Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yaklaşık 100 ülkeden 2 bin 500’den fazla katılımcı ile önceki gün başladı. 5 günlük zirveye her zamanki gibi İsviçre’nin 11 bin nüfuslu Davos kasabası ev sahipliği yapıyor. 50 ülkenin devlet ve hükümet liderleriyle katıldığı Forum’da dünya ekonomisine yön veren kuruluşlar da en üst düzeyde temsil ediliyor. İMF Başkanı Christine Lagarde, Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim, Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamy, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ve AB Komisyonu’nun Ekonomik ve Parasal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Olli Rehn de Davos’ta.


Erdoğan 4 bakanı gönderdi

Foruma, Türkiye’den de geniş bir katılmı var. Türk Başbakanı Erdoğan’ın 2009 yılında “Bir daha da Davos’a gelmem” diyerek şov yaptığı zirveye bu yıl AKP Hükümeti dört bakanla katılıyor. Uluslararası sermaye ilişkilerinden dışlanmak istemeyen Türkiye, Davos’a adeta çıkarma yaptı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Davos’taki oturumlara katılıyor. Yazar Elif Şafak’ın da Türk heyetine eşlik edeceğinden söz edilmesine rağmen, bu yönlü haberler kesinlik kazanmış değil.

Açılışı ev sahibi Maurer yaptı

Ev sahibi sıfatıyla Forumun açılış konuşmasını İsviçre Cumhurbaşkanı Ueli Maurer yaptı. İsviçre’nin resmi 4 dili ve İngilizce konukları selamlayan Mauer, konuşmasında AB ve ABD’ye karşı ülkesini savundu ve İsviçre üzerindeki (gizli banka hesaplarından kaynaklı) baskılara rağmen sistemin başarısını öne çıkardı.

Ana teması: Dirençli Dinamizm

Bu yıl ana teması “Dirençli Dinamizm” olan Foruma; Coca Cola, Embraer, Dow Chemical Company, Toshiba, UBS ve Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün başkanları ev sahipliği yapıyor.

En önemli sorun gelir eşitsizliği

Forumun koridorlarında en çok en çok “Euro krizi bitti mi?” sorusu soruldu ve bunun üzerine hararetli tartışmalar yürütüldü. Ancak resmi platformlarda yapılan konuşmalarda ‘iyimserlik’ havası hakimdi. Forumun güncel risk raporunda ise karamsar bir tablo çizildi. ‘2013’ün Küresel Riskleri’ adını taşıyan rapor; iş dünyası, siyaset, bilim ve sivil toplum kuruluşlarından binin üzerinde uzman tarafından hazırlandı. Uzmanların çoğunluğu, önümüzdeki 10 yılın göstereceği en önemli riskin, gelir eşitsizliği olduğu görüşünde.

Finans sistemi çöküyor mu?

Raporda, global riskler arasında finans sisteminin çökme ihtimalinin en büyük riskler arasında gösterilmesi dikkat çekiyor. Etkileri ve ihtimali açısından ilk beş arasına giren diğer iki küresel risk ise kamu bütçelerindeki kronik açıklar ve su sıkıntısı. Küresel risklerde, kasırgalar, sel felaketlerine kadar sayısız aşırı hava olayına yol açtığı varsayılan sera gazı emisyonu ise üçüncü sırada. İklim değişikliğine uyum sağlanamaması, önümüzdeki on yılda yoğun etkilerinin hissedileceği çevre riski olarak adlandırılıyor.

Riskler artık kestirilemiyor

Küresel risk raporunda imzası bulunan Dünya Ekonomik Forumu Direktörü Lee Howell, dünyayı bekleyen risklerin artık kestirilebilir olmaktan çıkmaya başladığına dikkat çekiyor. Howel, bunun bir alarm olarak algılanmasını isteyerek, “Risklerin artık tahmin edilir olmaktan çıkması, sistemimizin yaydığı alarm sinyalleridir” diyor.

Küresel refah tehlikede

Başka bir uzman John Drzik de “Ekolojik ve ekonomik kasırgalar esiyor. Her ikisi çarpışma yörüngesinde seyrediyor. Bunları engelleyecek yatırımlar yapmadığımız sürece gelecek nesillerin küresel refahı tehlikeye girebilir” uyarısında bulunuyor.

Medyanın gücü erozyona uğradı

Raporda internete kadar teknolojik gelişmenin toplumu nasıl değiştireceğini tahmin etmenin zor olduğuna yer verililirken, sınırsız iletişimin, sonucu kestirilemeyen gelişmelere yol açabileceğine de işaret ediliyor. Raporda, dijital büyümenin, medyanın kollama ve denetleme görevini erozyona uğrattığına da dikkat çekiliyor.

Bir çok lider biraraya geldi

Forum bir çok ülkenin liderini de buluşturdu. İsviçre Cumhurbaşkanı Ueli Maurer de Rusya Başbakanı Dmitry Medvedev ile bir araya geldi. İki ülke yetkililerinin her alanda işbirliğini arttırma kararlılığı olduğu ve G20 ile AGİT gibi konuları ele aldıkları öğrenildi. İsviçre’nin 2014 yılında AGİT dönem başkanlığını devr alacağı belirtiliyor.

Cameron ile Merkel de görüştü

Partisinin gelecek seçimleri kazanması halinde AB’de kalıp kalmama konusunda referandum düzenleyeceklerini açıklayan İngiltere Başbakanı David Cameron ile AB’nin lokomotifi konumundaki Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel de ikili bir görüşme yaptı. Dünkü görüşmede Merkel’in, Cameron’a, “AB’de kalmanız çok önemli” dediği öğrenildi.

Güvenlik üst boyutta

Forumun güvenliği bu yıl da üst düzeyde. Havadan ve karadan en üst düzeyde korunan Davos’ta adeta kuş uçurtulmuyor. Tel örgütlerle çevrilen zirvenin yapıldığı oteller toplama kampı görüntüsü verirken; kasabaya binlerce asker ve polis yığıldı, binaların çatılarına konumlanan keskin nişancılar da dikkat çekiyor.

Protesto Cumartesi

Davos zirvesi her yıl olduğu gibi bu yıl da protestolara sahne olacak.
Tüm önlemlere rağmen Davos’ta Cumartesi günü Yeşiller, Sosyalist Parti Gençlik Kolları ve çeşitli grupların destek vereceği bir protesto eylemi düzenleneceği öğrenildi. Eylemin hazırlıkları sürerken bir taraftan da Zürich, Basel, Bern, Cenevre ve St. Gallen kentlerinde Foruma alternatif paneller ve toplantılar düzenleniyor. Toplantılara anti-WEF çevreleri, insan hakları örgütleri, çevreciler, sol kesimler ve barış savunucuları katılıyor.

Barzani de Davos’taydı

Foruma Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani de davetliydi. Barzani burada Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla biraraya geldi. Heyetlerarası ve başbaşa gerçekleşen görüşme; bir saati aştı. Türk yetkililer, Davutoğlu-Barzani buluşmasında İmralı görüşmelerinin de ele alındığını söyledi. Ancak detay vermedi. Ayrıca Türkiye ile Barzani yönetiminin enerji ve petrol satışı konusundaki işbirliğinin de gündeme geldiği ifade edildi.


ALİ ÖZŞERİK/DAVOS