Uğraş Salman ve Mehmet Sait Tunç'un yönetmenliğini yaptığı belgeselde kadınların da görev alması, kendileriyle röportaj yapılan yaşlı teyzelerin asla itiraf etmeyecekleri bazı hikâyeleri anlatmalarını mümkün kılmış: örneğin çeşmeden su almaya gittiklerinde dövmelerinden etraftakilerin nasiplenmesi için çıplak ayakla yürümeleri gibi...
50 yıldır yas tutan bir teyzenin uzatamadığı saçını göstermesi ayıp sayılırken göğsünün üzerindeki ceylanın ayak adımları motifli dövmesini göstermesi normal karşılanıyor. Geleneklerinde dövmeli kadının makbul olması, dövmelerin güzelliklerine güzellik katması, başlık parasını arttırması, akrep sokmasına veya romatizmaya karşı önlem oluşturması nedeniyle yaptırılması bir yana, dövmenin üzerlerine kuma getirilmemesine yönelik bir gücünün de olduğuna inanılıyormuş. Eser, Arapça, Kürtçe ve Süryanice yapılan röportajlardan oluşuyor. Belgeselde yer alan ağıtlardan biri de Arapçanın artık bölgede kullanılmayan ve anlaşılamayan bir şivesinde.
Dövmelerden yola çıkılarak başlatılan projenin kapsamı kadınların içini dökmesiyle iyice genişlemiş ve Yukarı Mezopotamya uygarlığının kaybolmakta olan birçok değerini ortaya çıkarmış. Yönetmen Uğraş Salman, konunun çok geniş bir bölgeyi temsil ettiğini düşündüğünden filmin Türkiye sınırları içinde çekilmiş olduğuna dair bilgi vermiyor, bölgedeki hayatın ritmini belgesele aktardığı gibi oryantalist tavırdan uzak kalmaya da özen gösterdiğini ifade ediyor.

BİANET