Her dönemin kendine göre koşulları ve birbirinden farklı ihtiyaçları söz konusudur. Buna yerinde, zamanında cevap olunmadığı takdirde, insan kendini hep geçmişine borçlu görüp üzülecektir. Bu nedenle mevcut toplumsal sorunlara cevap olabilmek için yetenekli ve aktif bir gençliğe ihtiyaç var. İçinde bulunduğumuz tarihi süreç bunu daha çok gerekli kılıyor. Gençlik, sorunların niteliğine göre kendini konumlandırmalı ve sorunların büyüklüğüne göre kendini uyarlamalıdır.

Her mevsimde aynı elbise giyilmez. Aynı yöntem ve taktik her zaman uygulanmaz ve her zaman da sonuç alıcı olmaz. Günün şartları, koşulları neye elverişlidir ve cevap olması gereken neyse, kişi ona göre kendini konumlandırmalı ve enerjisini o çerçevede kullanmalıdır. Nasıl ki, bir hastanın tedavisine iyi teşhis konulmadan sağlıklı bir tedavi olunmuyorsa, içinde bulunduğumuz dönemde de koşullar irdelenerek, buna cevap olunmalı.

Bugünkü elbise, dönemin sorumluluk duyan gençlerine dar gelmekte ve bu zincirlerin koparılması gerekiyor. Sistem, aile, bölge gibi hususlar yüzünden dar kalınmamalı ve gençler bu durumu kendine yakıştırmamalıdır. Bir enternasyonal bakış ve ruhuyla, büyük düşünerek yol almalı ve pratiğinde kendini kanıtlamalıdır. Özgürlük sonsuz olduğuna göre, dar bir bakışla ve küçük kazanımlarla tatmin olunmamalıdır. Gençlik, toplumun geleceğinin teminatıdır. Bu sorumlulukla, aktif bir biçimde rolünü oynamalıdır. Her dönemin ihtiyaçlarına cevap olup, sonuç alıcı olduğu müddetçe “rolümü oynadım” diyebilir. Sonuç alıcı olunmayan bir eylem ve yöntem söz konusu ise, orada bir terslik vardır.

Hakikat, hiçbir zaman kaybolmaz, bazen dönemsel olarak kaybolabilir, etkisizleştirilebilir, özünden uzaklaştırılabilir ama bir gün mutlaka, o doğrular ve hakikatler, tekrar açığa çıkıp kendini hissettirecektir. Bu da gençliğin rolünü doğru oynayıp oynayamamasından kaynaklanır.

Gençlik sorumluluklarını yerine getirdiği ve sonuç alıcı olduğu oranda, herkesten alkış alacaktır. Böylece sevilen ve güzelleşen bir gençlik olacaktır. Başarmanın yolu da, güçlü bir eğitimden geçer. Eğitimsiz bir insan, hiçbir eylemin yöntemini tutturamaz ve sonuç alıcı da olamaz. Gençlik, dar koşullarda, zor günlerin gençliği olabilmeli. Halkın taleplerine ve özgürlük ihtiyaçlarına, refleks ve istemlerine anı anına cevap olmalıdır ki, halkın kalbini kazanabilsin. 

Sadece kalbi kazanmak değil, olması gerektiğine inandıkları için mücadele etmeli. Ahlaki ve vicdani yönden inandığı için sorumluluklarını bir borç olarak görüp, yerine getirmelidir. Vicdanları sızlatan olaylara karşı, hiçbir zaman insanların rengine, dinine, kültürüne takılmadan rolünü oynamalı ve tavır koyabilmelidir.

Bu tarzda bir mücadelenin yürütülmesiyle, gençlik tarihsel misyonunu yerine getirebilecek, dünya gençliğiyle de ortaklaşacak, enternasyonal bir gençliğe herkes hayran kalacak ve dönemin en aktif gençliği olarak tarihe not düşülecektir. Reflekssiz, çekingen, ilgisiz olmak hiçbir zaman dönemin gençliğine yakışmaz. Hele hele kendine gerekçeler üretmek hiç olmaz. Her insan kendine haklı bir gerekçe bulabilir. Ama halkların temel sorunları karşısında susmak, kulak tıkamanın hiçbir gerekçesi olamaz. 

Elbette her soruna karşı bireyin kendini sorumlu görmesinin bazı riskleri olabilir. Ama riskleri göze almayan bir gençlik, hiçbir şey yapamaz ve sonuç alıcı da olamaz. Yaşamın kendisi risklerle doludur. Onun için kendini eğiten ve halkların sorunlarına karşı kendini sorumlu hissedenler, sonuç alıcı olacaktır. Sonuç alıcı olan ve döneme göre kendini uyarlayan gençlik, döneme yakışan gençlik olacaktır.


Şakran 4 nolu T Tipi Cezaevi