Çoğu işgal saldırısı sonucu yaralananlardı. İşgalci askerler tarafından yoğun işkenceye maruz kalanlar ve çok ağır yaralananlar da var. Özellikle Serêkaniyê’ye bağlı Menacir köyünden getirilen yaralıların bedeninde çok ağır işkence izleri vardı.

Sağlık uzmanlarına büyük ihtiyaç var. Bu sorun işgal öncesi de yaşanıyordu fakat savaşın yoğunlaşması ile birlikte bu ihtiyaç daha da büyüdü. Biz de kısıtlı imkanlarla elimizden geleni yapmaya çalıştık. Yardımcı olabilecekler varsa Rojava’ya gitmeliler.

Burada asıl büyük emeği hayatını adayanlar, gecesini gündüzüne katarak insanları kurtarmaya çalışan hekimler, hemşireler ve gönüller veriyor. Bu çok büyük bir insanlık yardımı. Bu fedakar insanlar benim gözümde en büyük saygıyı hak edenlerdir.

 

NİHAL BAYRAM /  MAINZ

Rojava'da 9 Ekim’den bu yana insanlık suçu işleniyor; Türk devleti ve çeteleri Rojava topraklarına bomba yağdırıyor, çocuk ve kadınların da içinde bulunduğu insanları infaz ediyor. Türk devletinin işgal saldırılarına Avrupa ülkeleri sessiz kalırken ve yaptırım uygulamada çekimser davranırken, duyarlılığını ve insan yanını yitirmemiş olan Alman dostları, Rojava’ya yardım eli uzatıyor. Kimi lojistik, kimi tıbbi, kimi de diplomatik alanda Rojava’ya destek sunuyor. Bu dost isimlerden biri de Dr. Michael Wilk.

Avrupa'dan 22 Ekim’de Rojava’ya giden 8 doktor arasında yer alan Dr. Wilk önceki gün geri döndü. Til Temir'de savaş alanına 20 kilometre uzaklıkta yaralılara ilk yardımda bulunan Dr. Wilk ile Rojava’da yaşananları, sağlık ve güvenlik sorunlarını, yaralıların tedavi koşullarını konuştuk…

Avrupa’dan bir grup olarak 22 Ekim’de Rojava’ya gittiniz. Bize oradaki durumdan bahsedebilir misiniz?

Almanya, İsviçre, Danimarka ve İsveç'ten toplam 8 doktor olarak Rojava'ya gittik. Burada iki gruba ayrıldık ve ayrı alanlara geçtik. Bizler dört doktor olarak Til Temir'de Lêgerîn Hastanesi’ne gittik. Bu küçük hastanede savaş alanından getirilen ağır yaralılara ilk acil tedaviyi uyguladık. Acil tıbbi müdahale (Notfallmedizin) olarak görevimiz, bu ağır yaralı olanları acil şekilde stabilize etmekti. Stabilize ettiğimiz ağır yaralıları da tedavi ardından Hesekê Hastanesi’ne gönderdik, orada tedavilerine devam edildi. Hastaneye geldiğimiz ilk günden itibaren her gün ağır yaralılar getirildi. Silahla vurulanlar, bombalarla kollarını, bacaklarını kaybedenler vardı. Burada acil tıbbi müdahale yapılmazsa yaşamlarını yitirme riskleri vardı. Bu nedenle ilk acil müdahalenin yaşamsal bir önemi vardı.

Koşullardan ya da imkansızlıklardan kaynaklı şimdiye kadar yaşamını yitiren yaralılar oldu mu?

Bizim bulunduğumuz hastaneye en yakın hastane 25-30 km uzaklıkta olan Hesekê’de bulunuyordu. Bir diğer hastane ise Qamişlo’da, o da bize 2 saat kadar uzaklıktaydı. Bize gelen yaralıların bu hastanelere transferi çok büyük bir risk içeriyordu. Burada olduğumuz süre içinde gelen hiçbir yaralı yaşamını yitirmedi, buna oldukça sevindik. Aldığımız bilgilere göre bizde stabilize edilmiş ağır yaralılar daha sonra götürüldükleri Hesekê Hastanesi’nde de hayatta kalmayı başarmışlar.

Hevya Sor a Kurdistan’dan elde ettiğimiz bilgilere göre 550’nin üzerinde kişi yaşamını yitirmiş, 1100 insan yaralanmış (27 Ekim itibarıyla). Bunların bir çoğu işgal saldırısı sonucu yaralananlar. Fakat işgalci askerler tarafından yoğun işkenceye maruz kalanlar ve çok ağır yaralananlar da var. Özellikle Serêkaniyê’ye bağlı Menacir köyünden getirilen yaralıların bedeninde çok ağır işkence izleri vardı.

