
Başbakan Recep T. Erdoğan’ın, açlık grevindeki eylemciler için “Yiyorlar içiyorlar. Açlık grevinde olan kimse yok” sözlerine yanıt veren Avcı, “Doğrudur, bedenimizden ve ömrümüzden yiyoruz! Taleplerimiz arasında ‘dışarıdaki dostlarımız, yoldaşlarımız yemek yemesin’ gibi bir istek yok ve hatta temel iki talebimizin karşılanması durumunda, ortaya çıkacak siyasi iklimin, barışa evrileceği, ekonomik ve siyasi istikrara yol açacağı kesindir” diye belirtti. Taleplerinin siyasi olmaktan öte insani olduğunun da altını çizen Avcı, şunları kaydetti: “Bu durumda hiçbir insanın aç kalmaması, huzurlu ve refah yaşaması temel isteğimizdir. Dışarıdaki arkadaşlarımızın yediğiyle içtiğiyle ilgilenilmesi gündemi saptırmaktır. Başbakan’ın bunlardan ziyade taleplerimizle ilgili açıklamalar yapması, mevkiine ve siyasi rolüne daha uygun düşecektir. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki; bütün sevenlerimiz ve arkadaşlarımız daha sağlıklı ve güçlü bir mücadele sürdürebilmek için fazla kilo almamak kaydıyla diledikleri kadar yiyebilirler, buna ilişkin söyleyebileceğimiz tek şey ‘afiyet bal şeker olsun’dur. Sayın Başbakan bu konuyu yeme içme meselesinden uzak tutarsa bizim ömrümüzden yememiş olacaktır. Taleplerimizin muhatabı Recep Tayyip Erdoğan değil, Başbakan’dır. Dolayısıyla konuyu kişiselleştirmekten uzak, Başbakanlık kimliği ile ve bizleri de birer vatandaş olarak, en doğal hakkını talep eden birer yurttaş olarak görmeli, böyle davrandığı takdirde yediği içtiği de helal olacaktır.”
Hasta değil eylemciyiz
Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Dicle Haber Ajansı Muhabirleri Ömer Çelik ve Çağdaş Kaplan, açlık grevine olan tutsaklarla röportaj yaptı. 12 Eylül tarihinden beri açlık grevine olan Muhammed Mahmo, Abdullah Rüzgar, Şehmuz Öncel, Emrah Kaplan, Yasin Yılmaz, Nazmi Doğan, Ersin Yolu, Erol Şen ve Suphi Yalçınkaya’nın da bulunduğu toplam 9 tutsak ve 16 Ekim tarihinde açlık grevine giren Avukat Cengiz Çiçek, Selahattin Aslan, Sadun Solhan, Azat Metin, Ahmet Soysal, sürece ilişkin değerlendirme yaptı. Eyleme ilk başlayan 9 tutsakta mide ağrıları, mide bulantısı, baş dönmesi, halsizlik, kanama, kalp çarpıntısı ve idrar yollarında yanma gibi sağlık sorunları yaşanırken, bazı tutsaklarda ise 11 kilograma kadar kilo kaybı yaşandı. Talepleri karşılanmak yerine müdahale seçeneğini gündeme getiren hükümetin yaklaşımına tepki gösteren grevciler “Hiçbir müdahaleyi kabul etmiyoruz bizler hasta değil eylemciyiz. Direnişimiz fedaice sürecektir” mesajını verdi.
Rojava Kürtlerinden olan ve 20 yıldır cezaevinde bulunan Muhammed Mahmo, hükümlü olduğu gerekçesiyle açlık grevi eylemine başladığı günden bu yana hiçbir avukatla görüştürülmedi. Mide ağrısı, mide bulantısı, halsizlik, baş dönmesi gibi sağlık sorunları yaşayan Mahmo, 20 gün boyunca cezaevi idaresi tarafından kendilerine B1 vitamini verilmediğini, ancak 20 günün ardından B1 vitamini almaya başladıklarını söyledi.
Halkımıza borcumuz...
