
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 7. Olağan Genel Kongresi’nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, siyasal süreç, Kürdistan ve bölgede yaşanan durum, inşa, DTK’nin misyon ve sorumlulukları konularını gündemine alan kongrenin önemli bir tartışma ve kararlaşma düzeyine ulaştığı kaydedildi. Genelde Ortadoğu’da, özelde ise Kürdistan coğrafyasında adı konulmamış bir 3. Dünya Savaşı durumu yaşandığı tespiti yapılan sonuç bildirgesinde, “Ortadoğu’da yaşanan bu savaş tüm bölge halklarının güvenlik ve geleceğini tehdit etmekle kalmıyor etnik, inanç ve kültürel soykırım gibi tarihsel hafızalardan silinmeyecek ağır sonuçları doğuruyor. Rojava, Şengal, Telafer ve Filistin’de yaşananlar bunun somut ifadesidir” denildi.
Öcalan’ın uyarıları dikkate alınmadı!
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu gelişmeleri öngörerek, “bölge ülkelerinin demokratikleşme temelinde dönüşüm geçirmelerini, Kürdistani güçlerin de varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama temelinde bir an önce Ulusal Kongre’yi toplayarak sürece hazır hale gelmelerinin gerekliliğini ortaya koyduğu” kaydedilen bildirgede, bölge ülkelerinin bu uyarıları dikkate almayarak aksine savaşı derinleştirecek ilişki ve arayışların içine girdikleri belirtildi. Ayrıca Kürdistan Ulusal Kongresi’nin toplanmamasına yönelik başta Türkiye olmak üzere diğer bölge devletlerinin engelleyici tutumlar içinde olduğu vurgulanan bildirgede, “Tüm bu gelişmeler öngörülürken Kürt siyasi parti ve oluşumlarının dıştan dayatılan engellemelere rağmen ulusal birlik temelinde bir kongreyi gerçekleştirememesi tarihsel vebali ağır olan gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır” değerlendirmesi yapıldı. Tüm bu gelişmeler ışığında DTK kongresi sonuç bildirgesinde şu hususların altı çizildi:
Kongre bir an önce toplanmalı
* Bu gelişmeleri değerlendiren kongremiz, hiçbir mazerete sığınmadan bir an önce Ulusal Kongre’nin toplanma çağrısını yinelemektedir. Gecikmiş de olsa gerçekleştirilen sınırlı ulusal birliğin, halklarımızın saldırılara karşı savunulması, IŞİD saldırılarının püskürtülmesi ve Kürdistani halkların dayanışması açısından ne denli önemli olduğunu yaşanan gerçeklik göstermektedir.
Ortak savunma gücü hayatidir
* Bu realiteden de anlaşıldığı gibi Kürdistan ve Mezopotamya halkları açısından ortak savunma gücünün nedenli hayati önemde olduğu ortaya çıkmıştır.
* Yine Rojava’da yaşanan sürecin ortaya çıkarttığı umut da bölge halklarının geleceğini şekillendirecek niteliktedir. Halkların birlikte barış içinde yaşamı için örnek model oluşturan kantonlar, demokratik ulus perspektifinin, geçen yüzyıldan devralınan ulus devlet tahribatının panzehiri olduğunu göstermiştir.
* Bir yandan kendi ayakları üzerinde durabilecek alt yapısını inşa ederken diğer yandan Şengal vahşetinden kaçanlara ev sahipliği yaparak tüm halkların takdirini toplayan Rojava halkı bu durumu kendi öz gücüne dayanarak oluşturduğu öz yönetimlerinden almaktadır.
Şengal’e otonom statü
* Rojava’da oluşturulan demokratik yönetim modelinin bölge halklarının özgür geleceği için bir çözüm seçeneği olarak gören kongremiz, halkları yerinden ederek değil, yaşadığı topraklarda öz yönetim modeliyle varlıklarını sürdürmelerini önemser. Bu gerçeklikten hareketle Şengal’in otonom statüye kavuşturularak, yerinden edilen Şengallilerin topraklarına geri dönmelerinin sağlanması için gerekli girişimlerde bulunur.
PKK listeden çıkarılmalı
* Kongremiz; yerel, ulusal ve ululararası hiçbir gücün karşında duramadığı çeteci güçlere karşı halkların savunmasını ağır bedeller ödeyerek gerçekleştiren YPG ve HPG güçlerinin uluslararası mekanizmalar tarafından halk savunma gücü olarak tanınmasını ve PKK’nin ‘terör örgütleri’’ listesinden çıkartılmasını bir zorunluluk olarak görmektedir.
Müzakere için gerekli adımlar
* Diyalog sürecinde gelinen aşamayı gündemine alıp değerlendiren kongremiz, AKP Hükümeti’nin çözüme dair tatmin edici bir adım atmadığını vurgulamıştır. Bir yandan IŞİD vb. yapılara destek vererek Kürt kazanımlarını bastırmaya çalışırken diğer yandan Ortadoğu’nun kaotik gerçekliği içinde Kürt halkının katliamla karşı karşıya olduğu bir ortamda çözüm süreci adına silahsızlanmayı ilk seçenek olarak dayatması tasfiyeden başka bir durumu amaçlamadığını değerlendirmiştir.
