Diyalog Yunanca bir kelimedir. İki ya da daha fazla kişinin kendi aralarında konuşmalarını, tartışmalarını ifade eder.
TC Cumhurbaşkanı diyalogu seven bir kişidir. Önüne gelen herkesle zaman ve zeminine göre diyalog kurar. Ancak bu süre pek fazla uzun sürmez. Kurduğu diyalogu yine kendisi bitirir. AKP iktidar olduğu ve TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan olduğu dönemlerde Kürtlerin temsilcileri ile dolaylı da olsa diyaloğu vardı. 2015 seçimlerine çok kısa bir süre kala “Dolmabahçe Mutabakatı“ denen diyalog sürecini kendi iradesi ile bitirdi.
Fethullah Gülen Cemaatı ile Tayyip Erdoğan arasındaki ilişkiler çok eskilere dayanır. Cemaat’a 1980 faşist darbesinden başlamak üzere tüm iktidar sahipler destek sundu, ancak güçlenmesi AKP iktidarı dönemine rastlar. Güçlenen Cemaat iktidardan pay istemeye başlayınca Erdoğan ile Cemaat arasında ilişkiler ters dönmeye başladı. 2013 Aralık ayından itibaren diyalog ve dostlukları tamamen koptu. Erdoğan’ın iktidarına çomak sokulmaya başlanınca feryat etmeye başladı. “Ne istediniz de vermedik“ bu diyalogu ve feryatı en güzel ifade eden kısa bir cümledir. Bazen kısa bir cümle herşeyi ifade etmeye yeterlidir.
Erdoğan şimdi de daha önceleri miting meydanlarında ırkçılık ile suçladığı, ırkçılık yaparak milliyetçi olunamayacağını, asıl milliyetçinin kendisi olduğunu söylediği MHP lideri Bahçeli ile diyalog içerisinde. Erdoğan’ın Bahçeli ile diyalogu Kürt Özgürlük Mücadelesini ve muhalif güçleri tasfiye etme üzerinedir. Bu diyalog süreci 7 Haziran sonrasında daha bir sıkılaştı. MHP 1 Kasım’da seçimlerin yenilenmesinde önemli bir rol oynadı. Tuğrul Türkeş’in Davutoğlu’nun geçici hükümetinde yer alması AKP listesinden aday olması danışıklı döğüştü. 1 Kasım seçimlerinden sonraki diyalogları ise alenileşti. Nitekim HDP milletvekillerine yönelik operasyon öncesi Erdoğan ile Bahçeli C.Başkanlığı sarayında başbaşa bir saat görüştüler. Esas konuşulan sorun Kürt muhalefeti ve demokratik güçlerin tasfiyesine yönelikti. Buna bağlı olarak Suriye, Irak, Fırat Kalkanı, Musul ve Rakka sorunlarıda gündeme geldi. Bahçeli ile Erdoğan arasında konuşulan sorunlardan birisi de “İdam Cezasının“ geri getirilmesi sorunu idi. Bahçeli Erdoğan’a, „Getirin idamı alın başkanlık sistemini, yeni Anayasa yapılmasını“ dedi. Erdoğan ise; Biz bir elmanın iki parçası gibiyiz. İkimizde Türk-İslam sentezini savunuyoruz. Bugüne kadar birbirimize söylediğimiz laflar, suçlamalar geride kaldı. Biz birlikte olmazsak devletin geleceği tehlikeye düşer“ dedi.
Her konuda anlaştılar. Bu anlaşma üzerine HDP’nin tasfiyesi süreci başlatılarak 9 HDP milletvekili tutuklandı. Belediyelere kayyum atanmasıda MHP’nin en temel isteklerinden birisi idi. Nitekim Belediyelere kayyum atanması Diyarbekir ve Şirnêx ile devam ediyor.
Süreci takip etmeye devam edeceğiz. Bakalım AKP-MHP diyalogu ne zamana kadar sürecek. Uzun süreceğini sanmıyorum. Zulüm ile abad olanın sonu yoktur. Ancak zulüm sistemi de kendiliğinden sona ermiyor. Kürt siyasal hareketi geçmişinin muhasebesini yaparak yeni strateji ve taktiklerle bu zulüm sistemini sona erdirmenin yollarını aramalıdır.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE
BU HAFTA:
* Özgür Gündem gazetesi dağıtıcılarından Adil Başkan, 9 Kasım 1993’te Nusaybin’de, Adil Yaşa ise 10 Kasım 1993’te Diyarbekir’de kontralar tarafından katledildiler.
* Büyük Kürt şairi ve dilbilimcisi, SKDP kurucusu ve Genel sekreteri, Hawar dergisinin yazarlarından Osman Sebrî 12 Kasım 1993 tarihinde Şam’da hayata gözlerini yumdu.
* 49’lar, 23’ler davasının sanıklarından, Deng dergisinin Genel Yayın yönetmeni, Barış Derneği davası sanıklarından Kürt avukat Medet Serhat 12 Kasım 1994 günü uğradığı silahlı kontra saldırısında İstanbul’da şehit düştü.
* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 12 Kasım 1998’de Roma’ya giderek havaalanında siyasi iltica talebinde bulundu.
* 13 Kasım 1960 tarihinde Suriye Muhaberatı’nın Amude’de bir sinemayı yakması üzerine 280 Kürt hayatını kaybetti.