Hücrelerine gelen doktoru ve muayeneyi kabul etmediğini belirten Mahmo, “Benim hayatım Bitlis’te katledilen 15 HPG’li kadın arkadaşımızdan Cudi’de, Çele’de, Kazan Vadisi’nde yaşamını yitiren arkadaşlarımızdan daha değerli değildir. İmralı’daki tecrit büyük bir zamana yayıldıkça, her geçen gün hakikate anahtar vuruldukça, gerçek öldürüldükçe, bir şeyler yapmamak insana acı veriyor. Bu eylemimizle hayatlarımızın anlam bulacağına inanıyorum. Bu aynı zamanda halkımıza ödenmesi gereken bir borçtur. Umudumuzu asla yitirmedik, çünkü biz umudu yaratan Mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin, Beritanların ardıllarıyız” diye konuştu.
Fedaice devam
12 Eylül tarihinden bu yana açlık grevinde olan ve eyleminin 35’inci gününden sonra boşaltımda kanama ve mide bulantısı yaşamaya başlayan Şehmuz Öncel ise talepleri karşılanıncaya kadar eylemlerini devam ettirmede kararlı olduklarını ve hiçbir tıbbi müdahaleyi kabul etmeyeceklerini söyledi. Öncel, “Zorla tedavi durumunda direnişimi fedaice devam ettireceğim” dedi. Eylemcilerden baş ve mide ağrısı yaşayan Abdullah Rüzgar ise, “Adım atılmazsa geri dönüş olmaz. Boş sözlere karnımız tok” diye konuştu.
Eylemlerle destek verin
12 Eylül’den itibaren girdiği açlık grevi nedeniyle 11 kilo kaybı yaşayan Emrah Kaplan, bunun yanı sıra boşaltımda kanama, mide bulantısı, halsizlik ve unutkanlık gibi sağlık sorunları yaşıyor. Olası bir müdahaleyi kabul etmeyeceğini ve zorbalığa karşı direnmekte kararlı olduğunu ifade eden Kaplan, “Başta ailelerimiz olmak üzere tüm duyarlı kesimlerden aktif eylem ve etkinlikleriyle sesimize ses katmalarını serhıldanlarla destek vermelerini bekliyoruz” dedi.
Grevcilerden Yasin Yılmaz, mide ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, duyularda zayıflama ve yer yer kalp çarpıntısı yaşadığını söyledi. Olası bir müdahaleye karşı çıkacaklarını söyleyen Yılmaz, “Biz hasta değiliz ve tedavi talebimiz yoktur. Taleplerimiz karşılık buluncaya kadar eylemimizi sürdürmekte kararlıyız” şeklinde tepki gösterdi. Adalet Bakanı Ergin’in yaptığı açıklamaya değinen Yılmaz, “Bireysel hiçbir talebimiz yoktur. Eylemimiz tamamen daha güzel bir yaşamın ve yaşatmanın yollarını aramaya dönüktür” dedi.
AKP zihniyeti tedavi edilmeli
Açlık grevi eyleminde kritik noktayı aştıklarını, bu nedenle her geçen günün daha da önemli olduğunun altını çizen tutsaklardan Nazmi Doğan ise, eylemlerini boşa çıkarma girişimlerine karşı şunu söyledi: “Eğer ortada tedavi edilecek bir durum varsa o vakit öncelikle sömürgeci AKP hükümetinin zihniyeti tedavi edilmelidir” dedi.
12 Eylül’den bu yana grevde olan ve sağlık sorunları gün geçtikçe ağırlaşan Ersin Yolu, Erol Şen ve Suphi Yalçınkaya da talepleri karşılanıncaya kadar direnişi sürdürmekte kararlı olduklarını ifade etti.
Tarihi bir haykırıştır
Eylemlerini “Tarihi bir haykırış” olarak nitelendiren Sadun Solhan, talepleri karşılanıncaya kadar eylemlerinde kararlı olduklarını ifade etti. Solhan, “Bu eylem geleceğimizi canlarıyla aydınlatan, öncülük eden kahramanların anılarının barışa ve zafere ulaşması sözüdür” dedi.
Eylemcilerden Azat Metin ise, “Barış Öcalan’ın özgürlüğünde gizlidir. Dolayısıyla eylemimiz Türkiye barışını da hedefliyor. Özgürlük direnişle gelecektir” diye konuştu.
