
'Dizi dinlemek'
Türkiye’de dizi izlemek yerine “dizi dinlemek” şeklinde bir algının oluştuğunu ifade eden senarist Okşan Tavaslıoğlu, sistemin dayatmak istediği algıları insanların beyinlerine diziler aracılığı ile kazıdığını dile getirdi. Okşan, “Dizilerde yaratılan kadın modeli sürekli tekrarlanarak kadınlara sunuluyor ve dizi izleyicisi kadın, bir zaman sonra davranışlarını kabul etmediği kadına itiraz etmek yerine onu anlamaya ve davranışlarını gerekçelendirmeye başlıyor” dedi. Ayrıca, kadınların izlediği dizideki kadının davranışlarını rol modeli olarak aldığını kaydeden Okşan, kadınların izlediği karakter gibi davranırsa değerli olabileceğini düşündüğünü belirtti. Okşan, kadınların dizilerdeki karakterleri model almasını erkek egemen sistemin dayatması olarak değerlendirdi.
‘Kadın ev içinde yalnızlaştırılıyor’
Ev emekçisi kadınların televizyonu bir dinlenme aracı olarak gördüğüne değinen Okşan, eril sistemin ev içinde kadınları yalnızlaştırdığını ve televizyona bağımlı hale getirdiğini söyledi. Ayrıca dizilerin ve sinemanın toplumsal cinsiyet algısını pekiştirmede önemli bir araç haline geldiğine vurgu yapan Okşan, kadınların farklı bir tipi görmedikçe verilen kadın tipinin normal olduğunu kabul ettiklerine işaret etti.
Feministlerin dizilerdeki yanlış kadın algısını değiştirmek için çeşitli yayınlar çıkararak kadınları bilinçlendirmek için mücadele verdiklerini söyleyen Okşan, yapılan çalışmaların ses getirse de yetersiz kaldığı ifadelerine yer verdi. Kadınların var olan dayatmaya ve sömürüye boyun eğmemesi ve bunun için de örgütlü bir mücadele yürütülmesi gerektiğine vurgu yapan Okşan, eril sistemin yarattığı kadın algısının ancak bu şekilde değiştirilebileceğinin altını çizdi.
Senaristin itiraz hakkı yok
Senarist bir kadın olarak sektörde yaşadığı sıkıntıları dile getiren Okşan, yazılan hikayenin karşılığında parayı aldıktan sonra senaristin, hikayede yapılan değişikliklere itiraz etme hakkı olmadığını kaydetti. Senaryoda yapılan değişikliklerin senarist tarafından yanlış bulunsa da baştan koşulları kabul ettiği için “ben yokum” deme imkanının olmadığını belirten Okşan, “Daha açık bir ifade ile para hesabına yattıysa ‘Ben yokum’ deme şansın olmuyor. Bu noktadan sonra yapımcıya ve yönetmene ‘Siz ne yapıyorsunuz’ deme lüksünüz de yok” şeklinde konuştu.
'İstemeden parçası oluyorum'
Erkeklerin olduğu senaryo gruplarına kadın bakışı olsun diye senarist kadınların da dahil olması yönünde talep olduğuna değinen Okşan Tavaslıoğlu, yansıtılmak istenen kadın bakışının “Buradaki kadın bakışından kastın, eşi tek taş yüzük aldığı zaman nasıl daha iyi sevinebilir ya da aşk acısı çektiğinde nasıl daha inandırıcı bir şekilde ağlar ve nasıl kırılgan bir kadın profili çizer” anlayışı temelinde geliştiğini vurguladı.
Okşan, senarist bir kadın olarak samimiyetsiz bir iş yaptığını düşündüğünü dile getirirken, “Çünkü ben senarist olarak o dizinin bir parçasıyım ama yaratılan kadın tipini onaylamadığım halde maalesef o işin bir parçası oluyorum. Benim para kazandığım ve izleyiciye sunduğum şey aslında hiç inanmadığım bir şey. Ne zaman bırakma noktasına gelsem önüme çıkan bir doğal gaz faturası benim bu işi sürdürmeme sebep oluyor” ifadelerine yer verdi.
Tek çare örgütlenmek
Kendisi gibi düşünen senaristlerin çoğunlukta olduğunu ancak ne zaman mücadele pratiğe dökülse azınlık olarak kaldıklarını ifade eden Okşan, erkek egemen sisteme karşı, bu sistemden rahatsız olan herkesin örgütlü mücadele vermesi gerektiğini söyledi. Okşan, “Dizide kadına bulaşık yıkatmak yerine kitap okutulsa bu bile bir kadına ulaşmak için önemli bir adımdır” dedi.
Dizi sektöründeki ağır çalışma şartlarına da dikkat çeken Okşan, bu sektörde çalışan hiç kimsenin durumundan memnun olmadığını dile getirdi. Birçok kişinin şikayetçi olmasına rağmen yasal düzenlemelere yönelik bir girişimin olmadığı vurgusunu yapan Okşan, “İşte burada devreye ya kişisel konfor ya da para giriyor” dedi. Senaristlere çok fazla sorumluluk düştüğünün altını çizen Okşan, “Mesela dizilere bir ev içi dayanışma sahnesi konulabilir ve kadın sofrayı hazırlarken erkek de yardım edebilir. Ancak bu sahnenin arkasından bir şaka patlatılmamalı. ‘Olması gereken budur’ mesajı verilmeli ve gerçekle bağı pekiştirilmeli. Senaristler örgütlenmeli ve yaratılan toplumsal algıların değişmesi için birlikte mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
EYLEM DAŞ / JINHA/İSTANBUL