
İlk şiir kitabı sürgünde
1921 yılında Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne yazıldı. Nazım burada aldığı derslerin de etkisiyle yeni dünyanın duygu ve düşünce dünyasını öğrenir. O dönemin baskın öğretilerinden Gelecekçilik (Fütürizm) akımından etkilenerek devrimci bir bakışla yazdığı şiirleri 1923'te Yeni Hayat ve Aydınlık gibi dergilerde yayınlanır. 12 Ağustos 1925'te Ankara İstiklal Mahkemesi'nce gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle 15 yıllık mahkumiyet verilir. Bunu öğrendikten sonra gizlice Sovyetler Birliği'ne çıkar. 1928'de Bakü'de ilk şiir kitabı "Güneşi İçenlerin Türküsü"nü yayımlatır. Türkiye'ye dönmek ister fakat sınırı izinsiz geçmek isterken yakalanır. Uzun bir yargılamanın ardından serbest bırakılır.
Hapislikle geçen yıllar
1929 yılında "835 Satır" adlı kitabı büyük bir ilgiyle karşılanır ve bu yıllardan sonra edebi yapıtlarını üretmeye devam eder. 1934'te halkı rejim aleyhine kışkırtmaktan 3 yıl hapis yatar. 1935'te "Taranta Babu'ya Mektuplar"ve 1936'da "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı" adlı şiir kitapları yayınlandı. 1938'de, 28 yıl 4 ay ağır hapse mahkum edildi. Üç cezaevinde toplam 12 yıl hapis yattı. Yine bir afla çıkan Nazım, baskılara daha fazla dayanamaz ve Moskova'ya geçer. Bunun üzerine 25 Temmuz 1951'de, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarılır.
Son şiir 'Cenaze Merasimim'
Birçok uluslararası kongreye katılır pek çok kitabı yayımlanır ve çeşitli dillere çevrilir. Prag'da Uluslararası Barış Ödülü'ne layık görülen Nazım, 1952 yılının Dünya Barış Konseyi'nin yönetici kadrosunda görev alır. Nazım, "Cenaze Merasimim" adlı şiirini yazdıktan kısa bir süre sonra, 3 Haziran 1963 sabahı, bir kalp krizi sonucu evinde yaşamını yitirdi. Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir törenle Novodeviçiy Mezarlığı'na gömüldü.
En sevilen ve nefret edilen şair
Dünya edebiyatının önemli ismi Uruguaylı yazar Eduardo Galeano da 'Ve Günler Yürümeye Başladı' adlı son kitabında 6 Ocak tarihli sayfayı Nazım Hikmet'e ayırdı. Galeano, 5 Ocak 2009 yılında yeniden Türkiye yurttaşlığına alınan Nazım'ı 'Bekleyen Ülke' adlı öyküsüyle andı. Galeano şunları yazdı: "Türkiye, Nazım Hikmet'i vatandaşlığa geri aldı ve hem en sevilen hem de en nefret edilen şairinin Türkiyeli olduğunu kabul etti. O, bu güzel haberi öğrenemedi: Yarım yüzyıl önce ömrünün büyük kısmını geçirdiği sürgünde ölmüştü. Toprağı onu bekliyordu, ama kitapları yasaktı ve kendisi de..."
Nazım Hikmet'in 111. yaşı artık gelenekselleşen Okuma Tiyatrosu etkinliği ile bugün İstanbul'da yapılacak.
KÜLTÜR SERVİSİ