
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 5. Genel Kurulu hafta sonu Amed’deki Vedat Aydın Konferans Salonu’nda yapıldı. DTK, Demokratik Özerklik ilanı sonrası yeniden yapılanmaya gidiyor. 5. Genel Kurulu’nu yeniden yapılanma sürecinde toplayan DTK, iki gün süren Genel Kurul’da Demokratik Özerklik, Ulusal Konferans ve İran’ın Federal Kürdistan’a yönelik operasyonlarını tartıştı.
Türk: Çalışmalarımız kesintisiz sürecek
Açılış konuşmasını yapan DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, „Bugün Kürtler Demokratik Özerklik’i fiilen gerçekleştirmek durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Bu bir ayrışma ve bölünme değil, tam tersine halkların kardeşliği üzerinden yeniden tesisidir. Kürt ve Türk halkının ortak geleceği ortak bir şekilde özgürce kurmanın çabasıdır“ dedi.
Halkın geçmişte olduğu gibi tekçi, ırkçı bir zihniyeti kabul etmeyeceğini belirten Türk, „Bütün bu acılardan sonra hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi Kürtlere yaklaşırsanız sadece Kürtler kaybetmeyecek bütün Türkiye kaybedecektir. Kürt halkının taleplerini bugüne taşımamız birilerinin süreci yeniden değerlendirmesi için bir şans olarak değerlendirilmelidir“ diye konuştu. Türk, ayrıca Demokratik Özerklik’in yaşam bulması için oluşturacakları komisyonlarla çalışmalarını kesintisiz sürdürüceklerini söyledi.
Tuğluk: Kürtler kaybetmez, kaybettirir
Ardından DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk bir konuşma yaptı. Tuğluk şunları söyledi: „Önümüzde iki seçenek duruyor. Kürt meselesi ya şiddet ve çatışma zemininde aynı şekilde sürdürülecek ya da anlamlı bir mücadele, eşit özgür bir birliktelik yoluna gidilecektir.“ Kürt ve Türk ilişkilerinin yeniden tanımlanacağını kaydeden Tuğluk, „Tarafların sorumluluğu tarihi niteliktedir, artık karar vaktindeyiz. Onurlu bir barışı, demokratik bir çözümü tartışmak ve müzakere etmek için diyaloğa hazır olduğumuzu bütün kamuoyuna duyuruyorum“ dedi.
Tuğluk konuşmasını şöyle sürdürdü: „Bakmayın Başbakan’ın ‘silah bırakmazlarsa şiddeti devreye sokarız’ dediğine, çözümün dayandığını O da biliyor. Çözüm olmazsa sadece Kürtler zarar görmez. Başbakan’ın bu açıklamalarının bizden yana bir karşılığı yoktur. Kürtler bu saatten sonra kaybetmez, kaybettirecek güce sahiptir.“
Kürtlere sadece direnmek kalır
„İktidar ve hegemonyacı siyaset tarzına karşı direnmekten başka tutumları olmayacağını“ söyleyen Tuğluk, AKP’nin siyaset tarzını darbe dönemlerine benzetti: „Onurumuza dokunuluyor, kabul edilmiyoruz, teslim alınmak isteniyoruz, eşit görünmüyoruz. AKP’nin bu tarzı sürerse, inan ki değerli bilgemiz Ape Musa’nın dediği gibi Kürtlere sadece diremek kalır. Geçiş sürecindeyiz, riski kaldırmak AKP’nin elindedir. Yüzde 50 oy almış bir iktidar çözüm yaklaşımına sahipse bizim için muhataptır.“
Öcalan’ı dikkate alıyor, önemsiyoruz
„Geçiş sürecindeyiz riski kaldırmak AKP’nin elindedir“ diyen Tuğluk, „Bundan sonra esas tartışma ve mücadele konusu sorunun nasıl tartışılacağına dair olacaktır. Kürtlerin cevabını aradığı soru şudur, Kürtlerin meşru taleplerini kabul etmek kadar bu taleplere anayasal güvencelerle karşılık verecek midir? Kürtlerin statüsü ne nasıl olacaktır. Başbakan’ın artık dinlemekten sıkıldığımız ‘tek millet, tek dil’ söylemi aşılması gereken totaliter bir yaklaşımdır. Risk alanını daraltacak güven verecek kısa vadeli bir yol haritasının uygulanması gerekmektedir“ dedi.
