Dört asır sonra köleliği fark ettiler
Dünya Haberleri —

Kölelik /foto:AFP
- Afrika’daki siyahilerin köleleştirilmesi "insanlığa karşı işlenmiş en büyük suç" olarak ilan edildi. Karar her ne kadar dört yüzyıl süren uzun soluklu mücadelenin sonucu olsa da köleliğin etkileri sürüyor.
- Hollanda, Reqa’da Êzîdî bir kadını köleleştiren bir vatandaşına sadece 9 yıl hapis cezası verirken, Fransa ise “öldüğü” iddia edilen Sabri Essid adlı çeteye Êzîdîlere karşı "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" işlemekten müebbet verdi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 300 yıl boyunca süren ve milyonlarca siyahinin hayatını karartan “kölelik sistemini” resmen "insanlığa karşı işlenmiş en büyük suç" olarak tanımlayan A/80/L.48 sayılı karar tasarısını kabul etti. Yasal olarak bağlayıcı olmasa da, karar büyük bir siyasi ağırlığa sahip ve en az 12,5 milyon insana karşı işlenen suçların tanınması ve tazmini mücadelesinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Karar ayrıca tarihsel hafıza ve adalet bağlamında örnek teşkil ediyor.
193 üye ülkenin temsil edildiği Genel Kurul’daki oylamada ezici bir çoğunluk "evet" oyu kullanırken; ABD, İsrail ve Arjantin karara karşı duran ülkeler oldu. Çoğunluğunu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu 50’den fazla üye ise oylamada çekimser kalmayı tercih etti. Çin ve Rusya ise tasarıya destek veren blokta yer aldı.
Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama, tasarıyı sunarken, kararın kabul edilmesinin “unutulmaya karşı bir koruma” işlevi göreceğini ve “köleliğin kalıcı izlerini” sorgulayacağını belirtti. Kararın ardından "resmi özür, iade, tazminat, rehabilitasyon ve tekrarlanmama garantisi" yönünde ilerleme kaydedilebilir.
Gözü hala kaynaklarda!
Kararı “sorunlu bulan” ABD’nin BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi Temsilcisi Dan Negrea, ret oyu vermelerinin gerekçelerini sert bir dille açıkladı. Negrea, tarihi trajedilerin günümüzdeki “kaynak dağılımını etkileyecek bir baskı aracı olarak kullanılmasına” karşı olduklarını belirterek şunları ekledi: “İnsanlığa karşı işlenen suçların herhangi bir şekilde derecelendirilmesi çabasına da karşıyız." AB, bunun “insanlık tarihinin en ağır suçu” olarak hukuken tanınmasına karşı çıktı. Kararın, insanlığın çektiği acıları “hiyerarşik bir sıralamaya sokmak anlamına geldiğini” savundu.
Suç işlenmeye devam ediyor
Pretoria Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Adekeye Adebajo, kararı “dört yüzyıl süren köleliğin kaldırılması için verilen uzun soluklu mücadele” olarak tanımladı. Ancak EL PAÍS’e yaptığı açıklamada, köleliğin sonuçlarının hâlâ devam ettiğini hatırlattı. “Afrika’nın 1,1 trilyon dolarlık borcu olması, gelirinin ortalama yüzde 45’ini sağlık ve eğitim sektörlerini geliştirmek yerine bu borcu ödemesi Afrika’da köle ticaretinin ortaya çıkmasını doğrudan etkiliyor” dedi. Tarihi kayıtlara göre, 1500 ile 1800 yılları arasında 12 ila 15 milyon kişi Afrika'dan koparılarak Amerika kıtasına taşındı ve köle olarak çalıştırıldı.
Êzîdî kadını köleleştirmeye ceza
Siyahilerin yanı sıra Êzîdîlerin DAİŞ tarafından köleleştirilmesi de uluslararası hukuk kurumlarının önünde. Lahey Temyiz Mahkemesi Çarşamba günü verdiği kararda 2015 yılında Reqa’da Êzîdî bir kadını köleleştiren Hollandalı bir kadını sadece 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Êzîdî kadına karşı yapılan uygulamayı “insanlığa karşı suç” olarak tanımladı.
2022 yılında Dêrik yakınlarındaki Roj Kampı'ndan Hollanda’nın Zwolle şehrine gönderilen Hasna A. adlı kadın, mahkemeye cezaevinde video bağlantısıyla katıldı. Savcılar, 2024'te alt mahkemenin verdiği karar kapsamında sadece 10 yıl hapis cezası talep etmişti. Ancak yeni kararda bir yıl daha düşürüldü. Êzîdî kadına ağır ev işi yaptırıldığı, çocuk bakmaya ve dini uygulamalara uymaya zorlandığı belirtildi.
Fransız çeteye müebbet hapis
Fransa’da da Sabri Essid (Abou Dojanah al-Faransi) adlı DAİŞ çetesi 2014 ile 2016 yılları arasında Êzîdî kadın ve çocukları köleleştirmekle suçlarından yargılandı. Ancak bu diğerlerinden farklı. Çetenin 2018’de Suriye’de öldüğü iddia edilse de, bu iddia hiçbir zaman resmi olarak doğrulanmadı. Bu nedenle dava gıyaben görüldü. 16-20 Mart 2026 tarihleri arasında görülen dava sonucunda Essid, Êzîdîlere karşı "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" işlemekten müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
1984 Toulouse doğumlu Essid, 2014 başında DAİŞ’e katıldı. Aynı zamanda Mohammed Merah (2012 yılında Toulouse ve Montauban’da aralarında çocukların da bulunduğu 7 kişiyi öldüren saldırıların faili) ile aile bağı, Fransa’daki radikalleşme süreçlerinin sürekliliğini göstermesi açısından dikkat çekiyor.
Fransa İnsan Hakları Federasyonu avukatlarından Patrick Baudouin, davanın önemine dikkat çekerek, "Geçmişte öldüğü sanılan ancak daha sonra ortaya çıkan DAİŞ üyeleri oldu. Bu nedenle bu yargılamanın yapılması çok kritik" dedi. HABER MERKEZİ