“Söyleyecek söz kalmayınca, dinleyecek kulak olmayınca bedenlerimizi açlığa yatırdık” diyen ve 15 Ekim tarihinden bu yana açlık grevinde olan Ahmet Soysal ise, herkesin üzerine düşen sorumluluğu yapması ve taleplerin yerine getirilmesi için çaba harcaması gerektiğini vurguladı.
Açlık grevindeki Avukat Cengiz Çiçek: Eskinin tekrarını istemiyoruz
Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan Öcalan’ın avukatlarından Cengiz Çiçek, açlık grevlerini “Bedeninden başka vereceği hiçbir şeyi kalmayanların siyasi protestosu” olarak tanımladı. Kamuoyundaki yanlış bir algıyı düzeltmek istediğini aktaran Çiçek, “Taleplerimiz Sayın Öcalan ile avukatlarının ya da ailesinin rutin görüşmelerinin tekrar başlaması değildir. Sayın Öcalan’ın sorunun çözümünde rol oynayabilmesi için sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanmasıdır. Bu hususları, avukatı olarak gayri hukuki gayri ahlaki tecrit koşullarına şahitlik etmiş biri olarak belirtiyorum. Kürt sorununda çözümsüzlüğünün tekrarı herkese kaybettirir. Halkımıza çağrımız onurlu evlatlarını ve onurlu taleplerini sahiplenmesidir” dedi.
Açlık grevindeki Gazeteci Selahattin Aslan: İntihar değil isyandır
Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki eyleme 16 Ekim’de katılan Gazeteci Selahattin Aslan ise, eylemlerinin hükümete yakın çevrelerce manipüle edildiği gibi bir “intihar” eylemi olmadığını belirterek, Kürt sorununda yaşanan çözümsüzlüğe karşı onurlu ve iradeli bir isyan eylemi olduğunu söyledi. Talepleri karşısında tek muhatabın hükümet olduğunu belirten Aslan, “İki talebimiz de çok net ve somuttur. Hükümetten erteleyen, oyalayan, kandıran sözler değil, somut adımlar bekliyoruz. Taleplerimiz karşılanıncaya kadar kimse bizden eylemimizi sonlandırmamızı beklemesin” dedi.
BDP boykot kararı aldı
Çankırı E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde bulunan Rojhat Özkan, Mahmut Balkaş ve Kader İdin, gönderdikleri mektupta, hükümet yanlısı basının “cezaevlerinde açlık grevleri sona eriyor” yönündeki haberlere tepki gösterdi. Başlattıkları açlık grevinin, “İmralı tecridini kırmak ve yeniden demokratik temellere dayalı müzakere sürecinin başlaması olduğunu” belirten tutsaklar, tek muhataplarının Öcalan olduğunu duyurdu. Tutuklulardan Rojhat Özkan, 2 yıldır cezaevinde olduğunu hatırlatarak, “Kemal Pir ruhu” ile devam ettiklerini söyledi.
‘KCK Şırnak davası’ndan dolayı 3 buçuk yıldır cezaevinde olan Kader İdin ise, sözün anlamını yitirdiği anlarda eylemin devreye girdiğini ifade etti: “Sonuna kadar Ali Çiçek tarzıyla mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Mahmut Balkaş ise, “Büyük irade savaşıyla bizde gelişen maneviyat bütün tecrit ve asimilasyon politikasını kıracak” diyerek demokratik yaşamı inşa etmede ısrarcı olduklarını vurguladı.
GİRESUN
Giresun E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Şahabettin Demir, açlık grevinde bulunan tutsakların sağlık durumun ile ilgili başta DİHA olmak üzere basın kurumlarına göndermek istediği mektuplara keyfi biçimde el konduğunu aktardı.
RİZE
Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevinin sürdüren tutsaklar, eylemleri hakkında mektup gönderdi. Mektupta, eylemlerini büyük bir kararlılık, moral ve coşkuyla sürdürdüklerini belirten tutsaklar, tutsaklardan Hasan Çakar’ın hap içerek intihar ettiği yönündeki haberin de doğru olmadığını bildirdi. Tutsaklar, Çakar’ın tamamen bireysel temelde destek amaçlı 10 günlük açlık grevine girdiğini; açlık grevinden çıktığı günden sonra içtiği ilaçlardan rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını aktardı.