Babasının ve  yörenin halk ozanlarının yanında başladığı müzik çalışmalarını uzun yıllar sürdüren müzisyen Ali Rıza Kahraman, bu çabalarını çıkardığı yeni albümü ‘Diwane Kılamo’ ile taçlandırdı. Ali Rıza Kahraman sanatıyla Dêrsim halkının gönlünde taht kurmuş ozan Zeynel Kahraman’ın oğludur. Dêrsim Xozad’da doğan ve devlet tarafından Kürt Alevi kimliği nedeni ile sürekli baskıya maruz kalan, ancak bu baskılara karşı direnen bir yörenin geleneğini de müziğine taşır. Ailesinin Xozad’ın Sarısaltuk köyü Maksurlar mezrasında yaşadığını anlatan Ali Rıza Kahraman, Maksurlar mezrasını tahminen 1800’lerde dedesinin dedesinin  inşaa ettiğini vurgulayarak, Xozad’ın devlet tarafından sürekli olarak Kürt Alevi kimliğinden kaynaklı cezalandırıldığını anlatıyor.
Müziğe yönelmesinde ve yaptığı müzikte ailesinin ve yörenin direniş ruhunun etkisinin büyüklüğünden söz eden Ali Rıza Kahraman’a müzik gıdasını aldığı kaynaklar konusunda, babasının,yörenin yaptığı müziğe etkileri konularında ve albümü ‘Diwane Kılamo’ yla ilgili  sorular sorduk.


Xozad’ın hem Alevi hem de Kürt kimliğinden kaynaklı  baskı altında olduğundan söz ediyorsunuz, diğer yandan direnen bir Xozad geleneği de var. Bu direniş geleneği müziğinizde nasıl yankı buldu?
Alevi ve Kürt olmanın yolu sanattan geçer diyebiliriz. Yani bir bütün olarak hemen hemen herkesin müziğe karşı ilgisi vardı. Duygularımızı, düşüncelerimizi müzik köprüsü üzerinden aktarabiliyorduk. Sevgini, üzüntünü, hatta korkunu ve direnişini müzik üzerinden paylaşabiliyorsun, aktarabiliyorsun.
Fakat bizde en çok dilin önemine vurgu yapılırdı. Örneğin bazı insanlar Dêrsim`de Zazaca konuşulduğunu, Zaza olduklarını iddia ediyorlardı. Aslında öyle değildir. Dêrsimliler bir bütün olarak, ki oradaki yaşlılarımıza gidin sorun, kendisini orada ‘Zaza’ olarak kabul etmiyor. O kendisine ‘Biz Aleviyiz, biz Kırmancız’ diyor. Xozad`ın diğer bir özelliği de bir çok farklı inançları ve kimlikleri kendi bağrında barındırmasıdır. Ve Xozad o yıllarda merkezi bir rol alıyordu. Çünkü o dönemlerde Xozad ildir. Koçgiri isyanında il statüsü elinden alınıyor ve bir bütün olarak Dêrsim o yıllarda talan ediliyor. Bu talan olmanın en ağır sonucu da bildiğiniz gibi 1937/38 Dêrsim soykırımıdır.

