Katliamın gerçekleştiği bodrumda bulunan Cizîr Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, önceki gün şunları söylemişti:


*  Biz AKP hükümeti ve faşizmine Cizîr halkı olarak diz çökmeyeceğiz.


*  Belki doğrudur: Açız, sususuz, doktorsuzuz, sağlık malzemelerimiz yoktur. Kefiyeyle bazı kişilerin yaralarını sarmışız.


*  Ama bu yalvarış değil, teslimiyet değil. Teslim olmayacağız. İlk günkü gibi direnişimiz devam ediyor.


* 60 gündür sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bunu izleyip sessiz kalanlar bizi defnetmesinler. Kimse bu saatten sonra cenaze defnetmesin. Kendileri nereye defnediyorsa defnetsin.


*  Kürt halkına sesleniyorum: Bu bir mücadeledir. Özgürlük mücadelesi, uzun soluklu bir mücadeledir. Sadece Cizîr'in düşüşü ya da 100 kişinin katledilmesiyle bu hareketin bitmeyeceğini herkes bilmelidir.


* Bütün halkın bu vahşete sessiz kalmaması, ayağa kalkması gerekiyor. Bu bodrumla birlikte insanlık da çökecektir.


* Cizîr halkı var gücüyle bedenini tanka, topa, lav silahına, roketatarlara siper etti. Mücadeleye devam eden arkadaşlara buradan selam ediyoruz. 


* Cizîr halkı, 60 gündür soğuğa, açlığa, susuzluğa rağmen diz çökmedi. İnsanlarımızın bizimle gurur duyması lazım.




Kürdistan direniş tarihinin merkezlerinden, 30 yılı aşkın Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kalelerinden Cizîra Botan, Türk devletinin bütün savaş organizasyonuyla saldırmasına rağmen iki ay boyunca direndi. Kirli ve kuralsız bir savaş yürüten Türk devleti, Cizre’ye boyun eğdiremeyince toplu katliam yaptı. Üstelik aralarında çocukların da bulunduğu yaralı ve silahsız insanlara yönelik tarihine yakışır bir vahşete imza atan Türk devleti, TRT Haber aracılığıyla “60 terörist öldürüldü” diye müjdeledi. Devletin yaralılar var diye kendisine bildirilen adreslerde yaptığı katliam ile ilgili dün tam bir karartma uygulandı.

Türk devletinin abluka, ambargo, tehcir dayatması, on binlerce asker ve polisi yetmezmiş gibi tank ve top saldırılarıyla topyekün imha etmek istediği Cizre, direnişin 38. günü büyük bir katliam girişimiyle karşı karşıya kaldı. Onlarca insanın mahsur kaldığı, evlerin yakılıp yıkıldığı Cudi Mahallesi’nde 16 yaşındaki Hüseyin Paksoy’un 4 gün boyunca vurulduğu sokakta bekletilerek hastaneye kaldırılmasına izin verilmediği için yaşamını yitirmesi ardından AİHM, Cizre’de 18 Ocak gecesi devlet güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralanan Serhat Altun hakkında tedbir kararı aldı. Ancak tıpkı 16 yaşındaki Hüseyin Aksoy gibi, Altun da AİHM’in karar verdiği saatlerde yaşamını yitirdi. Serhat Altun’un yaşamını yitirdiği bilgisi üzerine 21 Ocak’ta aralarında HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre Belediye eşbaşkanlarının da bulunduğu çok sayıda kişi, yaralı ve saldırılarda yaşamını yitirenlerin cenazelerini almak için Cudi Mahallesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Serhat Altun diğer cenazeler ve 5 yaralı alınıp Nusaybin Caddesi’ne ulaşıldığında zırhlı araçlar tarafından ateş açıldı. 30-40 kişinin en az 10’u yaralandı. Ateş devam ederken insanlar çevredeki evlere sığındı. 

Türk güçlerinin saldırıları Cudi Mahallesi üzerine yoğunlaşırken 22 Ocak günü Bostancı Sokak’taki bir evin bodrum katında 22’si yaralı, toplam 31 kişinin mahsur kaldığı anlaşıldı. Yaralılar ile irtibat kuran HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, durumu hem HDP hem Cizre’deki mülki amir hem de kamuoyuyla paylaştı.4 katlı evin henüz bir penceresi bile kırılmamıştı. Türk devleti, iletilen adresi yok edilmesi gereken bir hedef olarak gördü, tanklar ve panzerlerle saldırmaya başladı. Eve top mermisinin isabet etmesi sonucu DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel, haber takibi için ilçede bulunan Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş’ın da aralarında bulunduğu yaralı sayısı arttı. 23 Ocak’ta yaralılardan biri yaşamını yitirdi.

