Yazımın başlığını Celal Güzelses'in bir Diyarbekir türküsünden aldım. Türkünün başlığında belirtildiği gibi 'Diyarbekir Şad Akmıyor'. Yalnız bugünlerde değil asırlardan beridir hiç şad (bahtiyar, mutlu) olmadı. 

Sadece Diyarbekir değil, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde HDP’ye yüksek oranda yer veren yerleşim birimlerinin hiçbirisi şad değil. Sokağa çıkma yasakları ile Kürt yerleşim birimlerinin bir bölümü açık bir hapishaneye dönüştürülmüş. Devlet, hükümet dönüşümlü olarak ilan ettiği sokağa çıkma yasakları ile bu yerleşim birimlerini harabeye çevirmiş. Amaç, bu topraklarda yaşayan insanların iradelerini kırıp, onları yaşadıkları yerleşim birimlerinden göç ettirip bu yerleri insansızlaştırmak, sonra da geride kalanları topyekün kıyımdan geçirmek.

Geçtiğimiz Perşembe akşamı Diyarbekir Sur’da 16 saatliğine sokağa çıkma yasağını kaldıran valilik, 16 saat sonra yeniden sokağa çıkma yasağı ilan etti. Bu süre zarfında alabildikleri eşyalarını alıp Sur ilçesini terk eden insanlara Sur’u terk etmeleri için fırsat veridi. 16 saat sonra çatışmalar yeniden başladı. Sur’un harabeye dönen hali yaşanan savaşın boyutunu gösteriyordu. Devlet bu sefer askeri ve ağır silahları ile Sur'a girdi. Sabah’ın erken saatlerinde insanlar bomba ve ağır silah sesleri ile uyandılar. Çatışmalar Pazar günü boyunca devam etti. Bütün önemli kavşaklarda güvenlik güçleri kum torbalarından oluşan siperlerin arkasında elleri tetikte bekliyorlar. Aynı manzarayı 1994'te Kuzey İrlanda’ya yaptığım seyahatte görmüştüm. Pazartesi günü HDP dayanışma için Sur’a yürüme kararını açıklayınca valilik yürüyüşü yasa dışı olarak ilan etti. Pazartesi günü Diyarbekir sokakları ve HDP'liler yine gaz bombaları ile sıkılan gerçek mermilere hedef oldular. Sokak çatışmalarında iki genç yaşamını yitirdi.

Yine Cizre ve Silopi’de Pazartesi günü saat 23.00'ten sonra sokağa çıkma yasağının uygulanacağının sinyalleri verildi. Cizre ve Silopi’de, öğretmenlerin eğitim çalışmasına alınacağı gerekçesi ile Cizre ve Silopi’de okulların tatil edileceği ilan edildi. Bu ilan, yapılacak kapsamlı bir operasyonun habercisi idi ve her iki ilçede görev yapan öğretmenlerin bu ilçeleri terk etmeleri için verilen sinyaldi. Şüphesiz ki bu sinyal sadece öğretmenlere değil, tüm ilçe halkına memleketlerini terk etmeleri için verilen bir mesajdı.

Halkın iradesini kırmanın hiç de kolay olmadığı Diyarbekir'de gündüz yapılan kepenk kapatma eylemi, geceleyin yapılan gürültü yapma ve elektrik kapama eylemi ile ortaya çıktı. Ancak bölgeden önemli bir göç eyleminin olduğu da bir gerçek. İnsanlar geçici de olsa daha emniyetli buldukları civar illere ve yerleşim merkezlerine gidiyorlar. Bölgede lokal da olsa bir topyekün savaş hali var. HDP'yi ve HDP'nin iktidar olduğu yerel yönetimleri işlevsiz kılmak, halkın nazarındaki itibarını, meşruiyetini kaybettirmek için her şey yapılıyor. Önümüzdeki günlerin daha büyük olaylara, acılara gebe olacağını unutmadan gerekli tedbirlerin hızla alınması gerekiyor. 


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

Mele Mistefa Barzani’nin ağabeyi Şêx Abdulselam Barzani İttihat Terakki'nin Musul valisi Diyarbekirli şair Süleyman Nazif tarafından 14 Aralık 1914 tarihinde idam edildi.

* HEP Anakara İl Başkanı, KUM Meclisi'nin değerli üyesi Kürt siyasetçi Faik Candan kontralar tarafından kaçırılarak Ankara'da 14 Aralık'ta şehit edildi.

* Mehabbad Kürt Cumhuriyeti ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği gibi süper güçlerin ihaneti sonucu 15 Aralık 1946'da yıkıldı. Qazi Muhammed ve arkadaşları tutuklandı.

* Büyük Kürt Halk Türküleri sanatkarı Ahmet Arif Cizrawî 17 Aralık 1986'da vefat etti.

* Büyük Kürt Halk Türküleri sanatkarı Ayşe Şan 18 Aralık 1986'da vefat etti.