Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), 1-2 Ekim tarihlerinde Amed’de konferans gerçekleştirdi. “Tenduristiya rêber Apo tenduristiya jinê ye, ewlehiya wî, ewlehiya jinê ye, azadiya wî azadiya jinê ye“ sloganıyla düzenlediği 7. Olağan Konferansı’nda son dönemlerde artan kadına şiddet, kadın katliamları ile siyasal süreç değerlendirildi.
BDP Diyarbakır İl Binası Vedat Aydın Konferans Salonu’nda başlayan Konferansa BDP’li kadın milletvekilleri, Barış Anneleri İnisiyatifi, bölgedeki kadın belediye başkanları, İl Genel Meclis üyeleri ile birçok ilden gelen delege katıldı. 200 delegenin katılımıyla gerçekleşen konferans, Mûş’ta geçtiğimiz aylarda bedenini ateşe veren Evrim Demir’e adandı.
Açılış konuşmasını yapan BDP Amed Milletvekilli Emine Ayna, Türkiye’de ve dünyada yürütülen cins mücadelesinin köklü ve zor bir mücadele olduğunu dile getirdi. Cins mücadelesinin tarih ve toplum sorunlarından bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Ayna, cins mücadelesinin siyasal yaşamdan da kopuk değerlendirilemeyeceğini söyledi. Özgür bir yaşamı yaratmanın yolunun ideolojik bir yaşamdan geçtiğini kaydeden Ayna, Kürt özgürlük mücadelesinde bugün gelinen noktada kadınların ödedikleri bedellerin payının büyük olduğunu dile getirdi. Kadınlar olarak son süreçte ulusal birliğin yaratılması, demokratik ulusun geliştirilmesi ve eyleme  geçen bir pratik içine girdiklerini kaydeden Ayna, gelinen noktanın Kürtler için bitiş ve çözüm noktası olduğunu ifade etti.

Barış direnmeyle değil eylemle gelecek
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün önemli olduğunu, bunun Kürt halkının özgürlüğü olduğunu söyleyen Ayna, şöyle devam etti: „Bunlar slogan değil, tarihsel gerçekliktir. Eğer Önderlik tecrit altındaysa Kürt halkına ‘seni Lozan Antlaşması’nda ilk adımını attığımız statüde sayıyorum demek, ‘senin taleplerini kabul etmiyorum’ demektir. Önderlik özgür olmayana kadar, bizler de özgür değiliz. Bu bizimle alakalı değil, bütün dünya örneğinde böyledir. Ne zaman Mandela özgürlüğüne kavuştu, Güney Afrika’daki siyahiler de özgürlüğüne kavuştu. Artık direnmeyle değil, eyleme geçtiğimiz oranda barışa ulaşacağız“.

Bize düşen tek şey uyanık olmak
Ayna’nın ardından konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak ise, Kürt halkı üzerinde psikolojik bir savaş yürütüldüğünü belirterek, bunun yaratacağı tahribatı önlemek için gerçeği ortaya çıkarmak, halkla iç içe olmak gerektiğini söyledi. Kışanak, „Marjinal bir süreçteyiz. Kürt özgürlük mücadelesini, askeri ve hava operasyonlarıyla etkisizleştiremeyeceklerini onlar da çok iyi biliyor. Bize düşen tek şey, uyanık olmak. Bugün Türk devleti imha konseptinin yanı sıra siyasal olarak bitirme, itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Tüm kadın arkadaşlarımız özgürlük ilkelerini temel alan, mücadele eden bir tutum içerisinde olmalıdır. Ben de tüm değerlere bağlı kalarak, demokratik direniş çizgisinde daha fazlasını yerine getirme sözü veriyorum“ şeklinde konuştu.
Siyasi gündemlerin tartışıldığı gündemden sonra basına kapalı olarak devam eden konferansta,. DÖKH tarafından 8 Mart’ta ilan edilen „Kadın kırımı toplum kırımıdır-Kadın kırımına hayır“ kampanyası çalışmaları üzerinde duruldu.

Demokratik Özerklik tartışıldı
Konferansın ikinci gününde ise „Demokratik Özerklik ve Kadın“ konuları, ‘Ekolojik, etik ve estetik, diplomasi, öz savunma, siyasi, sosyal, kültürel, toplumsal boyutlar, anadil’ alt başlıkları ile tartışıldı. 2004 yılından bu yana tartışmaları yürütülen „Demokratik Özerklik“ ile ilgili ortaya çıkan pratikler ve eksiklikleri dile getiren kadınlar, öğleden sonra ise „Ulusal Birlik ve Demokratik Ulus“ başlığını tartıştı.