Bodrum katındaki Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, 24 Ocak’ta kendisiyle bağlantı kurulduğunda evin üs katlarının çöktüğünü belirterek, yaşamını yitirenlerin sayısının 2’ye çıktığını; yaralılardan 18’inin durumunun ağır olduğunu bildirdi. Mehmet Tunç, “Yaralıları yerde serdiğimiz yataklara yatırmışız. 2 cenazeyi yaralıların psikolojisi bozulmasın diye banyoya götürdük. Pansuman yok. Sağlık malzemesi yok. Bizim de bu konuda tecrübemiz yok. Kan kaybı var. Yavaş yavaş bu insanlar burada ölüyor” dedi.


Tüm girişimler sonuçsuz

Bir hafta boyunca AİHM ve BM İnsan Hakları Komiserliği, Avrupa Konseyi nezdinde girişimler devam etti. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken başkanlığındaki bir heyet Ankara’da Başbakanlık, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile görüşerek yaralıların alınmasınan sağlanmasını istedi. Bu amaçla açlık grevine bile başladılar. Cizre’de sürekli Belediye ambulansları ve gönülü sağlıkçılar belli bir noktaya kadar ilerledi ama hep çatışma mizanseni ile bu girişim engellendi. Cizre’ye yürümek isteyen yaralıların ailelerinini de içinde bulunduğu halk, saldıraya uğradı ve girişlerine izin verilmedi. Amed ve Batman’da giden sağlık ekibinin ilçe sınırlarına varmasına bile müsaade edilmedi. 29 Ocak’ta yaralılar içinde bulunan DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel, kendisiyle kurulan bağlantıda şunu ifade etti: “Yaralılardan Ferhat Karaduman, Sultan Irmak, Ferhat Saltık ve Mustafa Gazyak’ın durumu iyice ağırlaştı. Burada su almaya çıkmaya çalışan arkadaşlarımızı vuruyorlar. Yaralıların durumu zaten ağır ve ev kuşatılmış durumda. Burada askeri kişilerin olduğunu düşünüyorlar, gelip bakabilirler. Evin etrafı kuşatılmış, mehter marşı çalıyorlar. Tamamen Kürt halkını, kamuoyunu kandırmaya çalışıyorlar. Kürt halkı iyi bilsin, aynı yalanları söylüyorlar. Burada 2(önceki gün) gündür insanlar sıvı almıyorlar. Sıva almasalar zaten ölecekler. Tüm halkımız iyi bilsin. 6 kişi yaşamını yitirdi.”

Bu mesajdan sonra da saldırılar gece boyunca devam etti. 

Yaralılar arasında bulunan DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel, Sarıyıldız’a şu majları gönderdi: “Bir eli sağlam olan arkadaş; iki aydır arıtma deposunda bulunan 1 litrelik suyu, cıvataları açıp çıkardı herkes bu suyla dudaklarını ıslattı... Herkes inliyor konuşamıyor. 

Öldürecem kendimi artık yeter su haykırışlarını duymak istemiyorum.

Artık kimse aramasın beni yazmasın öldürecem kendimi.

Su diyorum su heval su!!!

Su heval ya su su…”


Erdoğan: Ambulans gitmeyecek

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da kıldığı Cuma namazı sonrasında yaptığı açıklamada, “Yaralını al, ambulansların olduğu bölgeye getir. Söylendiği halde bunlar bunu yapmıyorlar. Belki de yaralı değiller. Ambulansların güvenlik bölgesine girmesi söz konusu olamaz” diyerek hepsinin öldürülmesi talimatını verdi.

