
Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin 2. adımı devam ediyor. 3 koldan ilerleyen savaşçılar, doğudan Reqa’ya yaklaşıyor.
Mekmen tarafından hareket eden 3. kol, 12 km ilerledikten sonra Çewis köyünü özgürleştirdi. Çetelerin elinde mahsur kalan ve kalkan olarak kullanılan köylüler de kurtarıldı. Köyün çetelerin döşediği mayınlardan temizlenmesi ardından halk da evlerine geri döndü.
Mekmen-Reqa yolu üzerinden ilerleyen 3. cephedeki savaşçılar, Sabahul Xêyr ve El-Ferar köylerini özgürleştirdi. Savaşçıların bu cephede 20 km ilerledi. Bölgeden alınan bilgilere göre, önceki akşam başlayan ve sabah 06.00’ya kadar devam eden şiddetli çatışmalar sonucu her iki köyde kontrol sağlandı.
Reqa’nın 40 km doğusunda yer alan Til Şar köyünde Mekmen-Reqa yolu QSD’nin kontrolüne geçti. Aynı cepheden ilerleyen savaşçıların Til Şar, Bîr Qûrat ve Mexe köylerini kuşatmaya aldı.
Reqa’nın doğu cephesinde bulunan Qassar köyü ise dün öğlen saatlerinde temizlendi.
Mekmen’den ilerleyen üçüncü cephedeki savaşçılar çetelerin konuşlandığı Syriatel’e ait bir baz istasyonunu temizledi. Burada yaşanan çatışmalarda 2 DAİŞ elemanı sağ yakalandı.
Bîr Heba köyünden ilerleyen ikinci cephede yer alan savaşçılar da Terfawî köyünde bomba yüklü bir araca el koydu. İntihar saldırısı yapmak isteyen DAİŞ elemanı savaşçılar tarafından sağ yakalandı.
Dêrazor’un ilk şehidi uğurlandı
Hesekê halkı ve QSD savaşçıları, Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nde şehit düşen Dêrazor Askeri Meclisi’nin ilk şehidi Emîr Ehmed’i Girê Spî’ye uğurladı.
Hesekê Şehit Aileleri Meclisi, Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nde Cuwîs köyünde şehit düşen Dêrazor Askeri Meclisi’nin ilk şehidi Emîr Ehmed (Ebû Lûey) için tören düzenledi. Şehit için düzenlenen törende onlarca Hesekêli yurttaşla beraber QSD savaşçıları ve şehit aileleri de yer aldı. Bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan törende konuşma yapan Şehit Aileleri Meclisi Üyesi Ehmed Esed, şehidin ailesine başsağlığı dileyerek şöyle devam etti: “Emir’in savaş cephelerinde yer alan binlerce yoldaşı, onun intikamını alacaktır.”
Konuşmanın ardından şehide ait şahadet belgesi okundu ve ailesine teslim edildi. Törenin sonunda Şehit Emir’in cenazesi defnedilmek üzere Girê Spî’ye gönderildi.
Aslen Dêrazorlu olan Şehit Emîr Ehmed, DAİŞ çetesinin kenti işgal etmesinin ardından ailesiyle beraber Girê Spî’ye yerleşmişti.
6 kardeş saflarda

Savunma güçlerine katılan 6 kardeşten biri olan Ehmed Beşîr Hemadê, bölgelerini ve bölge halkını DAİŞ’ten kurtaracaklarını söyledi.
YPG savaşçısı Ehmed Beşîr Hemade, Yılmaz adıyla da tanınıyor. Hesekê’ye bağlı Kerama köyünden ve Arap bir genç. Yılmaz evin en küçüğü, 24 yaşında. 5 kız kardeşi ve 7 erkek kardeşi var. Şedadê DAIŞ’ten alındıktan sonra 5 kardeşiyle YPG güçlerine katılmış. Geri kalan kardeşlerinden ikisi QSD ve 3 kardeşi de Asayiş güçlerine.
Fırat’ın Gazabı Hamlesi’ne büyük bir istekle katılmış ve DAİŞ’e karşı savaşıyor: “DAIŞ’ten intikam almak istiyoruz. Bölgemizi ve halkımızı onların karanlığından kurtarmak; kendimizi ve kentimizi yönetmek istiyoruz. QSD, YPG ve Asayiş güçlerine katılmakla en doğrusunu yaptık. Onlar halklar ve inançlar arasında fark gözetmiyor. İnsanlığın düşmanı karanlık güçlere karşı koyuyorlar.”
Türk ordusunun saldırıları sürüyor
YPG, Türk devleti ve çetelerinin Rojava’ya yönelik saldırılarının devam ettiğini belirtti.
YPG Basın Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle: “16 Şubat 2017’de, Türk ordusu çeteleri havan ve doçka atışlarıyla Efrîn’e bağlı Eyn Deqnê Köyü’ne saldırdı
Yine Türk ordusu ve çeteleri 17 Şubat’ta havan ve obüslerle Belûnê ve Qitmê köylerine saldırdı. Çeteler eşzamanlı olarak Şêx İsa Kasabası’na da obüslerle bir saldırı gerçekleştirdi. İşgalci Türk ordusu 18 Şubat’ta, obüs ve havanlarla Maranez, Belûnê ve Wila Qadî köylerine top atışı yaptı.
