SOZDA OREMAR / JİNNEWS/ŞEHBA

Türk ordusu ve ona bağlı grupların 20 Ocak 2018’de Efrîn’e yönelik başlattığı ve 2 ayı aşkın süre devam eden işgal saldırısının üzerinden 1 yıl geçti. Efrîn Sağlık Meclisi’nin verilerine göre, operasyon süresince 257 sivil katledildi, 742 sivil yaralandı. Yaşamını yitiren sivillerden 37’sinin kadın, 45’inin ise çocuk olduğu tespit edildi. Canları pahasına topraklarına sahip çıkan Efrînliler, 58 günlük direnişleri ile tarihe adeta bir not düştü. Ancak uluslararası kamuoyunun sessizliği nedeniyle şiddetlenen saldırılar nedeniyle halk, Şehba Bölgesi’ne göç etmek zorunda kaldı.

 Türk Hükümeti’nin “halkı refaha kavuşturma” olarak nitelendirdiği operasyonu Efrînliler “işgal” olarak nitelendirdi. Uluslararası güçlerin Efrîn operasyonuna karşı büründüğü sessizlik ise yapılan gizli anlaşmalara işaret etti.

Efrîn katliam siyasetinin kurbanı oldu

Efrîn Kantonu Eşbaşkanı Şiraz Hemo, “Her devlet kendi çıkarı temelinde gücünü yerleştirdi ve ne kadar güç yerleştirildiyse o kadar kriz büyüdü. Tüm soykırım, katliam, yok etme siyasetin kurbanı Efrîn oldu” dedi.  Suriye’de en fazla söz sahibi olmak isteyen devletin Rusya olduğunun altını çizen Hemo, Rusya ve Amerika’nın kendi aralarında Suriye topraklarını paylaştıklarına işaret etti. Hemo, “Fırat’ın doğusu ve batısı da pazarlık konusu oldu. Bu iki güç arasında pazarlandı ve bu pazarlamada pratikte göründü. Suriye genelinde yaşanan savaş gittikçe derinleşti. Buna karşılık sözde çözüm için gelen güçler savaşı daha da derinleştirdiler. Bazı yerler için farklı yöntemler izlendi ‘çözüm’ denildi. Bazı yerlerde ise savaşı en hat sayfaya çıkartılar” diye konuştu.

İttifak sonucu Efrîn işgal edildi

Suriye Rejimi’nin de coğrafyadaki varlığını ve iktidarını koruma peşinde olduğunu kaydeden  Şiraz Hemo, Doğu Guta için çözüm arandığını ve bunun bedelinin ise Efrîn olduğunu dile getirdi.

Hemo, şöyle devam etti: “Guta’daki çeteleri bir tarafa yerleştirmek istediler. Bunun için de Efrîni seçtiler. Zaten Türk devleti hiçbir zaman Kürt kazanımlarını kabullenmemişti. Bu da bir gerçek yani demokratik özgür yaşam projelerini kabullenmekte oldukça zorlanıyor. Bu yüzden her şeyi yapmaya hazır. Kürtlerin kültürel, coğrafik, özerklik ve demokratik haklarını tanımıyor. İttifak sonucu Efrîn işgal edildi. İdlib’te savaşın durdurulması ve tüm çetelerin Efrîn’e yerleşmesi planlandı. Bu planda harfiyen uygulandı. Türk devletinin huyudur ne zaman bir iç kriz yaşasa Kürt kazanımlarına saldırıyor. Efrîn örneğinde bunu net gördük. İç krizini kamufle etmek için saldırı ve farklı gündemler yaratıyor. Ve bunu da sözde iç güvenliği için yapıyor izlenimi veriyor. Buna da ‘milli güvenlik’ diyorlar. Türk halkına şunu diyorlar; ‘bakın görün ben sizi kuruyorum.’ Başkasının toprağını işgal etmek ne zamandır kendi sınırını kurumak oldu?”

NATO’nun silahlarıyla katliam

“Uluslararası sessizlik, planın ortaklığını net gösterdi” diyen Hemo, Efrîn’e dünyanın gözü önünde saldırıldığını vurguladı. Hemo, Efrîn’deki halkın görmezden gelindiğini fakat İdlib söz konusu olduğunda uluslararası tüm güçlerin siviller için harekete geçtiğini belirtti. Bu durumu da “uluslararası güçlerin ikiyüzlülüğü” olarak nitelendiren Şiraz Hemo, “İdlib için ‘savaş olursa insanlık suçu işlenir’ denildi. Peki bende soruyorum; Efrîn’de yaşayanlar insan değiller miydi? Bütün ağır silah ve teknikle Efrîn’e saldırdılar. Bu ağır silahların hepsi NATO silahlarıydı. Çocuklarımızı katleden silahlar Almanya’nın silahlarıydı” diye tepki gösterdi.

Halk teslim olmadı

Şiraz Hemo, Efrîn’in halkın kendi kendini yöneten bir yer olduğunu ve buna tahammül edilmediğini ifade etti ve ekledi: “Efrîn kendi kendini yöneten, kendi savunmasını çocuklarıyla yapan bir yerdi. Ve Efrîn göçe zorlanan tüm halklara kucak açtı. Huzurlu bir yer iken herkesin hedefi oldu. Efrîn işgal edildi evet ama halkın direnişi ve toprağına sahip çıkması büyüktü. Halk teslim olmadı. Sonuna kadar direndi. Hem de uçak, tank, havan, obüs, her türlü ağır silah karşısında direndi. Halk, Efrîn’i bırakmayacağını söyledi. Buda en büyük cevaptı. Efrîn halkı ayakta ve şunu diyor; her ne olursa olsun Efrîn’e döneceğiz.”