Kürt iş insanı Savaş Buldan, dönemin Başbakanı Tansu Çiler’in “Elimizde PKK’ye yardım eden iş adamlarının listesi var” açıklamasından sonra 2 Haziran 1994’te Çınar Otel’den Adnan Yıldırım ve Hacı Karay ile birlikte kaçırıldı. 3 Haziran 1994’te de katledildi. Buldan ve beraberindekilerin cenazeleri, 4 Haziran’da Bolu’nun Yığılca ilçesi Yukarıcıkaraş köyü yolunda bulundu. Babasının katledildiği gün dünyaya gelen Zelal Buldan, kendisinin doğum, babasının katledilmesinin 23. yıl dönümünü karşılıyor. 

Eşi kaçırıldığında kızı Zelal’e 8 aylık hamile olan Pervin Buldan, yaşadığı travmadan dolayı erken doğum yapmak zorunda kalmış ve kızı Zelal’i eşi Savaş Buldan’ı hayattan koparıldığı gün dünyaya getirmişti. Zelal o günden beri 23 yıldır doğum günlerini babasının mezarının başında karşılıyor. 

'Baban yurtdışında’ derdi

Babasını hiç tanıyamayan, doğum günlerini babasının mezarı başında geçirdiğini ifade eden Zelal Buldan, çocukken annesi tarafından babasının mezarı başına götürüldüğünü de annesinin bir röportajında öğrendiğini dile getiriyor. Zelal Buldan, babasız büyümeyi de şu sözlerle dile getiriyor: “Bazı şeylerin farkına varmam çok uzun zaman aldı. İlk zamanlar babamın öldürüldüğünü bilmiyordum. Annem bana, babamın iş için yurtdışında olduğunu söylerdi. Çocuk aklımla bunu hiç sorgulamadan kabul etmiştim. Zaten hiç görmediğim için baba kavramı hakkında bir fikrim yoktu. Amca çocuklarım kendi babalarına ‘baba’ demezlerdi bizim yanımızda. Onlar da ‘amca’ derlerdi babalarına. bizi üzmemek için. Yaptıkları ne kadar kıymetliymiş, şimdi dönüp bakınca anlıyorum. Baba figürü olmadığı ve bu bize yansıtılmadığı için baba kavramını bilmeden büyüdüm.”

Üzmemek için sormadım

“Annemle babam hakkında çok fazla konuşmayız” diyen ve annesini işaret ederek, “onu üzmemek için hayatım boyunca babamla ilgili tek soru sormadım” diyen Zelal Buldan, babasının katledildiğini biraz daha büyüdükten sonra öğrendiğini dile getirdi. Zelal Buldan, annesi ile bakışları ve mimikleriyle bir birlerinin hislerini anladıklarını ve babasını andıklarını dile getirdi. 

Babasızlığı okulda öğrendim

Babasızlığı ilk olarak okula başladığında anladığını belirten Zelal Buldan, “Ailem bana hiçbir zaman mutsuz olma fırsatı vermedi. Hayattaki en büyük şansım da annem. Okula ilk başladığım dönem bir şeylerin eksik olduğunu fark ettim. Okulda veli toplantılarına herkesin anne-babası gelirken benim sadece annem gelirdi. Babalar gününde okulda babalara hediye hazırlanırdı, öğretmenim bana dayıma hazırlamamı söylerdi. Böylece okul hayatına başlamamla hayatımda bazı şeylerin yaşıtlarımdan farklı olduğunu ve her zaman farklı olacağını anladım” dedi. 

Mücadele varsa yalnızlık yoktur

Hiçbir zaman yalnızlığa, mutsuzluğa sığınan biri olmadığını, yalnızlık ve mutsuzluğun bir kabulleniş olduğunu düşünen Buldan, bunu da mücadeleye bağladı. Zelal Buldan, “Babam hayatta olduğu süre boyunca halkı için mücadele etti. Böyle bir babaya sahipken yalnızlık fikrini benimsemek ona ihanet olur, diye düşünüyorum. Bizim hayatımızda mücadele her zaman oldu zaten. Gözlerimi açtığım günden bu yana annem her zaman babamın rahat uyuması için uğraştı, uğraşmaya devam ediyor” diye konuştu. 

Türkiye’de adalet beklentisinin olmadığını ama bir şeylerin mutlaka değişeceğine inandığının altını çizen Buldan, annesinin kendi doğumunu da başka türlü anlamlandırdığının altını çizerek, şunları paylaştı: “Annem, babamı yitirdiği gün beni kucağına aldığı için yitirdiği canın acısını hafifletmek, ona can olmak istedim hep. Onu üzmemeye çok dikkat ederim. Doğum günü sabahlarım mezarlıkta babamın yanında geçer benim. O gün babamla olmak doğum günü kutlamamdan çok daha kıymetlidir. Ailem, arkadaşlarım beni mutlu etmek için çok fazla uğraşır doğum günümde. Ama bir kutlama yapmam, yapamam.” 

Sinema bölümünü okuyan Zelal Buldan, bu yıl mezun oluyor. Zelal Buldan, bitirme projesinde Cumartesi Anneleri’nden Hanım Tosun belgeselini çektiği belirterek, “Sanatla sesimi, sesimizi duyurmayı kıymetli buluyorum. Bir yandan da hukuk dersleri alıyorum, onun sınavlarını veriyorum, adaleti olmayan ülkede unutulmamak, hala bir yerlerde hikayemizi okuyanların olduğunu bilmek bazen çok iyi geliyor” dedi.


YAÐMUR KAYA / DİHABER / İSTANBUL