden gelinmesini istemiyoruz. Önderlik şahsında tüm Kürt halkı üzerindeki tecridi kırmak da yine birlik içinde verilecek mücadele ile mümkündür. Bu şekilde devam ederse biz aileler de çocuklarımız gibi süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine başlayacağız. Doğrusu da bu olurdu zaten. Onlar tutsak oldukları halde böyle zor bir eylemi omuzlamaya gönüllü oldular. Aslında onlardan önce biz dışarıdakilerin bu eylemi yapması gerekirdi.”