Dönüp geçmişe baktığımızda bir zamanlar dünyada barışın en temel karakter olarak yaşandığını görürüz. Uçsuz bucaksız doğa ve içerisindeki sayısız çeşitteki bitki, orman ve sular ile tüm canlıları var kılan yaşam böyle gerçekleşmişti. İnsan toplumu açısından da Ana tanrıça kadın döneminden ise tüm toplumların doğada var olan her şeyi birlikte paylaştıkları eşit, özgür ve barışçıl bir yaşam gerçeğinin olduğu bilinmektedir. Dünyamızın bu sorunsuz halini hayal etmek, savaşların olmadığı, herkesin birbirini anladığı, doğadan faydalandığı kadar onu koruduğu bir yaşamın varlığını hissetmek bile ruhumuzda bir huzuru yaratmaktadır. Çünkü insanlığın içinde bulunduğu sürekli savaş hali, algılarımızda negatifliği yaratmıştır. Böyle bir yaşamın günümüz için imkansız olduğunu düşünenler bile olabiliyor. Çünkü insanların zihninde yaratılan kader gibi olgular bu yargıya götürmektedir. Bu kaderi de yaratanın esiri olunmuştur.

Egemen kesimler için yaşamın temel gayesi çıkar savaşlarının süreklileşmesidir. Dünyamızı korkunç felaketlere sürükleyen şey de bir avuç egemenin hırsları uğruna geliştirdiği anlamsız savaşlar ve binlerce insanı birbirine kırdırtma çılgınlığıdır. Çıkardıkları savaşın beslenmesi için de haklı gerekçelerini durmadan kurgulamaları bundandır. Oysa savaş en zorunlu hallerde son seçenek olarak ortaya çıkan bir durumdur. Ve temel amacı ise barıştır! O, sadece uzlaşmanın koşullarını yaratmak için başvurulan bir araçtır. O nedenle amacına ulaşan bir savaşı, tekrardan devam ettirmek çok tehlikeli sonuçlara götürür.
Günümüzde yaşadığımız durum ise bitirilme amacını taşımayan savaşların sürekli sahneye sunulması halidir. Sonuç ise, soyu tükenen canlılar, dengesi bozulan doğa ve dağılmayla yüz yüze kalan toplum birbiriyle olan savaşıdır. Dünyamıza baktığımızda karşılaştığımız şey; insanlığımızı çepeçevre saran savaşların korkunç boyutlara ulaşmasıdır. Ortadoğu gerçeğinde bu durum en derin, krizli hali ile dünya savaşının merkezi haline gelmiş bulunmaktadır. Birbirine kırdırılan halklar gerçeğinde Rojava’da Kürtlere yönelik geliştirilen, yüzlerce çocuk, kadın, genç, yaşlı esir alınıp, her türlü işkenceden geçirip, katletme, organlarını satma vahşeti soykırım politikalarının sürekli güncel kılınmasıdır.
Sadece son yüzyılda Mezopotamya halklarına karşı geliştirilen savaşlar, neredeyse halkların toplumsal kimyasını değiştirecek yıkımları ortaya çıkarmıştır. Ancak burada önemli olan şey, bu savaşa karşı gelişen direniştir. Kürtler burada özgürlüklerini elde etmek için geliştirdikleri direnişle, insanlığın vicdanını, onurunu kurtarma mücadelesi değerli olmaktadır. Yüz yıllık ortak, paylaşımcı geçmişi, tekrardan yaratma mücadelesi önemlidir. Kürtlerin son yüzyılda Ortadoğu’da gelişen savunma, varlığını koruma direnişleri bu amaçladır. Dört parçadaki Kürtlerin taleplerine baktığımızda, demokratik birlik, özgür, eşit yaşamdan başka bir talep görülmemektedir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürt Özgürlük mücadelesi ile demokratik ve özgür bir yaşamın temellerini böyle geliştirmek istemiştir.