Tuğluk, „Sorumluluk AKP’nindir. Yüzde 50 oy almış bir iktidar çözüm yaklaşımına sahipse bizim için muhataptır. Temel ilke karşılıklı iradeyi tanıma ve kabul etmedir. Çatışma değil uzlaşma istiyoruz. Bunun için siyaset kurumunun meşru ve sivil bir kurum olarak düzenlenmesinden yanayız“ dedi.
Basının KCK, BDP, DTK, PKK’ye yaklaşımına dikkat çeken Tuğluk, şöyle devam etti: „Sayın Öcalan ne kadar BDP’nin içindeyse BDP de bir o kadar DTK’nin hatta KCK’nin içindedir. Bunun yasalar karşısında bir meşruiyeti olmayabilir ama Kürt toplumda en meşru varoluş biçimidir. Devlet Sayın Öcalan’ı dikkate alıyor, hatta önemsiyor. Bizim buradaki farkımız kurduğumuz sempatiklik ilişkisidir.“
Çözüm için 5 adım önerildi
DTK Eşbaşkanı Tuğluk, „Kürt meselesi eğer gerçekten çözüm sürecine sokulmak isteniyorsa, kimi pratik adımların atılması gerekiyor. PKK ayrı, Kürt sorunu ayrı ayrımından, açılım da yaparız, operasyon da yaparız yaklaşımından vazgeçilmelidir. Kürt siyasetini karşı karşıya getirme yaklaşımdan vazgeçilmelidir“ diye konuştu.
Aysel Tuğluk, 5 adımda pratik bir sürecin gelişmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: „Anayasa ile ilgili her aktör irade beyanında bulunmalı ve tutum belirlemelidir. 1 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında yol haritası belirlenmelidir. Sayın Öcalan’ın sürece hakim ve müdahil olması için koşulları düzeltilmelidir. Eylemsizlik ilan edilmelidir. Meclis inisiyatif alarak katılımcı tarzda 1 Eylül’den itibaren başlamalıdır.“
Bedel ödemeye de hazırız
Tuğluk, son olarak şunları söyledi: „Hakaret ve saldırıları da not ediyoruz. Bunlara karşı kendimizi korumayı, bildiğimizi söylemekle yetineceğiz. Zayıf, güçsüz, çaresiz hiç değiliz. 40 bin canını vermiş bir halkın temsilciyiz. Mücadele etmek kadar bedel ödemeye hazırız. Kefaleti kadar onurlu bir barış olsun ötesine kimse razı olmaz. Biz cenazelerin arkasında değil önüne geçmek istiyoruz. Bunun için özveriye hazırız. Yeter ki bir irade beyanı olsun. Bu süreci öncekiler gibi heba etmeyelim.“
Neler kararlaştırıldı?
İki günlük Genel Kurulu’nda, „İran’a karşı eylem, Demokratik Özerklik modelinin hayata geçirilmesi ve Öcalan’ın eleştirileri karşısında özeleştiri verilmesi“ konularda kararlaşma sağlandı. Tartışmalarda ayrıca Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi için sağlık, güvenlik ve özgür bir çalışma ortamının sağlanması yönünde de mücadele edilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Ayrıca saldırılar karşısında ulusal birlik temelinde mücadele ve bu doğrultuda önemli bir adım olarak görülen Ulusal Konferans’a güçlü gidilmesine ilişkin de fikir birliği ön plana çıktı.
Türk ve Tuğluk’la devam
850 delege, DTK Eşbaşkanı olarak Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk’un devam etmesi yönünde irade gösterdi. Haberimiz hazırlandığı sırada DTK Genel Kurulu devam ediyordu. Açıklanacak sonuç bildirisinin metni yazılıyordu.
AMED