19 Şubat’ta Türk ordusu Kobanê’nin batısına düşen Zorava Köyü’ne yol yapmaya başladı. Aynı günün akşamı Türk ordusuna ait insansız hava aracı sabaha kadar Kobanê sınırı üzerinde dolaşarak keşif uçuşu gerçekleştirdi. Türk ordusu yine aynı gün, Eyn Deqnê ve Belûnê köylerine doçka ve havanlarla saldırdı. Yine aynı günün akşamı Maranez ve Eyn Deqnê köylerine doşka silahlarıyla, havan ve tank toplarıyla saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırı sonucu bir savaşçımız şehadete ulaşmış 2 savaşçımız ise yaralanmıştır. Aynı akşam çeteler, tank ve doçkayla Şêx İsa ve Til Rifat kasabalarına saldırdı."
Abdulkadir selvi selvi döküldü
İncirlik Üssü’nde ABD ve Türkiye genelkurmay başkanları arasında yapılan, görüşmeye ilişkin bazı ayrıntılar, devletin AKP tipi hoparlörlerinden Abdulkadir Selvi tarafından paylaşıldı. Selvi, ABD’nin Türk planını kabul etmeyip ’rahatsız edici’ öneriler dikte ettiğini yazdı.
ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ile Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar arasında İncirlik Üssü’nde yapılan görüşmenin detayları hükümet içi bilgileri paylaşan Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi’den geldi. Toplantıda, TSK tarafından Cerablus, El Bab, Minbiç, Reqa’yı içeren harita üzerinden brifing verildiğini belirten Selvi, “Bu görüntüler aynı zamanda görüşme için neden İncirlik üssünün seçildiğini de gösteriyor. Görüşmenin yeri bize bırakılmış. Akar da İncirlik Üssü’nü tercih etmiş” ifadelerini kullandı.
ABD’nin görüşmede, “YPG doğrudan ve koalisyondan bağımsız olarak Rakka’ya girsin” önerisi getirdiğini ve bunun rahatsız edici olduğunu savunan Selvi’nin yazısından kimi bölümler şöyle: “Görüşme nasıl geçmiş, Obama dönemine göre PYD-YPG konusunda bir esneklik hissedilmiş mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la yaptığı görüşmede bölgedeki durumu, Rakka operasyonunu ve YPG konusunu anlattığında karşısında ilgiyle dinleyen ve çok ayrıntılı sorular soran bir başkan bulmuştu. Genelkurmay Başkanı Akar da Amerikalı mevkidaşına DAEŞ’le mücadele ve PYD-YPG konusunda Türkiye’nin net duruşunu anlatıyor. PYD-YPG konusunda Türkiye’nin kesin kararlılığının altını çiziyor. Bu konunun bizim için bir beka meselesi olduğunu söylüyor. Görüşmenin ağırlığını Rakka operasyonu oluşturuyor. Türkiye bir taslak plan sunmuştu. Fırat Kalkanı operasyonu ile DAEŞ’e karşı sağlanan başarı Türkiye’nin elini güçlendirdi. Dunford’a Rakka operasyonu konusundaki taslak planımız anlatılıyor. Genelkurmay Başkanı Akar, yakın çevresine görüşmenin ‘olumlu geçtiği’ kanaatini paylaşıyor.
Peki, Türkiye’nin Rakka planı ne? Henüz taslak halinde. Çünkü ABD, Rakka operasyonunu birlikte yapmaya karar verirse, o zaman plana son şekli birlikte verilecek. Akçakale-Tel Abyad’dan geçen 54 kilometre uzunluğunda, 1 kilometre genişliğinde, yol güvenliği garanti altına alınmış bir hat öngörülüyor. Taslak planın detayları şöyle:
* Türkiye ve ABD, operasyona yoğun hava desteği sağlayacak. Karadan girmeyecek, havadan yoğun bombardıman yapacak. Bu hiç kara gücümüz olmayacağı anlamına gelmiyor. El Bab’da 180-200 arası Özel Kuvvetler, 2.200 civarında kara birliğimiz yer almıştı. 3 bin ÖSO unsuru görev yapmıştı. Tabii Rakka, El Bab’la kıyaslanmayacak ölçüde büyük. Rakka’nın büyüklüğüne uygun bir kara unsuru görev yapacak.
* Operasyonun kara gücünü 10 bin civarındaki ÖSO birlikleri ile ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri arasından seçilmiş yerel Arap unsurlar oluşturacak.
* Kara gücünü Türk ve ABD özel kuvvetleri sevk ve idare edecek. Rakka operasyonunun püf noktasını, YPG’nin durumu oluşturuyor. YPG dışarıda kalacak mı, kalmayacak mı? YPG konusu kırmızı çizgimiz. Ama ABD’nin uzun süredir yatırım yaptığı YPG konusundaki ısrarı bitmiş değil. İncirlik’teki görüşmede de rahatsız edici bir öneri getiriyorlar. YPG, Rakka’ya Koalisyon’dan bağımsız olarak doğudan girsin, ÖSO birlikleri ise kuzeyden güneye doğru ilerlesin. Türkiye YPG seçeneğini kesin bir dille reddediyor. Rakka operasyonunun planlama boyutu devam ediyor ama asıl önemli olan irade. ABD bizimle mi yapacak, yoksa PYD-YPG ile mi?
Türkiye, Trump yönetiminin oluşturmaya çalıştığı bölge stratejisini etkilemeye çalışıyor. Türkiye’nin içinde yer aldığı bir bölge stratejisi oluşturulması için çaba gösterirken PYD-YPG’yi de dışarıda tutmaya çaba gösteriyor. Zorlu bir süreç.”
ANHA / REQA