
"Din devletin emrinde olmaz. Laik bir yönetimde de, dini esasları referans alan İslami bir yönetimde de din devletin emrinde olmaz. İslamda böyle bir şey yok, bütün mezhepler reddeder. Ebu Hanife, dini devletin emrine sokmamak için sakallı, sarıklı, 5 vakit namaz kılan Abbasi halifesine karşı durdu ve işkencede öldü. Peki, siz bu Diyaneti niye özerkleştirmiyorsunuz veya dini niye sivil topluma bırakmıyorsunuz?" diye soran Tan, bugün Diyanet İşleri Başkanlığı'nın MİT ve Genelkurmay İstihbaratı'ndan daha fazla derin yapıların kontrolü içinde olduğunu söyledi.
Diyanet'in hem yapı hem hem de hizmet olarak Sünni-Hanefi bazlı olduğunu vurgulayan Altan Tan, “Kürtçe vaaz camilerde verilebilir mi?” sorusuna bile cevap verilemediğini söyledi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın en başta isminin tartışmalı olduğunu vurgulayan Altan Tan, bu alandaki kurumları sadece Türklere hizmet ettiğini belirtti.
Sadece TİKA’nın Üsküp’teki Türkoloji bölümünde 300 öğrencinin ders gördüğünü hatırlatan Tan, "Kürtlerle ilgili ne var? Hangi çalışmalarınız var?" diye sordu. Altan Tan, konuşmasını şu örnekle sürdürdü: "Türkiye’nin içinde Artuklu Üniversitesi 500 tane Kürtçe öğretmeni yetiştirmek üzere bir imtihan açıyor YÖK’ün bilgisi dahilinde. Eğitim Bakanlığı ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı'yla görüşüyor, üç ayda bir ders kitabı hazırlıyor Kurmanci ve Zazaki lehçelerinde. Takdim ediyor Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına ve ona söylenilen şu: 'Alabildiğin kadar öğrenci al.' yani öğretmen al yetiştirmek üzere. 500 kişi alacağını ilan ederek sınav açıyor ama daha sınavlar sonuçlanmadan, ilan aşamasında YÖK, bunu temmuz ayında 250’ye indiriyor. Öbür taraftan da gidiyor, Üsküp’te 300 öğrenciye Türkoloji bölümünde öğrenim imkanı sağlıyor. Sağlasın, bunu her tarafta sağlasın ama madem bir kardeşlik, bir hukuk, bir birliktelik varsa bunu Türk, Kürt, Arap, Müslim, gayrimüslim, Alevi, Sünni demeden herkese sağlasın."
Türk (Sünni-Hanefi) olmayanların yurtdışı hizmetlerinde kapsam dışı bırakıldığını kaydeden Tan, birçok büyükelçiliğin ve konsolosluğun kapısına gidilemediğini söyledi. Özbekistan ve Mısır'da bir grup Kürt işadamının yaşadıklarını örnek veren Tan, konuşmasını şöyle tamamladı: "Şimdi, ciddi sorunlar var işte; asimilasyon sorunu var, kültür sorunu var, dil sorunu var, oralarda aldıkları cezalarla ilgili, yattıkları hapislerle ilgili ciddi sorunlar var, var, var, var…
Peki, ne yapıyor bu kuruluşlar? Sadece ideolojik, göstermelik faaliyetler yapıyor ve bunların ötesinde hiçbir ciddi çalışma yapılamıyor.
Onun için, bütün bu sorunlarla ilgili bu bütçelere 'ret' oyu vereceğiz."
ANKARA