Erdoğan’ın bu açıklamasında sonra akşam saatlerinde yaralılardan biri bodrumdaki fotoğrafları paylaştı. Fotoğraflarda bodrumda yaşamını yitirenlerin battaniyelere sarılıp bir odada bekletildiği görülürken, yaralılar ise tek sıra halinde açılan yer yataklarına yatırılmıştı. HDP yaralıların “Mehmet Yavuzel, Feride Yıldız, Ferhat Saltıkat, Ali Fırat Kalkan, Mustafa Vartiyak, Tahir Çiçek, Rıdvan Ekinci, Dersim Aksay, İslam Balıkesir, Serdar Pişkin, Ferhat Karaduman, Sultan Irmak, Sercan Uğur, Rohat Aktaş ve Fehmi Dinç” olduğunu; yaralıların bulunduğu eve durmak bilmeyen saldırılardan dolayı bitkin düşen 9 kişinin  ise “Hacer Aslan, Gülistan Üstün, Sakine Şiray, Berjin Demirkaya, Ramazan İşçi, Mahmut Duymak, Kasım Yana, Osman Gökhan ve İzzet Gündüz” olduğunu açıkladı.


30 Ocak sabahı

Şırnak Belediyesi’ne ait bir ambulans ve gönüllü sağlık görevlileri yaralıları alacakları Dörtyola doğru yeniden yola çıktı. Ancak ambulansın Dörtyol’a ulaşmasının hemen ardından tıpkı daha önceki günlerde ambulansların yaralıları almak için yaptığı girişimlerde olduğu gibi ev ve çevresine top atışları başladı. Bina çevresinden patlama sesleri yükseldi, durumu ağır olan Sultan Irmak da yaşamını yitirdi. Yapılan saldırılarda yaralılardan bulunduğu bodrum katının bir duvarı yıkıldı, girişi yıkıntılarla kapandı. Bütün bunlar olurken açlık grevindeki HDP heyeti, yaralılardan DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel ile irtibat halinde ve görüşmeleri Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da dinliyordu. Telefondaki ses, son olarak “Enkaz altındayız. Ben nasıl anlatayım ya! Enkaz altındayız enkaz…” dedi. Ondan sonra irtibat kurulamadı.

31 Ocak’ta yaralıların annelerinin de bulunduğu 11 kadın, beyaz bayraklarını açarak yaralıların bulunduğu Cudi Mahallesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Evin bahçesine kadar yaklaşan kadınlar, başlarına silah dayanılarak gözaltına alındı. 


4 Ocak’a kadar

Türk devleti nezdindeki bütün girişimler sonuç kaldığı gibi Başbakan da Cumhurbaşkanı’nın “belki yaralı yoktur” talimatını tekrarladı. İçişleri Bakanı, hepsinin öldürüleceğinin sinyalini verdi, Türk kamuoyuna “az kaldı, müsterih olun” dedi. Bu arada HDP’nin bütün girişimleri sonuçsuz kaldı. Belediye ambulansları binaya yaklaşamadı. Cizre’ye yürümek isteyenler saldırıya uğradı. Cizre ateş altında kalmaya devam etti. Bu süre zarfında Türk güçleri bir yandan da “teslim olun” anonsları yaptı. Cizre’de tek bir fert boyun eğip teslim olmadı.


4 Ocak’ta ikinci vahşet

4 Ocak günü de “vahşet bodrumu” undan haber alınamadı. Sur ve Cudi mahallelerine dönük tanklardan yapılan top atışları yoğunlaştı. Mahallelerden top atışları sonucu çıkan yangınlar nedeniyle dumanlar yükselirken, polis ve askerin Dicle, Şah, Dağkapı mahallelerinde ev aramaları da devam etti. Öğleden sonra Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, Özgür Gün TV’ye telefonla bağlanarak, top atışlarının devam ettiğini ve ‘vahşet bodrumu’ndan haberdar olmadığını belirterek, şunları söyledi: “O binadan 6 gündür haber alamıyorum. O bodrumdan çıktım. Bir başka bodrum katındayız şu anda. Bulunduğum bodrum katında 37 yaralı var. Ayakları kırılmış, bazıları kurşun yemiş, bazıları büyük bombalarla şok geçirmiş. Bu insanlar şimdi zor durumda. Bombardıman dolayı yangın çıktı. Yangının bulunduğumuz yere sıçraması an meselesi! İtfaiyeyi çağırmak zorunda kaldık. Kobra dediğimiz araç da şimdi kapının önünde. Buradan yanmış cesetlerimizi toplayabilirsiniz.” 


Kanalizasyon ve su kanalları kapatıldı

Türk güçleri aynı gün Cudi, Sur ve Nur gibi birçok mahallede kanalizasyon ve su kanallarını kapatmaya başladı. Kanallara kimyasal gazlar atıldı.