Xozadlılarda her evde bir bağlama olduğu söyleniyor, Alevi inancının yoğun yaşandığı Xozad‘da sözlü tarihi olan Alevi İnancı bağlama yani teller, deyişler ve beyitler üzerinden mi yaşatıldı? Bunun en önemli örneklerinden biri babanız, yani Zeynel Kahraman. Zeynel Kahraman’ı bize tanıtabilir misiniz?
Babam küçük yaşta müziğe başlıyor. İlgisi dayım üzerinden oluştu.Dayım hem bağlama hemde nefesli enstrümanlar çalıyormuş, düğünlerde sahne alıyormuş. Babamın Xozad`da marangoz atölyesi vardır. Ve bir çok ev eşyasını kendi elleri ile yapmıştır. Yani babam, el sanatlarına ilgisi ve yeteneği olan biriydi. Marangoz atölyemiz önce Xozad`daydı, ben daha sonra o atölyeyi köye taşıdım.
Babam müzik konusunda yetenekliydi kendine özgü tarzı vardı. Üç telli bağlamayı çalış tarzı babama hastır ve çaldığı tarz olarak özeldir. Telleri farklı kullanıyor. Şimdiki bağlama ustalarını örnek aldığımız zaman, Erdal Erzincan, Arif Sağ, Musa Eroğlu ilk akla gelenlerdir. Belki tekniği Arif Sağ geliştirmiş olabilir ama şelpe çalma zaten Alevi geleneğinde vardır. Bu inançsal geleneği yaşlılarımız zaten herdem çalmışlardır. İnsanlar kendi acılarını, sevgilerini, düşüncelerini ve isyanlarını bağlamaya dökmüş. Bir bütün olarak yaşamının aracıdır bağlama, yaşamını bağlama ile bütünleştirmiş. 
Üç telli (topuz bağlama), beş telli bağlamayı çalan bir çok yaşlılarımız vardı/ vardır. Ve babam bunlardan biriydi… kendi çalma tarzı ile kendisine has bir şekilde çalardı. Ve babam marangoz olduğu için atölyesinde kendi bağlamasını kendisi yapıyordu. Bağlamanın yanında çok da güzel kemençe çalardı.
Babam bir gün atölyede bana bir ağaç getirdi. ‘Oğlum, bak’ dedi ve ağacı şöyle çizdi sonra bana  ‘şunun içini çıkar’ dedi ve kısa tarif etti. Ben o ana kadar bilmiyordum.
Babam bu ağacı ne yapacak. Ve aynı şekil çıkardım, babam benden teslim aldı, devam etti, üzerinden işledi, kesti, ve sapını ve şeklini verince, ben kendi kendime ‘aha, tamam, kemençe yapıyor’ dedim.
Ben o zaman kadar kemençe çaldığını bilmiyordum. Babam keman çalıyordu, bunu biliyordum, ama kemençe çaldığını orada ilk kez anladım. Ve bitirdikten sonra bana: ‘Git, atın kuyruğundan bir kaç tane tel kopar getir.’ dedi.
Gittim kopardım getirdim. Babam o telleri bir yaş ağaç üzerinde eğdi, (ki sertleşiyor) her iki ucunu bağladı, kemençeyi bitirdikten sonra onu yanımda çok farklı ve hoş bir şekilde çalmaya başladı. Kendimi, yakaladığı tonlara, tınılara dakikalarca kaptırdım, adeta atölyede değil, huzur estiren bir mekanda hissettim.
Yani babam bağlama ve davulun yanında keman ve kemençe de çalıyordu, bunu da o zaman yeni ve sürpriz şeklinde öğrenmiş oldum. Babamın bu içten yaşattığı özverili yeteneğine hayran kalıyordum. Babam ile gurur duyuyorum. Ve hepsini kendi kendine öğrendi. Yani kulak dolgunluğu ile öğrendi. Nota falan bilmezdi ama bilmediği ve öğrenmediği o her notayı da yakalamayı ve tutmayı bilirdi.

Peki siz müziğe nasıl yakınlaştınız?