Savaşta yaralananlar dışında tedavi ettiğiniz insanlar oldu mu? Örneğin Til Temir’de yaşayanlar da tedavi görebiliyor muydu?

Bizler Til Temir'de yaşayan yerli halkın da tedavilerini yaptık. Yani hastalananları, başka doktora gitme imkanı bulmayanları, çocuk ve kadınları da tedavi ettik.

Peki, şu an Rojava’da tıbbi açıdan en acil olarak nelere ihtiyaç var?

Ben 2014 yılından bu yana Rojava'ya süreli tedavi çalışmaları için gidiyorum. Burada personel eksikliği her zaman yaşanıyor. Fakat bu dönem bu eksiklik daha belirgin hissediliyor. Özellikle damar cerrahisi (Gefäßchirurgie), beyin cerrahisi (Neurochirurgie), Toraks ameliyatı (Toraxchirurgie) alanlarında, ekipman/tıbbi aletlerde ve personelde eksiklikler çok fazla.

Sizin ekibiniz dışında uluslararası alandan kimler Rojava'da?

Ne yazık ki Uluslararası Sivil Toplum Örgütleri (NGO) buradan ayrıldı. Bir çok NGO'lar burada çok önemli çalışma yürüttü. Örneğin, UPP, UN Ponte Per, Kadus, Sınır Tanımayan Doktorlar (Ärzte ohne Grenzen) gibi. Ancak bunlar ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Çünkü bu bölgeye hem Esad askerleri hem de Rus birimleri yerleşmiş bulunuyor. NGO'ların ikamet statüleri bu nedenle tehlike altında girmiş oldu.

Rojava için bazı acil ihtiyaçlardan bahsettiniz. Avrupa’dan, Almanya’dan acil olarak gönderilmesi gereken neler var?

Bazı beslenme ürünlerinde belirgin eksiklikler yaşanıyor. Özellikle işgal saldırıları nedeniyle topraklarından göç etmek zorunda kalan çok sayıda insan var. Elde ettiğimiz bilgilere göre bu sayı 300 bin civarında. Düşünün, şu an çok sayıda insan çok dar bir alanda iç içe yaşamak zorunda kalıyorlar. Kimileri akrabalarının kimileri tanıdıklarının yanına sığındılar. Kimileri boşlatılan evlere yerleştirildiler, bir odada çok sayıda insan birlikte yaşamak zorunda. Ciddi beslenme ve barınma sorunları var. Özellikle su sorunu çok ciddi. Lojistik destek sağlayan NGO’ların çekilmeleri de imkansızlıkları büyütüyor.

Bir diğer acil ihtiyaç ise uzman ekipler. Yani sağlık uzmanlarına büyük ihtiyaç var. Bu sorun işgal öncesi de yaşanıyordu fakat savaşın yoğunlaşması ile birlikte bu ihtiyaç daha da büyümüş durumda. Bizler Rojava’da bir süreliğine kısıtlı imkanlarla elimizden geleni yapmaya çalıştık. Bu konuda yardımcı olabilecekler varsa Rojava’ya gitmeliler. Şunu vurgulamak istiyorum; burada asıl büyük emeği hayatını adayanlar, gecesini gündüzüne katarak insanları kurtarmaya çalışan hekimler, hemşireler ve gönüller veriyor. Bu çok büyük bir insanlık yardımı. Bu fedakar insanlar benim gözümde en büyük saygıyı hak edenlerdir.

Acil olarak karşılanması gereken ihtiyaçlar konusunda elinizde bir liste var mı?

Sanırım bölgenin yerel yönetimi ve Hevya Sor a Kurdistan önümüzdeki günlerde ayrıntılı bir liste oluşturacak. Bu listede hangi ilaçların, hangi tıbbi malzemelerin acil ihtiyaç olduğu sıralanmış olacak. Avrupa’dakiler bu listelere bakarak dayanışma ve yardımda bulunabilir.

