Uluslararası Af Örgütü’nün Frankfurter Presseclup’te düzenlediği panelde ‘KCK operasyonları’ adı altında sürdürülen soykırım operasyonları tartışıldı. Moderatörlüğünü Af Örgütü adına Monika Willkowsky’nin yaptığı panele konuşmacı olarak avukat Ercan Kanar, gazeteci Edgar Auth ve  avukat Waltraut Verleih katıldı. Paneli çok sayıda Alman gazeteci de izledi.
Panelde konuşan Kanar, tutuklu avukatların üzerinde silah, doküman veya farklı bir suç aleti bulunmadığını belirterek, avukatların tutuklanmasının esas nedeninin Türk ve Kürt halkını doğru bilgiden mahrum bırakmak olduğunu söyledi.
Kanar, „Avukatlara, İmralı’da Öcalan ile görüşüyorsunuz ve talimat alıyorsunuz, bu talimatları örgüte ulaştırıyorsunuz ve ardından saldırılar oluyor, suçlamalarında bulunuyorlar. Biz ise bu iddiaları çürüttük. 17 aydır avukatlar tutukludur ve kimse İmralı ile görüşemiyor. Fakat 17 aydır savaş ortamı daha da vahim bir boyut almıştır. Avukatları tutukladınız. Peki 17 aydır kuryerliği kim yapıyor“ şeklinde konuştu.

Trajikomik iddianame


Kanar, gazetecilere ilişkin iddianame konusunda ise şunları söyledi: „Siz bir gazete müdürüsünüz ve çalışanınızı cep telefon ile arıyorsunuz ve ‘Falan yerde BDP mitingi var, git oraya, haberi yap ve haberi getir’ demişsiniz. Bu iddianamede ‘gazeteciye yasadışı talimat vermiştir’ şeklinde yer alıyor.
Mesela ‘Niçin haberlerinizde Diyarbakır değilde Amed yazıyorsunuz?’, ‘Niçin tecavüz edilen Kürt kadınlarının haberlerini yapıyorsunuz?’, ‘Niçin BDP ile ilgili manşet atıyorsunuz? ‘Niçin DTK kongresinin haberini yapıyorsunuz?’ ve benzeri... Mesleki doğal görevlerin sözde suç teşkil ettiğini iddia ediyorlar.“
Kanar, dava dosyalarında ilginç bir olayı ise şöyle anlattı: „Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun da içinde bulundukları KCK ana davasında, İhsan Çelik ve Songül Çelik çifti de bulunuyor. Sağlık sorunları olan Songül Çelik BDP Parti Meclis üyesi, eşi İhsan Çelik ise siyasette aktif olmayan biri. Songül Çelik çok sayıda toplantıya katılıyor. İhsan Çelik, doğal olarak hasta olan eşini telefon ile arar O’na „Sağlığın nasıl, ne kadar sürecek, ne zaman eve geleceksin, geç kalacak mısın’ diye sorar. İddianamede bu telefon görüşmeleri ‘İhsan Çelik, Songül Çelik’e talimat veriyor, onu kontrol ve koordine ediyor’ şeklinde yer alıyor. Bu trajikomik ve bir o kadar da saçma iddianame sonucunda bu çift, aylardır tutuklu bulunuyor.“
 
Eşi görülmemiş tutuklama serisi 


Kanar, konuşmasının devamında 90’lı yıllar ile 2012’yi kıyasladı. Kanar „90’lı yıllarda ‘faili meçhul’ cinayetler, işkence ve devlet katliamları yoğunken, günümüzde çok sayıda insan tutuklanmıştır. 90’lı yıllarda askeri bir diktatörlük, günümüzde ise polis diktatörlüğü hakimdir. 2010’da bin 238 işkence olayı tespit edilirken, 2011’de bu rakam 3 bin 133 işkence yükselmiş, 2011 yılında 42 faili meçhul cinayetin yanında aynı yılda 177 gözaltında ölüm olayı tespit edilmiş“ dedi.
Kanar’dan sonra konuşan gazeteci Edgar Auth ise 40’a yakın gazetecinin Türkiye’de eş zamanlı olarak tutuklandığını belirtti. Böylesi bir tutuklamanın dünyada eşi benzerinin olmadığını dile getirdi. Auth, son olarak Türkiye’de 5 bin soruşturma davasının da devam ettiğini sözlerine ekledi. Auth, Türk Başbakanı Erdoğan’ın basın kurumlarını, Kürtler üzerine haber yapmaması için tehdit ettiğini de belirtti.

Türkiye’de can güvenliği varmış!


Avukat Waltraut Verleih de, ‘terör suçlaması’ ile Almanya’ya gelenlerin iltica talebine olumlu cevap verilmediğini söyledi. Verleih, „Türkiye’de işkence yoktur iddası, Türkiye’de can güvenliği vardır iddiasıyla, ilticaya başvuranlara Türkiye’ye dönebilecekleri söyleniyor. Türk hükümeti de, kendisini ‘Türkiye’de işkence yasaktır, Kürtçe radyo dinleme yasaldır, Kürtçe önünde bir engel yoktur, İşkence yapan memura dava açsınlar’ gibi saçma bir şekilde savunuyor“ dedi.
Verleih, Çağdaş Hukukçular Derneği’ne mensup meslektaşları ile bir iletişim ağı kurduklarını da açıkladı. Avukat Verleih, Frankfurt, Berlin, Hamburg gibi Almanya’nın büyük kentlerinde mağdurlara ve Kürt sorunun demokratik çözümüne destek amacıyla avukat ağının kurulduğunu söyledi. 


NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/ FRANKFURT