Barış ortamı ve özgür yaşam

Dünyamızı harabeye çeviren, insanlığımızı bitiren bu savaşlara dur demek, özgür yaşamın özü olan barışı geliştirmek en kutsal görevdir. Çağımız açısından ise en büyük barış elçisi, mimarı Kürt Halk Önderi Öcalan’dır. Özgür bir dünyanın nasıl yaratılacağının felsefi perspektifi kadar, Demokratik, özgür toplum modellerini de sunmuştur. Gerçekleşen 40 yıllık mücadele pratiği dünya insanlığının barışını yaratma tarihidir. Defalarca sürdürülen savaşın kalıcı bir barışla sonuçlanması için tek taraflı ateşkesler geliştirmesi bu nedenledir. Barışa verdiği önemden dolayı 1998 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ateşkes ilan etmesi çok anlamlıdır. Bu barışın dünyada barışın gelişmesine vesile olması içindir.
En son 2013 Amed Newrozu ile başlattığı Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa” şiarı ile Ortadoğu halkları için kalıcı bir barış ve özgür yaşamın gelişmesi için yeni bir süreci başlatması bunu göstermektedir. Çünkü Newroz tüm Ortadoğu halklarının diriliş ve özgürlük bayramıdır. Tarihi bir anlamı vardır. Kürt Halk Önderi Öcalan tarihte yaratılan insanlığın değerlerini sahiplenmektedir. Barışçıl bir ortamda kendi farklılığı ile ortak özgür yaşama çok değer biçmektedir. Gelişen mücadele sürecinde de Kürtlerde tekrardan yaşatmak istediği olgulardır. Diğer yandan bölge üzerinde çıkarları olan güçlerin PKK’nin savaşmasını en çok istediği ve her türlü yardımın esirgenmeyeceğinin garantisi verildiği zamanlarda bile, yakaladığı en ufak bir barış imkanını sonuna kadar değerlendirme, kalıcı barışa dönüştürme yaklaşımı olmuştur. Çünkü Kürt Halk Önderi Öcalan’ın yaşam felsefesinin temeli, dünyada geliştirilecek bir barış ortamında insanlığın özgür yaşam imkanını yakalamasıdır.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın İmralı zindanında geçen son 14 yılını en ağır tecrit koşullarında büyük bir iradi ve bilinçle barışı geliştirme direnişi bilinmektedir. Çünkü defalarca geliştirilen barış süreçlerine T.C’nin arkadan vurma yaklaşımlarına rağmen halkların özgür birlikteliğini korumak için bu komplocu yaklaşımları boşa çıkarma arayışı tarihsel sonuçlar geliştirmiştir. Tüm olumsuzluklara ve komplolara rağmen, insana, halklara olan derin sevgisi ve özgürlüğe olan tavizsiz tutkusundan dolayı, barışın koşullarını yaratma çabasından hiçbir zaman vazgeçmedi. Büyük sorumlulukla hep tarihi dönemlere damgasını vurdu. Hiç kimsenin yapamayacağını, bir peygamber sabrı ile kalıcı bir barışın koşullarının önünü açtı.

