Aralarında Vedat Türkail, Yıldırım Türker, Nazan Üstündağ, Nükhet Sirman, Mithat Sancar, Kemal Aytaç, Veysi Sarısözen, Aydın Engin, Vivet Kanetti, Toman Çelik, Garo Palyan ve Oya Baydar'ında bulunduğu 127 aydın, sanatçı, siyasetçi, akademisyen, hukukçu ve gazetecinin çağrısıyla yayınlanan deklarasyonda, "Öcalan'ın özgürlüğü Türkiye'ye demokrasinin ve Kürdistan'a barışın dönüm noktası olacaktır" denildi.
Barış için Öcalan'a Özgürlük Platformu, Elite World Hotel'de düzenlediği basın toplantısı ile deklarasyonunu açıkladı. Toplantıya Emine Ayna, Garo Paylan, Akın Birdal, Aydın Engin, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, Erdal İmrek, Avukat Fırat Epözdemir, Rojda, Erol Berxwedan gibi isimler katıldı. Toplantı salonuna Öcalan'ın fotoğrafının ve çeşitli dillerde "Öcalan'a özgürlük" yazılı pankart asıldı. Açılış konuşmasını platform üyelerinden avukat Eren Keskin yaptı.

Eylül ayına kadar sürecek
Keskin, platformun iki yıl önce bir araya geldiğini, bu çalışmayı başlatırken tek amaçlarının olduğunu hatırlatarak, "Barışın gelmesi ve savaşın son bulması. Geldiğimiz bu noktada barışın gerçekleşmesi için savaşan tarafların eşit koşullarda olmasının son derece önemli olduğunu düşünerek, Öcalan'ın ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğü için imza kampanyası başlattık" dedi. Keskin, kampanyanın Eylül ayına kadar devam edeceğini Türkiye, Kürdistan ve Avrupa'da devam edeceğini kaydetti.

'Öcalan özgür olmalı'

Keskin'in konuşmasının ardından deklarasyon metnini platform sözcüsü Zübeyde Teker okudu. Teker, "Bir milat yaşıyoruz. Devlet zihniyeti her ne kadar dirense de, Türkiye toplumu, tarihinin derin günahlarıyla birer birer yüzleşmeye çalışıyor. Tüm bu yüzleşmelerin açığa çıkaracağı şey; toplumsal barış, hakikat ve adaletle karşılıklı bir affediş ruhudur" dedi. Bu toprakların katliamlar ve savaşlarla yazılan, şiddetin yoğunca kullanıldığı tarihini, barış ve demokrasi ile yeniden yazma vakti olduğunu ifade eden Teker, " Bizler, Türkiye'nin demokratik ve özgürlükçü bir kimlik kazanmasını isteyenler olarak, devlet eliyle yıllarca sürdürülmüş kirli politikaların ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan sosyal, siyasal, ekonomik tüm yozlaşmaların ancak demokratikleşme ve eşitlikçi toplumsal sözleşme ile son bulacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
'Dönüm noktası'
"Bu temelde; Türkiye'de onurlu barışın ve demokratik çözümün mimarı olan Abdullah Öcalan'ın ve yasakçı yasalar, anti-demokratik anayasa nedeniyle haklarından men edilen tüm siyasi tutsakların özgür kalması gerektiğine inanıyoruz" diyen Teker, barıştan ve demokrasiden yana olan herkesi imza kampanyasına destek olmaya çağırdı. İmza metninde ise "Abdullah Öcalan ve Türkiye'deki siyasi tutuklulara özgürlük talebini destekliyorum. Öcalan'ın özgürlüğü Türkiye'ye demokrasinin ve Kürdistan'a barışın dönüm noktası olacaktır" ifadeleri yer aldı.
Deklarasyon metnine imza atan çağrıcıların alfabetik sıraya göre isimleri şöyle: Abdullah Tarhan, Adnan Cengiz, Ahmet Karagöz, Ahmet Özer, Azad Kızılkar, Ahmet Tulgar, Akın Birdal, Ali Geçimli , Ali Tekbaş, Amed Dicle, Axin Birol, Aydın Engin, Ayfer Düzdaş, Baki Gül, Berfin Emektar, Burhan Sönmez, Bülent Turan Cahit Mervan, Celal Başlangıç, Cevat Öneş, Deniz Esmer, Deniz Türkali, Devrim Demir, Ercan Kanar, Erdal Doğan, Erdal Er, Farqin Azad, Ferda Çetin, Ferhat Tunç, Feride Laçin, Fırat Epözdemir, Filiz Cizreli, Eşber Yağmurdereli, Garo Paylan, Genım, Gülten Kaya, Günay Aslan, Hakan Gündüz, Hakan Tahmaz, Halil Savda, Haşim Aydemir, Hicri İzgören, İhsan Eliaçık, İlhan Bakır, İshak Karakaş, Kemal Aytaç, Kemal Ulusoy, Leman Yurtsever, M. Emin Aktar, Mahmut Taşçı, Maruf Alan, Meral Tekçi, Mervan Tan, Mesut Gever, Mesut Med, Metin Ayçiçek, Metin Bulut, Mithat Sancar, Mizgin Tahir, Murat Çakır, Murat Timur, Gıyasettin Şehir, Naci Kutlay, Aslan Aydoğan, M. Emin Yalçınkaya, Mehmet Kaya, Naci Sapan, Nadire Mater, Nazan Üstündağ, Nazım Alpman, Necdet Hasgül, Necdet İpekyüz, Noşirevan Elçi, Nuket Sirman, Nur Sürer, Nurcan Baysal, Nurcan Değirmenci, Nurcihan Yılmaz, Nuroj Tezel, Nusret Hivron, Oya Baydar, Ömer Şahin, Pınar Öğünç, Raci Bilici, Reyhan Yalçındağ, Rezan Bayram, Rıdvan Turan, Rojda Şenses, Roni Erez, Roni Margulies, Rugeş Kırıcı , Ruken Yılmaz, Ruknettin Gün, Selçuk Mızraklı, Selim Ölçer, Several Ballıkaya, Seyda Perinçek, Sibel Özbudun, Siyabend Aslan, Suat Bozkuş, Suavi, Sultan Tezel, Suzan Samancı, Şah İsmail Bedirhanoğlu, Şexmûs Sefer , Şilan Yüksekkaya, Taner Koçak, Tarık Ziya Ekinci, Temel Demirel, Toma Çelik, Tuncay Yılmaz, Ufuk Uras, Uygar Gültekin, Vedat Türkali, Vedat Yıldırım, Veysi Sarısözen, Vivet Kanetti, Yavuz Akkuzu, Yıldırım Türker, Yılmaz Bayram, Yüksel Selek, Zana Dursun, Zelal Özgökçe, Figen Yüksekdağ, Sibel Uzun.


