Birbirimizi öldürürken görmezden geldiğimiz, birbirimizle rekabet ederken kendimizinmişçesine harcadığımız doğanın intikamı, evet, çok acı olacak. Bu acı günler başladı ama görmüyoruz. “Belki bir bomba gibi düşmüyor orta yerine kentimizin, belki yerle bir etmiyor evlerimizi, belki göz görmeyince gönül katlanıyor.” Bu nedenle de güç sahipleri önlem alacaklarına sorunu daha da çözümsüz hale getiriyorlar. Çünkü hava kirliliğini devam ettiren her türlü proje, uygulama, mal ve hizmet güç sahiplerine rant alanı sağlıyor. Bu rant insanların, hayvanların, yeşil alanların yani tüm ekosistemin sonunu getiriyor olsa bile iktidarların umru dahilinde olan rant alanı açılmış oluyor, cepler doluyor, mülkler artıyor, sahiplerle köleler arasındaki uçurum daha da açılıyor. 

Algılayamadıkları ise çok açık: Kanser, koah, sel, erozyon, fırtına ayırt etmez iktidar mı ezilen mi olduğunun önemi yok, felaket geldi mi rant projeleri ile ÇED raporları doğa üstünde tahakküm kuranları korumayacak. Belki de tek tesellimiz bu :) 

Nüfus artışıyla kirlilik doğru orantılı

Haykırışlarımız fosil yakıtların kullanımına son verilmesi yönünde. Ancak bu Türkiye’de marjinal bir istek gibi karşılanıyor. Çünkü Türkiye denilince ekonomi, Türkiye  ekonomisinden söz açıldığında ise muhakkak kömürlü termik santrallerden ve yüksek vergili kirli enerjili otomobillerden bahsetmek, bu alanda yatırıma meyletmek, karşı çıkanı küçümsemek bir erk geleneği diyebiliriz.

Kontrolsüzce çoğalan insanımız aynı şekilde kontrolsüzce yapılan yatırımlara bağımlı, istihdam deyince taparcasına koşmakta ve tüketim çılgınlığını üst düzeyde yeni nesle aktarma konusunda oldukça başarılı. 

Artan nüfusla birlikte çoğalan enerji ihtiyacı her geçen gün yeni bir termik santral haberi ile sarsılmamıza neden oluyor. Sarsılıyoruz ancak sarsıntımızla etki yaratabildiğimiz çok az alan var. İktidarlar nüfus artışını destekleyen talimatlar verirken, talimatları emir belleyenler bir yandan çoğalıyor bir yandan kömüre ve daha çok ölüme yatırım yapıyor. İstihdamlar iş cinayetleri ve geçim derdi ile sonuçlanırken artmakta olan nüfusun büyük kısmı kanserden ölüyor. Üstelik kanser de değil sadece çok çeşitli solunum yolları ve akciğer rahatsızlıkları da cabası. Bu, işin insan boyutu. İnsan dışı canlılar bu saçma yatırımlardan en çok zararı görüyor. Doğanın tahrip edilmesi ekosistemi yakın vadede bozguna uğratıyor, bunu görmezden geldik diyelim, uzun vadede yok olan canlı türleri saymakla bitmez. Göç yollarına engeller diktiğimiz kuşlardan bitki örtüsünü yok ettiğimiz ceylanlara kadar pek çok canlı bizim belki de sadece istihdam uğruna kabul ettiğimiz kirli yatırımlar nedeniyle yok oluyor, acı çekiyor.

Hava kirliliğinin sonuçları

Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Ekim ayının ortasında Türkiye’deki hava kirliliği ve iklim değişikliği ile kirliliğin yol açtığı sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacıyla SALT Galata’da “Nefes Alamıyoruz: Hava Kirliliği, İklim Değişikliği, Sağlık” konulu bir sempozyum düzenledi. Türkiye’deki hava kirliliğine ve yarattığı sağlık sorunlarına dikkat çekmek üzere düzenlenen  sempozyuma katılan bilim insanları kanserden felce, kalp krizinden KOAH’a kadar pek çok sağlık sorununun altında hava kirliliğinin yattığını söyledi. Doç. Dr. Haluk Çalışır, “Türkiye’de 33 bin 300 kişi hava kirliliğine bağlı nedenlerden ölüyor. Bu rakamın 14 bini kalp krizi, 10 bini felç, 6 bini akciğer kanseri, geri kalanı ise KOAH ve solunum yolları hastalıkları. Bu ölçümün yapıldığı 2012 yılında Türkiye’de trafik kazalarından ölen insan sayısı ise 3 bin. Yani 11 kat daha fazla” şeklinde konuştu. (Kaynak: Cumhuriyet ( http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cevre/616274/Bilim_insanlari_uyardi__Nefes_alamiyoruz.html )

UNICEF, her yıl 600 bin çocuğun hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu sayının toplamda 300 milyon gibi inanılmaz kalabalık bir sayıya ulaştığını rapor etti. UNICEF’in hazırladığı „Çocuklar için temiz hava“ adlı rapora göre, gelişmişlik seviyesi arttıkça hava kirliliği azalıyor. Zaten bu, dünyanın en kirli yerlerinden birinin ortadoğu olduğunu okuyunca da iyice netleşiyor.


İlham verenler

Kosta Rika birçok yönden eşsiz bir yer. Az nüfuslu bir ülke ve özellikle Amerika gibi ülkelerle karşılaştırıldığında hane başına elektrik kullanımı oldukça düşük. Ekonomisi üretime dayalı ekonominin aksine turizm ve tarımla yürüyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarını besleyen doğal avantajlara sahip. Ülkenin saf enerjisinin çoğunluğu geniş bir nehir sistemi ve bol tropik yağışlarla desteklenen su gücüyle üretiliyor. Diğer kaynaklar ise yine bol bulunan jeotermal enerji, rüzgar enerjisi, biokütle ve güneş enerjisi.

Kosta Rika 285 günde tamamen yenilenebilir doğal kaynaklarla ülkenin elektrik şebekesine güç sağladı. Bu yıl ülke çapında enerjinin maliyeti yüzde 12 oranında düşüşe uğradı ve bu düşüşün devamı bekleniyor. Bu küçük ülkenin gelişimi diğerlerine ilham kaynağı oluyor. Arnavutluk, Paraguay ve İzlanda elektriği tamamen yenilenebilir enerjiden karşılıyor. Şu an için Kosta Rika’nın ulaştığı seviyeye diğer ülkelerin ulaşması zor görünse de, bu gelişimin yankıları daha yeşil bir gelecek sağlamada esin kaynağı olabilir.