Zimbabveli yazar NoViolet Bulawayo, Afrika'nın yaşayan en iyi öykü yazarı ödülüne layık görüldü. Onu Afrika’nın diğer yazarlarından ayıran başarısının kısa bir özeti.
- Öykünün gücü, yenilikçi anlatımında ve bakış açısında mıydı? Yoksa Afrika'nın acıları ve görsel şöleni üzerine küresel iştahı fazlasıyla besliyor muydu?
Tinashe Mushakavanhu* - Çeviri: Yeni Özgür Politika
Afrika edebiyatının en prestijli ödüllerinden Caine Ödülü, 25. yılını özel bir seçkiyle kutladı. Bugüne kadar ödüle layık görülen 25 öykü arasından yapılan değerlendirmede, seçkin jüri üyeleri oybirliğiyle NoViolet Bulawayo'yu "yıldızların en parlağı" olarak belirledi.
Bulawayo, bu ödülü ilk kez 2011 yılında kazandığı "Budapeşte'yi Vurmak" (Hitting Budapest) adlı öyküsüyle almıştı. O günden bu yana yazarın kaleminden iki önemli roman daha çıktı: "Yeni İsimlere İhtiyacımız Var" (We Need New Names) ve "Zafer" (Glory). Her iki roman da Booker Ödülü'ne aday gösterilerek uluslararası alanda yankı uyandırdı.
Afrika edebi kültürleri üzerine çalışan bir akademisyen olarak benim için Bulawayo'nun bu ödülle taçlandırılması, kuşaksal bir dönüm noktası anlamı taşıyor.
Bir ilk öykünün gücü: Budapeşte'yi vurmak
Bulawayo'nun ödüllü öyküsü "Budapeşte'yi Vurmak", çürümüş bir kent manzarasında yiyecek arayan bir grup çocuğun hikâyesini anlatır. Anlatı, paramparça ama bir o kadar da çocuksu bir sesle ilerler. Öykünün masumiyet ile vahşeti yan yana koyan rahatsız edici karışımı, yayımlandığı dönemde hararetli tartışmalara yol açtı. Kimileri bunun, ödülün kutlamak istediği Afrika edebiyatının estetiğiyle ilgili temel sorular doğurduğunu söyledi. Öykünün gücü, yenilikçi anlatımında ve bakış açısında mıydı? Yoksa Afrika'nın acıları ve görsel şöleni üzerine küresel iştahı fazlasıyla besliyor muydu?
Ancak tüm bu tartışmalara rağmen Bulawayo'nun eşsiz yeteneği konusunda hiçbir zaman şüphe olmadı. Bugün onu, dili kullanmadaki ustalığı ve Afrika yaşamının dokularını gözlemlemedeki keskinliğiyle tanıyoruz.
Yazarın ardındaki isim
NoViolet Bulawayo, asıl adıyla Elizabeth Tshele, 1981'de Zimbabve'nin Tsholotsho kentinde doğdu. Bulawayo şehrinde büyüdü ve edebi adının bir kısmını da bu şehirden aldı. "NoViolet" ise merhum annesi Violet'i onurlandırıyor. ABD'ye taşınarak eğitimini ve yazarlık kariyerini orada sürdürdü.
2013'teki ilk romanı "Yeni İsimlere İhtiyacımız Var", onun büyük bir yetenek olarak sahneye çıkışını duyurdu. Romanın keskin toplumsal gözlemleri, çocuksu samimiyeti lirik denemeleri, onu hem erişilebilir hem de rahatsız edici kılıyordu. İlginç bir ayrıntı: Caine Ödülü kazanan öyküsü, bu romanın ilk bölümünü oluşturuyor.
Bir on yıl sonra gelen "Zafer" ise onun cesur hayal gücünü tescilledi. Alegorik bir hayvanlar krallığında geçen roman, Zimbabve'nin çalkantılı siyasetini otoriterlik ve direniş masalına dönüştürüyor. Mizah, sözlü gelenekler ve dijital çağın deyimlerini harmanlayan roman, Afrika romanının bugünün gerçeklerine nasıl yanıt verebileceğini yeniden tasarlıyor.