9 kişiyi diri yaktılar

Türk güçleri, 54 gündür ablukaya alıp saldırdıkları Cizre’de vahşette sınır tanımadı. Aralarında yaralıların da bulunduğu 37 kişinin mahsur kaldığı ikinci binada top atışları nedeniyle çıkan yangında 9 kişi yanarak can verdi. Binadan çıkmaya çalışan 16 yaşındaki bir çocuk da infaz edildi. Katledilen 9 kişiden kimliği tespit edilenlerin isimleri şöyle: Şervan Adıgüzel, Ercan Pişkin, Mehmet Özkul, Nizar Isırgan, Cengiz Sansak ve  Ramazan Çömlek. Yaralıların bazılarının isimleri ise şöyle: Ferhat Balcan, Fidan Dadak Felek Çağdavul, Yasin Çıkmaz, Hasan Ayaz, Ekrem Çevirgen, Abdulkerim Oruç.

08.36’da iletişim koptu

Yaralıların yanında bulunan iletişimin sağlandığı tek kişi olan Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un 5 Ocak günü 08.36’dan itiraben HDP’liler ile iletişimi kesildi. 


Bizimle gurur duyun!

Tunç, son olarak önceki sabah bağlandığı Med Nuçe’ye kapının önüne kadar gelen panzerden kendilerine “Teslim olun aksi halde olacaklardan siz sorumlusunuz” şeklinde anonslar yapılmaya başlandığını söyledi. Binada yaralılardan başka kimsenin olmadığını belirten Tunç, “Binada silahlı kimse yok. Katliama devam etmek istiyorlar” dedi. Cizre’nin teslim olmayacağını vurgulayan Tunç’un son mesajı şu oldu: “Herkes moralini iyi tutmalıdır. Biz şehit düşeceğiz ama bu mücadele hiç bitmeyecek. 100 kişiyi öldürmekle bu mücadele bitmez! Mücadeleye devam edenlere selamlarımı iletiyorum. Cizre diz çökmedi! Bizimle gurur duyun!”


TRT duyurdu

Bütün yaralılar ve yaralıların olduğu bölge ile irtibat kesilirken Türk devleti, önceki gün Cizre’ye sağlık ekipleriyle gitmek isteyen HDP heyetini engelledi; diğer yandan da “teröristler sıkıştırıldı. Cizre’de temizlik bitiyor” şeklinde propagandaya başladı. Türk medyası İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya dayanarak bu propagandayı sürdürdü. Akşama doğru Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk medyasının patronlarını toplayarak, yeni dönemin talimatlarını verdi. Toplantı bittikten sonra TRT Haber, altyazı geçmeye başladı:“Güvenlik güçleri Şırnak Cizre’de teröristlerin kontrolündeki bodrum kata girdi. Çatışmada 60’a yakın terörist etkisiz hale getirildi.”

Böylece Cudi Mahallesi Bostancı Sokak’taki ilk bodrumda 16 gün hastaneye kaldırılmayı bekleyen 15 yaralı, 7 cenaze ve 9 kişi; yine aynı mahallede, yapılan top atışları nedeniyle 9 kişinin yanarak, 16 yaşındaki bir çocuğun ise kapı önünde devlet güçlerince katledildiği ikinci bir binada ise 37 yaralının devlet güçleri tarafından infaz edildiği belirtiliyordu.

Aynı saatlerrde devlet güçleri ile bağlantılı sosyal medya hesaplarından da operasyonun tamamlandığı ve 29 kişinin infaz edildiği iddia edildi.


Hastane personeli kilitlendi

DİHA, saldırı ve infazı, rakamlar net olmamakla birlikte yerel kaynaklarına da teyit ettirirken Türk güçlerinin cenazeleri Cizre Devlet Hastanesi’ne getirmeden önce hastane çalışanlarını bir odaya kapattığını duyurdu. 


Sarıyıldız: 30’unda kurşun izi yok

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, katliama ilişkin henüz detayların kendilerine ulaşmadığını belirterek, “Binaların ikincisinde çoğu yaralı 62 insan olduğu bilgisi mevcuttu bizde. Onlarcasının katledildiği kesin. Zaten daha önce 9 kişi yakılarak katledilmişti. Bir çocuk kapıda infaz edilmişti. Katledilenlerin cenazeleri de bu binada bulunuyordu. Şimdi de Petröl’ün arkasındaki evde 30’a yakın kişinin yanmış halde bulunduğu ve bedenlerinde kurşun izi olmadığı bilgisi bize ulaştı” dedi.