Ortadoğu barışı dünyayı etkileyecek

Bugün Kürt Halk Önderi Öcalan’ın geliştirdiği çözüm ve barış süreci Demokratik Ortadoğu modelinin inşasını da gerçekleştirecektir. Yüzyıllardır Ortadoğu halklarının yaşadığı toplum kırımının bu şekilde son bulma fırsatını da yakalamış bulmaktadır. Aynı şekilde Dünya barışının da yolu açılmaktadır. Çünkü Dünyada gelişen tüm savaşların merkezi de Ortadoğu’dur. Bu açıdan Ortadoğu’daki barış tüm dünyayı etkileyecektir. Hegomonik güçlerin oyununa gelmemek önemlidir.
Mısır ve Suriye’de bugün gelişen savaşın körükleyici ve destekleyicilerin kimler olduğu bilinmektedir. Bölge üzerinde çıkarları olan Avrupa, Amerika, İran, Rusya vb. egemen güçler ateşe bir parça benzin dökerek, savaşı körüklemek, yangını sürekli kılmak istemeleri anlaşılırdır. Çünkü Batının çıkarları için bu coğrafyayı tüm zenginlikleri ile kendisi için bir savaş arenası gibi kullanmak, çıkar oyunundan karlı çıkmak istemektedir. Mezopotamya halkları olarak buna müsaade etmemek gerekiyor. Bunun yolu da Ortadoğu’da halklar arasında kalıcı bir barışı geliştirmektir. Bu nedenle Kürt Halk Önderi’nin başlattığı yeni çözüm sürecinin Ortadoğu Halkların Demokratik Birliğine giden süreç olduğunu ve bunun da; insanlığını kurtuluşa götürecek özgür yaşam sistemi olarak tanımladı.
Bu nedenle Kürt Halk Önderi Öcalan’ın Türkiye’ye, Ortadoğu’ya uzattığı barış eli, sunduğu çözüm projesi çok önemlidir. Ortadoğu halkları açısından özgür bir tarihi yakalama, dünya barışını geliştirme niteliğindedir. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın “Demokratik-Ekolojik- Kadın özgürlüğünü esas alan toplum paradigması” ile yaklaşımının özünün bu olduğu anlaşılmaktadır. Sorunun barışçıl çözümüne taktiksel yaklaşmadığı, stratejik yaklaştığı ideolojik, felsefi, siyasal yaklaşımından da görülmektedir. Barışı geliştirme gücünde olmayanlar için savaşmak işin kolayına kaçmaktır. Yüz yılardır insanlar sürekli savaş halini yaşamaktadır. Kalıcı bir barış ise gerçekleştirilmemesi, birilerinin savaştan çıkarı olmasından dolayıdır. O nedenle sürekli birilerinin savaşı körüklediği bir ortamda barışın gerçekleşmesi dünyanın en zor işi olmaktadır. Kürt Halk Önderi Öcalan sahip olduğu derin öngörüsü ve tarihsel toplum bilinci ile bu konuda iddialı bir süreç başlattı.
Ancak her zamanki gibi süreç sekteye uğratılmak istenmektedir. Anlaşılan durum, sürecin muhatabı olan tarafın bu ciddiyeti kavrama öngörüsünden yoksun olduğu gerçeğidir. Klasik oyunlarla işi götürme yaklaşımını bir türlü aşmak istememektedir. Ancak bu iş tek taraflı gelişemeyecek kadar basittir. Siyaset olgunluğunu yakalayan her güç bunu görebilir.

Zaman kazanma çabası kazandırmaz
AKP Hükümetinin, Önderliğimizi ve PKK’yi kandırırım hevesine kapılıp, kendini kandırma gafletine girmemesi önemli olacaktır. Karşısındaki gücü hafife almamalıdır. Kürt Halk Önderi Öcalan, PKK, Kürt halk gerçekliği bu oyuna müsamaha göstermeyecektir. Bunun geçmiş örneklerinden AKP Hükümetinin geçmiş hatalardan sonuç çıkarmaması halkların özgür yaşam umutlarını tehlikeye atacaktır. Bin bir zorlukla yaratılan barışın koşullarına olumlu yanıt verilmemesi, savaşın tekrardan gündeme girmesi hem de benzersiz tarzda olacağı bilinmelidir. Zaten ikinci aşama için hükümetin demokratik ve anayasal değişiklikleri gerçekleştirmemesi, zamana yayması, art niyetli yaklaşması Kürtlerde bir öfke yaratmaktadır. O nedenle AKP’nin siyasi- ahlaki olgunluğu kendinde geliştirmesi önemli olacaktır. Gelişecek barış, halkların ortak konsensüsü ile gerçekleşeceği için her iki tarafa da sorumluluklar düşmektedir. İşi dolandırmanın, laf güzergahı ile zaman kazanma, süreci zamana yayarak, zaman kazanma çabasının gayri ahlaki olacağını, bunun halkların barışına zarar vereceğini bilmesi gerekmektedir.
Anayasal düzeyde varlığın kabul edilmemesi, kendi kimliği, dili ile kültürel varlığını yaşama, geliştirme imkanı bulmamasının anlamı inkar ve soykırım politikalarının devam edeceği anlamına gelir.
Doğada hangi canlıya yok oluşu dayatırsan kendini tüm gücü ile savunmaktan başka bir şey yapmayacaktır. İkinci aşama için hükümet adım atmazsa Kürtlerin savaşmaktan başka bir seçeneği olmayacaktır. Özgür olmayan bir yaşamı Kürtler hiçbir zaman kabul etmediler. Bedeli nasıl olursa olsun şimdi de kabul etmeyeceklerdir. O nedenle Kürt Halk Önderi Öcalan’ın Ortadoğu halkları barışı için yarattığı fırsattı iyi değerlendirilmelidir.
Gelişen 40 yıllık bir savaşı bitirerek, halkların özgür birlikteliğini sağlama ve dünyada gelişecek barış hayalini gerçeğe dönüştürmekten daha değerli ne olabilir!


ZELAL EDESSA