Rojava’da ağır savaş koşulları altında gönüllü olarak görev yaptınız. Burada birçok şeye tanık olan biri olarak Türk devletinin işgal saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu savaş, sadece Türkiye’nin bir propaganda eylemi. Ateşkes ilan edilmesine rağmen yaralılar gelmeye devam etti. Demek ki Türk devleti bomba yağdırmaya devam ediyor. Otoriter, insanlık dışı sistemler burayı kuşatmış durumda. Avrupa da tüm bunlara sessiz kalıyor. Saldırgan Türkiye ile olan ekonomik ve askeri ilişkiler daha ağır basıyor. Kimlerin DAİŞ’e karşı mücadele ettiği çok erken unutuldu. DAİŞ’e karşı mücadelede Demokratik Suriye Güçleri’nin 11 bin savaşçısı yaşamını yitirdi, 21 bin savaşçı yaralandı. Bu insanların mücadelesi nasıl unutulabilir? İnsan haklarını ayaklar altına alan katil bir diktatör Avrupa ülkeleri tarafından finanse ediliyor. Avrupa’nın o çok övündüğü demokratik değerler, bugün etik yani ahlaki alanda tam bir başarısızlık yaşamaktadır.

 
 

Yaklaşık 550 kişi katledildi

Dr. Wilk, Heyva Sor a Kurd Eşbaşkanı Cemîle Hemê Rojava’daki genel duruma ilişkin yaptığı görüşmenin ayrıntılarını da paylaştı.

Hemê, "Bizler insanları DAİŞ’ten koruduk. Diğerleri savaş içerisinde insanların ve hastanelerin korunması için yasalar yaptılar ama şimdi bu yasalara uymayanlar onlar. Hastaneler yanıyor, ilk yardım ambulanslarına saldırılıyor, çalışanlarımız katlediliyor, cesetler kanalizasyonlara atılıyor" dedi. Türk işgalinden kaçanların sayısının 300 bin civarında olduğu belirtilse de tahminen daha fazla olduğunu ifade eden Hemê Rojava’daki tabloya ilişkin şu bilgileri aktardı:

  • Göç edenlerin yerleştikleri bölgelerde ciddi alt yapı sorunları var. Çok büyük bir sıkışmışlık içinde dairelerde, avlularda, okullarda yaşamak zorunda kalıyorlar.
  • Şu an 55 okul kullanılamaz halde, 86 bin çocuk okula gidemiyor.
  • Türk devletinin işgalinde 10 hastane ve sağlık kuruluşları ateş altına alındı, yerle bir edildi, kullanılamaz hale geldi. Çatışmaların olmadığı yerlerde hastaneler çalışır durumda ancak ihtiyacı karşılayabilecek güçte değil.
  • Yapılması gereken acil görevler var. Yüzbinlerce insanın kaldığı 14 kamp destek bekliyor. Sadece El Hol Kampı’nda 70 bin insan var. Kaynaklar her gün azalırken, bizleri çok daha ağır görevler bekliyor.
  • Ekonomik kaynakların azalmasından da endişeliyiz. Bu durum Heyva Sor’un çalışmalarına sekte vurur ve bunun sonuçları vahim olur.
  • Türk işgalinde bugüne kadar (27 Ekim) 550’den fazla insan öldürüldü. Gerçek rakam ise bilinmiyor. Çoğu insanlar yıkılan evlerin altında kaldı.
  • 1100’den fazla yaralı var. Çok sayıda çocuk da kurbanlar arasında. 'Ateşkes’e rağmen her gün insanlar Erdoğan’ın kendi alanını genişletmek için yürüttüğü savaş içinde ölüyor.
  • Avrupa ise sadece uyarılar ile yetiniyor. Ekonomik ve askeri ilişkiler ağır basıyor, kimin DAİŞ’e karşı mücadele yürüttüğü unutuluyor. 11 bin şehit, 21 bin yaralı unutuldu. "Ne yaparlarsa yapsınlar" mantığı var. Bu, Rojava halkına ihanettir.

Dr. Michael Wilk kimdir ?

   

Wiesbaden doğumlu Dr. Michael Wilk, genel tıp, psikoterapi ve davranışsal terapi, özel ağrı tedavisi, doğal ilaçlar, geriatri ve acil tıp konularında uzman. Acil tıbbi Wiesbaden (ÄBD) acil servis ekibinin üyesi ve Medici Wiesbaden'de acil müdahale doktoru olarak çalışmaktadır. Uluslararası alanda bir çok ülkede de bu göreve yürüttü. Bir çok kez Rojava’ya da giden Dr. Michael Wilk, Rojava'nın onur vatandaşı ve aynı zamanda Frankfurt-Kobanê Kardeş Şehir üyesidir. 22 Ekim'den bu yana Rojava’nın Til Temir kentinde yaralıları tedavi eden Dr. Wilk, dün Almanya’ya döndü.