En kritik mesele

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, Kürt halkının en belli başlı talebinin Abdullah Öcalan'a özgürlük olduğunu, belirterek, şöyle devam etti: "Çünkü Türkiye'nin en kritik meselesi Kürt sorununun çözülmesidir. Bununla ilgili bugüne kadar çok önemli adımlar atıldı. Devlet şimdi yolsuzluk ve bu yolsuzluğun üzerini kapatmak için müzakere süreciyle ilgili adımları atmıyor. Ben mutlaka siyasi tutsaklara özgürlük ve Abdullah Öcalan'a özgürlük meselesinin başarıya ulaşılacağına inanıyorum."

Paylan: Dışarıda olmalı

"Aslında Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için buradayım. Çünkü Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü barışa giden yolda hepimize, bütün Türkiye'ye ve bütün dünya kamuoyuna Abdullah Öcalan'ı tanıştıracaktır" diyen HDP yürütme kurulu üyesi Garo Paylan, Öcalan'ın özgürlüğünün bütün halkların merak ettiğine dikkat çekti. Öcalan'ı yaftalayanların olduğunu belirten Paylan, "Ben de Ermeni olarak Abdullah Öcalan'ı daha yakından tanımak istiyorum. Düşüncelerini daha rahat daha özgür bir ortamda ortaya koymasını istiyorum. Bu anlamda bunun için Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne ihtiyaç var. Çünkü Öcalan dışarıda olduğunda herkesin daha rahat tanıma fırsatı olacak" dedi. "Öcalan'ın özgür olduğunda barışa nasıl hizmet edebileceğini, Türkiye ve Kürdistan'da demokrasinin nasıl daha rahat inşa edileceğini herkes görecektir" diyen Paylan, bunun için Öcalan'ın özgürlüğünü talep ettiğini söyledi.