* Gerçekliği olmayan seçenekleri dayatıp esasta yapması gerekenleri öteleyen tutumlarına rağmen Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi çok zor şartlar altında diyalog sürecinin kopmaması için yoğun çaba sarf etmiştir. Bu çabaların sonuç alıcı bir müzakere ve kalıcı bir barış sürecine dönüşmesi için öncelikli olarak Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürce hareket edeceği koşulların sağlanması, diyalog sürecinden müzakere sürecine geçişte katkı sunacak kesimlerin dahil edilmesi, hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması, TMK’nin kaldırılması, seçim yasasının demokratikleştirilmesi ve bunlarla birlikte anadil hakkının ve demokratik özerkliğin esas alınacağı yeni bir anayasanın yapılması acil bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.
Doğrudan demokrasi kurumsallaşacak
* Kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün teminatı olarak kabul eden kongremiz, kadına yönelik her türlü ayrımcılık, şiddet ve toplumsal eşitsizlik ile mücadeleyi öncelikli görevleri arasında görerek, bunların giderilmesi için başta kendi örgütsel mekanizmalarında olmak üzere eşit temsiliyetin yaşamın tüm alanlarında uygulamayı vazgeçilemez görev sayar.
* Emek sömürüsü, çocuk istismarı, madde bağımlılığı, ötekileştirilen kimlik ve yaşam biçimlerine yönelik ayrımcı politikalara karşı mücadele etme kararlılığını ortaya koyan kongremiz, farklılıkların kendi özgünlüklerinde özgürce yaşamasına ilişkin çalışmalar yürütür.
* Toplumsal taleplerin siyasal karar süreçlerine etkin biçimde katılım mekanizmalarının oluşturulmasını gündemine alan kongremiz, en yerelden başlayarak doğrudan demokrasiyi kurumsallaştırarak, demokratik özerkliği tüm boyutlarıyla inşa etmeyi hedeflemiştir. Ahlaki ve politik toplum esasları üzerinden demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma ile toplumsal inşayı ekonomik ekolojik adelet savunma gibi ana boyutlar üzerinden toplumsal sorunların çözümüne yönelik inşayı acil bir görev olarak önüne koymuştur.
* Kongremizi başta Êzîdî halkı olmak üzere Güney Kürdistan ve Rojava’da soykırıma uğrayan ve soykırım tehdidi altında olan Kürt, Süryani, Ermeni, Şabak, Kakai inancı ve halklarına ve Rojava devriminde şehit düşen bütün Kürdistan direnişçilerine atfediyoruz.
DİHA/AMED
Yeni sözleşme kabul edildi
Kuzey Kürdistan’da 5 bölgede Meclisler biçiminde örgütlenecek DTK’nin bünyesindeki 9 komisyon 14’e çıkartıldı. DTK Genel Kurulu’nun aldığı kararları bileşenleri ve organlarıyla hayata geçirmekten sorumlu olarak ise 33 kişilik İcra Kurulu oluşturuldu.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 6-7 Eylül’de Amed’de düzenlendiği Genel Kurul toplantısında yeni bir sözleşme kabul etti. Beş maddelik sözleşmede, DTK’nin amacı ve örgütlenme biçimi yeniden tanımlandı. İlk maddede DTK şu şekilde tanımlandı: “Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmaya dayalı, demokratik ulus perspektifi temelinde öz yönetim ilkesiyle tüm Kürdistan ve Mezopotamya halklarını demokratik yaşamın içine çekerek siyasal, toplumsal, inanç özgürlükçü birlikteliğinin sistem inşaasını hedefleyen; cinsiyetçi yaklaşımlar karşısında kendisini eşit temsiliyet sistemi ve onun yaşam kültürüne dayandıran; tüm kesimlerin ortaklaşmasını sağlamaya yönelik farklı sorun ve ihtiyaçları demokratik yöntemlerle çözmeyi esas alan; ulus devletten kaynaklı sorunları demokratik hakların savunusu temelinde diyalog ve müzakere ilkesiyle ele alarak çözen; seçilmiş halk delegeleri, siyasi partiler, siyasi gruplar, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve seçilmiş üyeleri, sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri, kadın, gençlik ve Kürdistan’da yaşayan tüm etnik, dini ve inanç gruplarının temsilcileri, kanaat önderlerinden ve bireylerden oluşan Kürdistani bir kongredir.”
Amaç ve görevleri
Sözleşmenin ikinci kısmında DTK’nin amaç ve görevlerine yer verildi:
* Demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigma temelinde halkların ortak örgütlenme ve yaşam biçimi olarak demokratik ulus inşasına öncülük eder. Bu temelde farklı kimliklerin ortaklaşmasını zenginlik olarak görür, tüm bileşen ve aidiyetlerini demokratik özerk kurumlarda birleştirir ve yönetir.
* Ahlaki ve politik toplumun moral değerlerine dayanır.
* Ulus devlet karşısında öz kimlik ve öz irade temelinde öz yönetim ilkesini hayata geçirir, devlet yönetimi yerine halkların demokratik öz yönetimini geliştirmeyi özgürlük ve eşitlik imkanı olarak görür.