Sonuç bildirgesi okundu
Tartışmaların ardından hazırlanan sonuç bildirgesi konferansın sonunda açıklandı. Mûş‘ta 14 Temmuz’da bedenini ateşe veren Evrim Demir’e adanan konferansın sonuç bildirgesini DÖKH aktivisti Fatma Kaşan okudu. Kaşan, Kürt halkı ve Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin 30 yıldır Ortadoğu ve dünya genelinde kölelik ideolojisine karşı özgürlük ideolojisinin görkemli direnişini gerçekleştirdiğini belirterek, yaratılan özgürlük ideolojisi ve demokratik siyasetin ruh ve mimarının PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğunu dile getirdi.

Gemlik yürüşüne çağrı
Kürt Halk Önderi Öcalan’a uygulanan tecrit, askeri ve siyasi operasyonlar ve hiçbir ahlaki-siyasi ölçüye sığmayan psikolojik savaş yöntemleri karşısında özgürlük ideolojisinin meşru ve haklı direnişinin kaçınılmaz olduğunu değerlendiren Kaşan, konferans bileşenleri adına tüm Kürt kadınlara ‘Öcalan’a Özgürlük’ şiarı ile başlatılacak Gemlik yürüyüşüne katılım çağrısında bulundu.

‘Artan kadın katliamlarından AKP sorumludur’
Başbakan Erdoğan ve Emine Erdoğan’ın barış analarının tülbentlerine dil uzatmasını şiddetle kınadıklarını belirten Kaşan, anaların emeğine karşılık onlara özgür ülkeyi armağan etmenin boyun borcu olduğunu söyledi. 8 Mart’tan bu yana sürdürülen „Kadın Kırımına Hayır“ kampanyasını hatırlatan Kaşan, kadın katliamında yaşanan artışa yönelik mücadele süreçlerini kapsamlı ele aldıklarını belirtti. Kadına dönük fiziksel katliamın Türkiye’de yüzde bin 400 artış kaydetmesinin konferans bileşeni tarafından önemle ele alındığını belirten Kaşan, kadın katliamlarındaki artışın mevcut siyasal iktidar gerçeği ile bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Kaşan, „Kadın cinayetlerine ilişkin hükümetin hiçbir tedbir geliştirmemesi, Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığı’nın erkek zihniyetini ve iktidar anlayışını esas alan, şekilsel tedbirler kaygı vericidir. Bu temelde kadın katliamlarında yaşanmakta olan artıştan bizzat AKP hükümetinin 11 yıllık iktidar tarzı sorumlu olmaktadır“ dedi.

Kaşan, kadının Demokratik Özerliğin inşa çalışmalarındaki yeri ve rolüne değinerek, Demokratik Özerliğin devlet kurmak olmadığını, toplumun kendini yeniden inşa etme ve hayata geçirme olduğunu aktardı. Kaşan, DÖKH olarak Demokratik Özerliği toplumsal alan çalışmalarında yaygın biçimde hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirtti. Konferans’ta alınan karalar delegelerin oyuna sunuldu. Oylamadan sonra alkış, zılgıt ve sloganlarla konferans sona erdi.

AMED/DİHA




2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı yapılacak

Konferansta alınan kararları ise şöyle aktardı: „Yerel yönetim alanlarında üretime dayalı kooperatifleşme çalışmalarının hızlandırılması, eğitim alanında Ana dilinde eğitim kurumlaşmalarının her mahallede sağlanması, kadına dayalı yaşam kültürünü kadın kültürel kurumları ile toplumsal yaşam kültürü düzeyine getirilmesi, kadın siyaset akademilerinin her ilde açılması, halk sağlığını koruma merkezlerinin tüm yerleşim bölgelerinde hayata geçirilmesi, kadına yönelik şiddet ve suçlara karşı kadın öz savunmasının sağlanması konularında somut planlamalara gidilmiştir.
Kürtlerin statüsüz bırakılmak istendiği bu dönemde 1.Ulusal Kürt Kadın Konferansı’nda karar altına alınan 2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı çalışmaları ele alındı. Kürdistan da devam eden savaşlara karşı kalıcı barışın geliştirilmesi, ulusal Kürt kadın birliğinin oluşturulması, yapılması düşünülen Ulusal Kürt Konferansı‘nda kadınının üstlendiği rol ve misyonunu yerine getirilmesi ve Kürt sorununun olduğu Türkiye İran Suriye gibi ülkelerde Kürtlere karşı yürütülen soykırım tahakküm asimilasyon gibi politikalara karşı kadının duruşunun nasıl olması gerektiği tartışıldı. Kürt kadın hareketinin en üst düzeyde diplomasi, eylem ve gerekli örgütsel çalışmalarının yürütülmesi kararına ulaşmıştır.“

‘Amed ve Hewlêr’de Ulusal Kadın Merkezleri açılacak’

Kaşan, Ekim 2011 tarihinde Hewler’de 2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı’nı gerçekleştireceklerini belirterek, Amed ve Hewlêr’de Ulusal Kadın Merkezleri’nin açılacağını söyledi. Kaşan, Ulusal Kürt Konferansı’nın toplanması çağrısında bulundu.