TRT kaldırdı, Valilik açıkladı

Devletin kanalı TRT, duyurduğu haberi, sabah saatlerinde internet sitesinden kaldırdı. Hemen ardından Şırnak Valiliği tek satırlık açıklama yaptı ve bu açıklama devletin ajansı AA tarafından servis edildi. Şirnak Valiliğinin tek cümlelik açıklaması şöyle: “İlimiz Cizre ilçesinde Bölücü Terör Örgütü mensuplarına yönelik devam eden operasyonda, 10 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” 

Türk Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, “Cizre’deki operasyonda 10 terörist etkisiz hale getirildi. Buradaki operasyonda etkisiz hale getirilen terörist sayısı 574’e çıktı” dedi.


Sağlık Bakanı’nın yalanı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, dün yaptığı açıklamada Cizre’deki yaralılarla ilgili “112 çağrı merkezimize ulaşan herhangi bir yardım talebi veya ihbar olmamıştır” iddiasında bulundu. Ancak Bakan Müezzinoğlu’nun yaptığı “ihbar yok” açıklaması Cizre Emniyet Müdürlüğü tarafından tutulan tutanaklar yalanlandı. Cizre Emniyet Müdürlüğü tarafından tutulan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’den Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) işleyişine ilişkin yanıt istemesi üzerine Türkiye tarafından yapılan savunmaya söz konusu tutanaklar da eklendi. Altında dört yetkili polisin imzasının da bulunduğu söz konusu tutanağa göre, 30 Ocak günü Acil Çağrı Merkezi 5 defa aranıyor. Acil Çağrı Merkezi’nden 155 polis hattına yaralıların kendileriyle irtibata geçtiği ve yardım talebinde bulunduğu yazılıyor.


Yüksek: Onlarca kişi katledildi

Günlerdir Cizre’deki yaralıların kurtarılması amacıyla girişimlerini sürdüren DBP ve HDP heyeti, dün Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde dün öğleden önce basın toplantısı düzenledi. 

DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, yaralıların bulunduğu her iki eve de devlet güçlerince operasyon düzenlediğini ve bu bilginin kesin olduğunu söyledi. Bu evlerden ilkinin 7 kişinin yaşamını yitirdiği, 26 yaralının bulunduğu ev olduğunu, diğer evin ise devam eden operasyonlar sırasında 60’a yakın yaralının mahsur kaldığı belirtilen ev olduğuna işaret eden Yüksek, 60’a yakın yaralının bulunduğu eve giden cenaze aracında bulunan sağlıkçıların evde şu an onlarca cenaze olduğu bilgisini kendilerine aktardığını paylaştı.

Cenazelerin devlet güçleri tarafından Malatya’ya nakledilmesinin planlandığını öğrendiklerine aktaran Yüksek, “Diğer evlerde ne olduğunu bilemiyoruz. Bu konuda netleşen bir durum yoktur. Hastane personelleri dünden bu yana odalara hapsedildiği için onların da bir bilgi paylaşma şansı şu an da yok. Tüm bilgi kaynakları engellenmiş bir durumda. Bu nedenle tamamen karartılmış bir durum var” dedi.

Yüksek, Türk hükümetinin uluslararası kuruluşlara, kamuoyuna özellikle de Kürt halkına şu mesaj verdiğini savundu: “Ben herkese ve her şeye rağmen sizi katledeceğim. Hiçbir uluslar arası kurumu siyaseti halkı dikkate almam. Ben bu infazı gerçekleştireceğim.” 


Davutoğlu, rakamı sakladı

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, öğleden sonra yaptığı açıklamada TRT Haber’in değil, Şırnak Valiliği’nin açıklamasının esas alınmasını istedi. Davutoğlu’nun operasyonun devam ettiğini ve yaralıların varlığını teyit etmediklerini söylemesi dikkat çekti. 


Çatışma süsü mizanseni

Türk güçleri, cenazeleri almaya götürdükleri Cizre Belediyesi ambulans personelinin telefonlarını da kapattı. Abluka ve karatma nedeniyle sağlıklı bilginin alınmadığı ilçede devlet güçlerinin Türk medyasıyla birlikte katliamı gizlemenin peşine düştüğü görüldü. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre yer yer patlama sesinin geldiği mahallede, etrafa rast gele ateş açıldı ve çatışma mizanseni yaratılarak, katliam gizlenmek istendi.

Haber hazırlanırken karartma devam ediyor ve net bilgi alınamıyordu.


 ŞIRNAK