* Kürdistani halkların ve inançların özgür kimlikleri ile siyasal-sosyal ve demokratik yaşamda temsilini sağlar. Kuzey Kürdistan’daki halk, inanç ve kültür (Kürt, Türk, Arap, Asurî-Süryani-Keldani, Ermeni, Mıhellemi, Azeri, Pomak, Terekeme, Domani halkları; Müslüman, Alevi, Hristiyan, Ezidi ve Musevi inanç) gruplarından oluşan çok dilli, çok kültürlü ve farklı inanç gruplarının temsiliyetini sağlar, pozitif ayrımcılığı uygular. İktidarlar eliyle oluşturulmuş tanımların, önyargıların, kin ve nefretin kırılması için mücadele eder.
* Kürdistan’ın özgür kimlik ve birlikteliğini sağlama amaçlı Kürdistani halkların ve yapılarının ulusal birliğini gerçekleştirme ve bunun önünde engel teşkil eden sorunların çözümünü esas alma temelinde mücadeleye öncülük eder.
* Kadın özgürlükçü toplum inşası hedefiyle, yaşamın tüm alanlarında özgür ve eşit katılımı sağlayacak bir yaklaşım içinde olur, kadınların özgün özerk örgütlenmesi ile demokratik toplumun öncü gücü olarak eşit temsiliyete dayalı katılımını gözetir, kadın kırımına karşı mücadele eder.
* İnsan-doğa çelişkisini iktidarcı zihniyetin yol açtığı tahribat olarak görerek insan-doğa ilişkisini iktidarcı zihniyet ve yaklaşımlardan arındırma temelinde ekolojik toplumu esas alır, ekolojik dengenin bozulmasına, Kürdistan ve Mezopotamya coğrafyasının talan edilmesine, kültürel mirasımızın yok edilmesine karşı mücadele eder.
* Kürdistan, Ortadoğu ve Dünya’da yaşanan soykırım, toplumkırım, asimilasyon, oto asimilasyon politikalarını reddeder. Küresel hegemonik ve statükocu ulus devletlerin iktidarcı çıkar politikaları karşısında mücadele eder. İnsanlığın ortak değerleri olan eşitlik ve özgürlük temelinde öz irade-öz kimliğe dayalı var olmayı üçüncü çizgi olarak benimser. Kürdistani halkların ortak çıkarlarını gözetir.
* Öz savunmayı evrensel bir hak olarak görür, bu temelde yaşamın tüm alanlarında bu ilkeyi gözeterek, mücadele eder ve çalışmalarını yürütür.
* Demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini Kürdistan’da yaşamsal kılmayı hedefler. İç işleyiş ve karar alma süreçlerinde bu ilkeyi işletir.
* Radikal demokrasinin kanallarını açık tutmak için tabandan meclis tarzı örgütlenmeyi esas alır.
Eşbaşkanlık Divanı
DTK’nin örgütlenme esaslarına yer verilen başlıkta, DTK’nin en üst karar organı olarak Genel Kurul gösterildi. Yapısal değişikliklere de gidilen kongrede daha önceki dönemdeki başkanlık divanı eşbaşkanlık olarak değiştirildi. Eşbaşkanlık Divanı’nın da eşit temsiliyet esaslı seçilen iki eşbaşkan ve altı yardımcıdan oluştuğuna yer verildi.
14 komisyon oluşturuldu
Demokratik Ulus’un 9 boyutuna ilişkin oluşturulan komisyonların sayısı 14’e çıkartılırken, DTK bünyesinde oluşturulan komisyon şunlar: “Siyasi, Sosyal, Diplomasi, Statü ve hukuk, İnsan hakları, Ekoloji, Ekonomi, Halklar ve inançlar, Kadın, Gençlik, Dil ve Eğitim, Kültür ve Sanat, Bilim, Toplumsal uzlaşı ve diyalog komisyonu.”
Bu komisyonlara bağlı olarak alt komiteler de örgütlendirilecek. Genel Kurul’un aldığı tüm kararları bileşenleri ve organlarıyla hayata geçirmekten sorumlu olan ise İcra Kurulu.
5 Bölge Meclisi
Kongrenin Meclis esaslı çalıştığı kaydedilen sözleşmede, “Kuzey Kürdistan’da 5 bölge merkezli örgütlenir. Her bölgede bölge meclisleri oluşur. Bölge meclisleri il meclislerinin, genel esas ve usullerine göre seçilen temsilcilerden oluşur. Bölge Meclisleri, Demokratik Toplum Kongresi’nin sözleşmesi çerçevesinde faaliyet yürütür” denildi.
Adalet Divanı
Sözleşmede son olarak mahalle ve köylerde örgütlenen, ihtiyaç duyulan tüm konularda öneri karar, proje oluşturarak ilgili meclislere sunan birimler şeklinde örgütlenen komünler ve çalışma esasları ile hak ihlalleriyle ilgili tüm alanlarda çözüm geliştirmekten ve adaleti sağlamaktan sorumlu olan Adalet Divanı’nın çalışma esaslarına yer verildi.