 Daha çocuk yaşta babam her defasında ‘bağlamayı eline al ve şöyle çal, böyle tutu, şunu çal’ diye diye benim de ilgimi bağlamaya karşı geliştirdi. İlk kez elime aldığım alet ise babamın Cura’sı oldu. Babam bize bir baba olarak değil, bir arkadaş olarak yaklaşıyordu,hep ‘öğrenin, hepiniz öğrenin’ derdi. Bunu da sadece erkek çocuklarına değil, kızlara da derdi. Kız kardeşlerim de eser okuyorlardı. Ben üç telli bağlama çalmaya başlayarak, diğer estrümanlara ilgim yavaş yavaş gelişti. Daha sonra kendi bağlamam oldu ve onun üzerinde yoğunlaştım,  sonra klarnet öğrenmeye başladım… Klarnet tutkusu birden sardı beni, ve öğrendim. Ustam şu an İstanbul’da olan İmam Solmaz’dı. İmam Solmaz klarnet çalmama yardımcı oldu. Abimin aldığı klarnet ile ilk çalışmalarımı yaptım. İmam Solmaz bana teypten kaset doldurdu…klarnet ağıt türleri, oynamalar vs. her havadan çalıp kaydetti. Bende notasız, öğretmensiz kendi kendime dinleyerek, dinlediğimi çalarak klarneti çalmayı öğrendim.İkinci senede düğünlere çıkmaya, düğünlerde çalmaya okumaya  başladım. 12 yaşındaydım, küçük yaşta düğünlerde eser okumam çevrede bayağı ilgi toplamıştı. Parçalarımı Kürtçe, Kırmancki ve Türkçe okuyordum.

Enstrüman çalmanın yanında söz ve beste yazdınız mı?

Elbette yazdım, bana ait besteler var, babama ait olan besteler var. Babamın bestelerine çoğunlukla  Metin-Kemal Kahraman, Mikail Aslan, Ahmet Aslan, Yılmaz Çelik, Hıdır Kutan ve bunlar gibi sanatçılar babamın eserlerini okuyorlardı. Kimisi babamın bestesi olduğunu albümünde yazmış, kimisi yazmamış. Bunun yanında anneme ait olan besteler, eserler de vardır. Annemin de güzel sesi vardı ve kendi bestelerini de çok güzel seslendirirdi.
Babamın en çok tanınmış eserleri arasında ‘Dada urze urze’, ‘Heyderamin’, ‘Cırtıke’, ‘Dada sanosonu’, ‘Melem tiya tiya’, ‘Here here bıra’ var.
Babamın eserleri  çıkardığı ‘Melem Tiya’ albümde yerini alıyor. Yerini almamış henüz tanınmamış eserlerini de toplamışım,  canlı kayıtları da bulunuyor. Bunlara yakında yeni bir albüm projesinde yer vereceğim.
Anadilimiz Kürtçedir. Ve bundan dolayı bir çok eserim Kürtçe’dir. . Xozad’da hem Kurmanci hemde Kırmancki konuşuluyor.
 
Politik nedenlerle 2007’ de Almanya’ya geldiniz. Ve burada müzik çalışmalarınıza devam ettiniz. Çalışmanızın bir meyvesi olarak bir albüm çıkadınız? Gelecekteki projeleriniz nelerdir?
Evet, albümün ismi ‘Diwane Kılamo’, içinde 11 eser var. Albümde Tembur ve Gitarda Cemil Qoçgiri, Gitar’da Mikail Aslan, Kaval’da Yasin Boyraz, Violin’de Nure Dlovani, Mey’de Hüseyin Yağmur, Bas’ta Kevin Karter, Percussion’da Ali Erel, Vokal’de Devrim Kavallı eşlik ettiler. Eserlerin ikisi klarnetle, ağıt türünden enstrümantal müzik. Diğer eserler de Kurmanci, Kırmancki, ve Türkçe.  Albüm çalışması bir kaç ay sürdü. Sanatçı ve müzisyen arkadaşlarımın da bu konuda moralman destekleri oldu, yapıcı yorumları ve eleştirileri üzerinden daha kaliteli bir çalışma oldu. Albüm DEST müzik stüdyosu üzerinden çıktı ve sanatseverler ile buluştu. Albüm bir kaç ay önce çıktı ve  yoğun ilgi görüyor. Bu süre zarfında bir de bir müzik klibi yaptık. Klibin ismi „Sevliyamın“, babamın bir eseridir.  Müzisyen arkadaşlarımla beraber bir müzik grubu kurmayı hedefliyoruz.


NİHAL BAYRAM-RIZA AYDOÐDU/RÜSSELSHEİM