Kürdistanda bir ruh dolanır. Elle tutulamayan, gözle görülemeyen ama varolan bir ruh.. Kürt Özgürlük Hareketi aşkınlaşmış bir olgu olarak bu ruhun yaratıcısıdır. Hiçbir çıkar ve menfaat beklemeksizin onbinlerce kahramanın insan üstü iradesinin ve bedellerinin içinde olduğu bu ruh, Kürdistan'ın dağlarında, ovalarında, ırmaklarında tüm şehirlerinde dolanır ve bir bütün Kürdistan'ı yenilmez kılar.
O'nu ilk kez HADEP Parti Meclisi toplantılarında görmüştüm. Tanıdık/tanımadık onlarca arkadaşın katıldığı PM toplantılarındaki onca insanın ayda bir de olsa bulundukları, çalıştıkları bölgelerden parti ve halkla alakalı aktarımlarını dikkatle dinlerken, bu insanların büyük bir bölümü hakkında da en ufak bir fikrim yoktu. Ama sezgilerim bana, bu insanların her birinin çok kutsal bir görevi yerine getiren öncüler, hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen bireyler olduğunu bir şekilde hissettiriyordu. Çok sınırlı imkanlar ve olanaklar içinde ve dışarıdaki muazzam zorluklara rağmen, bu insanların samimiyetleri, coşkuları ve saygınlıkları politik ortamımıza güçlü bir moral değeri olarak yansımaktaydı.
Kerem Soylu’yu HADEP'te ilk defa birlikte çalıştığımız Marmara Bölgesi Örgütlenme ve Kongreler çalışmalarında tanıdım. Kendisiyle il il, ilçe ilçe uzunca bir dönem beraber çalıştım. Halk toplantılarından ev sohbetlerine, kongrelerden günlük parti hayatına kadar oldukça yoğun çalışma tempolarımız onu daha iyi tanımama yol açtı. Bazen halk toplantılarında, bazen birlikte kaldığımız partili yurtsever halkımızın evinde uzun uzun sohbetlerini biraz merak ve fazlasıyla da keyifle dinlerdim.
Kürdistan’daki savaşın en yakıcı anlarına tanık olup, bunun acısını fazlasıyla yaşamıştı. Bu acıya inat sevgi doluydu. Halen yaşama umutla bakıyor, her koşulda yüzündeki gülüşü koruyordu. Kerem Soylu, Kürdistan'ın mücadelesinde büyüyen, bu toprakların direniş ruhunu oluşturan, emeği, değeri bizlere verdikleriyle hep hatırlanacak on binlerce kahramandan biriydi.
Onunla çok zaman geçirsek de en güzel sohpetlerini, ziyaretlerimiz ardından, gece bizi konuk eden evlerde yan yana serilmiş yataklarımıza uzandıktan sonra yaptı. O'nu en çok bu sohpetlerde sorduğum sorulara verdiği cevaplarla tanıdım. Ve o en mütevazi haliyle anlattıkça, onu tanıdıkça daha çok saygı duydum, değer verdim ve bağlandım.
Kerem Soylu, Muş’un Malazgirt ilçesi Nureddin Köyü’ndendi. Gençliği uzun yıllar görmüş olduğu medrese eğitimiyle geçmişti. Medreseden "Mele" ünvanını almıştı. Bu ünvan ve eğitimi onda hiçbir zaman dar klasik din merkezli bir dünya yaratmamıştı. Tam aksine tüm mücadele hayatında oldukça hoşgörüyle, esnek yaklaştı, empatiyi hiç eksik etmedi, ön yargılı yaklaşmadı. Gençliğinde Kürdistan toplumunun o günkü mevcut koşullarının gereği olarak bir sorumluluk üstlenme çabasıyla, dönemin Türkiye KDP’si Serhat Komitesi’nde görevler almıştı. Halkının var olan gerçekliğini ıskalamadan daha ilk gençlik yıllarında aldığı bu sorumlulukların onun ve ailesinin kaderini belirleyeceğini çok iyi bilmekteydi. Kader onu haklı çıkarmıştı..