Bir yasa bile çıkmadı
İnsan hakları savunucusu Akın Birdal da, mevcut sürecin kalıcı barış için önemli bir fırsat yarattığına ancak AKP'nin bu fırsatı değerlendiremediğini anımsatarak, "Örneğin bu sürecin bir hukukunun olması gerekiyordu. Ancak bir türlü yasal bir zemine oturmadı" dedi. Dünyadaki müzakere ve barış süreçlerinden örnekler veren Birdal, şunları söyledi: "43 ülkede gerçekten böyle bir barış ve demokrasi süreci ile yüzleşme konusunda yüzleşme komisyonları oluşturulmuş ve 108 ülkede 567 yasa çıkarılmış. Türkiye'de ise bu süreçte parlamento da bir yasa bile çıkarılamadı. 17 Aralık sonrası hükümeti ve çevresini korumaya yönelik bir çok yasa peş peşe çıkarken, barış ve demokratik çözümün hukukunu oluşturacak bir yasa bile çıkarılamadı. Şimdi ne yazık ki beklentilere karşılık verilmedi. Hatta perdeleri kapalı bir otobüste dışarıdan itilerek öyle otobüsün gittiği hissi yaratılmaya çalışılıyor ama perdeyi açtık baktık ki aynı yerdeyiz. İşte şimdi biz bu otobüsü ilerletmek için buradayız. Gerçekten bu sürece karşılık ilk adım ÖYM ve TMK yasasının özgürlüğünden yoksun bıraktığı başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere siyasi tutsakların özgürlüğünün verilmesidir. Demokrasi ve Türkiye'nin geleceği buna bağlıdır. Yarında eşit ve özgür bir yaşamanın inşasını oluşturacak demokratik bir anayasada bunlar lazım."

Sadece Kürtlerin lideri değil

HDK MYK Üyesi Erdal İmrek, Öcalan'ın bütün iyi niyetlerine rağmen hükümetin adım atmadığını vurgulayarak, "Sayın Öcalan'ın tüm çabalarına rağmen herhangi bir gelişmenin olmadığını görüyoruz. Öcalan, bugün artık gelinen yerde sadece Kürtlerin lideri olarak kabul ettiği biri değil hem Türkiye halkları bakımından hem de dünya halkları bakımından da dikkatlerin üzerinde olduğu biridir. Bu nedenle de, Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulması, bu sürecin artık eşit düzeyde müzakereler ile yürütülmesi, hukuki sürecin işletilmesi gerekir" dedi. Öcalan'a özgürlük çalışmasının ve çabasının daha da yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulayan İmrek, Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulmasının Türkiye'nin demokratikleşmesi bakımından önemli bir adım olacağına dikkat çekti.

Eşit koşullarda müzakere

Eski milletvekili Ufuk Uras da, barış sürecine katkısı olan her türlü girişimi desteklediğini, müzakerelerin derinleşmesi gerektiğini söyledi. Öcalan'ın koşullarının değişmemesi durumunda müzakerelerin sonuç vermeyeceğine işaret eden Uras, "Bizim dileğimiz 2014'ün Türkiye'nin özgürleşmesi ve barışın temini konusunda sağlam adımlar atılacaksa ilk buradan başlamak gerekir ve o yüzden buradayım. O yüzden AKP ile Kürt siyasi hareketi arasındaki görüşmelerin artık hiyerarşik eşitsiz bir ilişki değil, eşitler arası bir ilişki olması gerekiyor" diye konuştu.

Turan: Sıradan bir konu değil

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Öcalan'ın özgürlüğünün Mezopotamya'nın kadim halkı olan Kürt halkının özgürlüğü anlamına geldiğini belirterek, "Sayın Öcalan'ın özgürlüğü sıradan bir konu değil" dedi. Meselenin bir diğer boyutunun cezaevleri olduğunun altını çizen Turan, çok sayıda sağılığı tehdit altında olan hasta tutsakların olduğunu belirterek, ekledi: "Hasta tutsaklar problemi başta olmak üzere Türkiye'nin demokratikleşmesi için cezaevindeki tüm politik tutsakların özgürlüğü temelinde mücadele etmek gerekir. Burada başlatacağımız mücadele özgürlükle sonuçlanacaktır ve ülke başka bir ülke haline dönüşecektir."
SYKP Eşsözcüsü Tuncay Yılmaz, 15 Şubat komplosunun halkları birbirine düşürme planının parçası olduğunu ifade ederek, "Emperyalizmin aklı halkların husumet içinde olmasını istiyor. Biz kampanyayı aynı zamanda böyle algılıyoruz. Onun için meseleyi bir kişinin özgürlüğü olarak tanımlanamayız. Toplumlar için mücadele eden insanlar tutsak kaldıkça mücadelenin başarıya ulaşmayacağı açıktır" dedi. Yılmaz, bu kampanya ile kendilerine sunulan bu fırsattan yararlanmanın ve mücadele etmenin zamanı olduğunu söyledi.


 HABER MERKEZİ