Caine Ödülü: Neden önemli?
2000 yılında kurulduğundan bu yana Caine Ödülü, yeni nesil Afrikalı yazarları keşfetmek ve onurlandırmak gibi iddialı bir hedef belirledi kendine. İlk ödül ünlü Sudanlı yazar Leila Aboulela'ya verildiğinde bu, önemli bir değişimin işaretiydi: Yeni Afrikalı yazarlar artık yalnızca sömürge tarihine "cevap yetiştirmek" zorunda değildi; kendi anlarının aciliyetinden yazıyorlardı.
Ödülün geçmiş kazananları arasında Binyavanga Wainaina, Helon Habila, Yvonne Adhiambo Owuor gibi isimler var. Bu yazarların çalışmaları, Caine Ödülü'nün gelenekleri sarsan ve alanın sınırlarını değiştiren yenilikçi yazılar için nasıl bir platform sağladığını gösteriyor.
Dikkat çekici bir istatistik: Her yıl ortalama 200'den fazla başvuru alınıyor ve kadınlar ödülü erkeklerden daha fazla kazanmış. Bu, 1960'ların büyük ölçüde erkek egemen Afrika Yazar Serisi kuşağına (Chinua Achebe, Wole Soyinka, Ngũgĩ wa Thiong'o gibi isimler) kıyasla oldukça çarpıcı.
Tartışmalar ve eleştiriler
Caine Ödülü, tarihinin büyük bölümünde İngilizce yazılmış Afrika öyküsünün savunucusu oldu. Ancak bu durum tartışmasız değil. Özellikle kimin "Afrikalı yazar" sayıldığı ve ödülün neden Afrika'da değil de İngiltere'de olduğu gibi konular sürekli gündemde.
Yine de ödül, okuyucuları bir Afrikalı edebiyat topluluğunun kime ait olduğu ve sınırlar çok sıkı çizildiğinde kimin dışarıda bırakıldığı hakkında daha derin düşünmeye zorladı. Ödüllerin gerçek değeri tanınırlıktır ve bu anlamda Caine, küresel kitlelere ulaşamayacak yazarlara görünürlük kazandırarak çoğu zaman beklentileri aştı.
Tüm bu arka plan gürültüsüne rağmen Caine Ödülü, yalnızca Afrika edebiyatına adanmış bağımsız ve tutarlı tek ödül olmayı sürdürüyor.
Bulawayo'nun başarısı neden anlamlı?
Bulawayo'nun 25 yılın en iyisi seçilmesi, ödülün hem sürekliliğini hem de evrimini gözler önüne seriyor. Tüm kazananlar, Afrika'nın siyasi ve toplumsal bağlamlarını ya somutlaştırıyor ya da onlara tepki veriyor; aynı zamanda ırk, kimlik, cinsellik ve tarihsel adaletsizlikler gibi meseleleri ele alıyor.
Caine Ödülü, yeni nesil Afrikalı yazarlar ve onların çoğu zaman politik yüklü perspektifleri için kusurlu ama hayati bir teşvik oldu. Güçlü bir söylem başlattı, fırsatlar yarattı ve gözden kaçırılabilecek sesleri güçlendirdi. Bugün artık kültürel bir kurum haline geldi ve tartışmasız Afrika edebiyatı için en etkili küresel etkinlik konumunda.
Ve 25. yılında NoViolet Bulawayo'yu onurlandırmak, çoğu kişinin zaten bildiği şeyi doğruluyor: O, kuşağının dâhi yeteneği ve eserleri ödülün çok ötesinde yankı bulacak bir isim.
Kaynak: The Conversation, uzman görüşlerini ve akademik analizleri haberle buluşturan, 2011'de Avustralya'da kurulmuş küresel düzeyde faaliyet gösteren bir medya ağı