DDKO'nun Serhat'taki yapılanmasındaki heyecanı ve ulusal meseleye yeni bakış açılarının etkisiyle sonraki 1980'li yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi'nin ortaya çıktığı yeni tarihsel dönemde, o ve ailesi, hareketin içinde yer almakta gecikmeyecekti. Öyle ki, daha 90’ların başında üç oğlu uzun yıllar tutsak kalacakları zindan hayatlarına başlamışlardı bile. Cesim, Harbin, Yakup tutsaktılar o yıllarda. 1993'te ülkelerindeki evleri yakıldı, tüm mal varlıkları ve arazilerine korucular el koydu ve göçe zorlandılar. Aynı kaderin mağduru binlerce Kürt gibi onlar da topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ailesiyle bir taraftan İstanbul’da geçim mücadelesi vermeye çalışırken, diğer tarafta cezaevindeki bütün mücadele tutsakları için çalıştı. Onları evlatlarından ayırmadı, elindeki sınırlı imkanları fedakarca seferber etti, lokmasını paylaştı. Onu tanıdığım zamanlarda Kerem Soylu PM görevlerinin yanında her ay büyük çaba ve zoruluklar içinde düzenli olarak Aydın, Bartın ve Ceyhan cezaevlerine rutin ziyaretlerini gerçekleştirmeye çalışmaktaydı.
O yıllarda hayat onun için ve yurtsever bütün Kürtler için çok daha zordu. Metropollerdeki yaşam koşulları ve baskılarla kuşatılmış dünyasındaki zorlukları ancak mücadelesine duyduğu inanç ve sadakatle aşmaktaydı. Tüm imkansızlıklar ve zorluklara meydan okuyarak sarfettiği bu çabaların yanında Kürt Dili ve Tarihi'nin gelişimi için de emek sarfetti. Tüm sohbetlerinde Kürt Dili ve Tarihi için daha belirgin değerler üretmek gerektiğini her fırsatta dile getirdi. Anadilin bir halk için ne anlama geldiğinin, Kürt halkının ancak diliyle var olabilebileceğinin bilincindeydi. Asimilasyonu hep sorguladı, buna karşı direndi. Entelektüel çabanın ve üretime önem verdi. Kerem Soylu sonraki yıllarda Kürt Enstitüsü'nde yöneticilik yaptı. Bu dönemde kitap çalışmalarının yanı sıra Azadiya Welat ve Gündem gazetelerinde de düzenli yazılar yazdı. Yakınçağ Kürdistan tarihine duyduğu ilgi nedeniyle Mesele i Mühime i Kürdistan, Dersim, ve Şirvan Beyleri isimli üç önemli belge içerikli kitabı hazırlayarak, bizlere bu değerli eserlerini armağan etti. Van ve civarındaki Kürt Mele Selim isyanı konulu çalışmasını da maalesef hayatını vakitsiz kaybetmesi nedeniyle bitiremedi.
Mele Kerem Soylu, bütün bir yaşamını halkının özgürlük mücadelesine adadı, yaptıklarıyla hiç yetinmedi, halkı için hep daha fazlasını yapmaya çalıştı. Kararlılığı, inancı, emeği ve fedakarlığıyla örnek ve saygın bir insandı. DTK İnanç Komisyonu ve Demokratik İslam Konferansı'ndaki görev/çalışmalarıyla ilerleyen yaşına aldırmaksızın halkının özgürlük mücadelesinin her alanında hizmet etti. Özgürlük mücadelesi ve halkına olan sevgisi onun her davranışına yansıyor, her çalışmasına ruh katıyordu. Direniş azmi ve ruhu hiç eksik olmadı, bununla da yetinmedi çevresindeki herkese bu ruhu aktarmaya çalıştı.
Her zaman halkının çıkarları ve mücadelesini esas aldı, bireysel davranmadı. Bağışlayıcıydı. Öyle ki 2002 yılında köye dönen üç akrabasını korucular öldürmüştü. Buna rağmen sonraki yıllarda korucuların partiye sığınması nedeniyle Kerem Soylu aile büyüğü olarak onları affederek husumeti sonlandırdı, aileler arasında barış yapılmasını sağladı.
Kerem Soylu'yu 2014 yılının Ağustos ayında kaybettik. Bugünleri yaratan Kerem Soylu ve on binlerce Kürdistan şehidine, Kürdistan'ın asıl sahipleri isimsiz kahramanlara minnettarız. Kahramanların umutları gerçekleşiyor… Nur içinde yatsınlar. Onların yarattığı ruh bugün tüm Kürdistan'da, Kobanê'den Amede, Kerkük'ten Mahabad'a etkisini hissettiriyor. Bugünün değerlerini bu ruh yaratıyor. Artık sadece umutlarımıza değil, gerçeğimize de yön veriyor…