
NİHAL BAYRAM
Dünya’nın en kapsamlı genetik araştırma projesi Güney Afrika’da gerçekleşti. Bu bilimsel çalışma kapsamında Khoi-San halkına bağlı 220 aşiret üyelerinin bedenlerinde toplam 2,3 milyon genetik varyantları araştırıldı. Bu uzun ve geniş kapsamlı araştırma sonucunda Khoi-San halkı 100 bin yılık bir tarihi geçmişe sahip.
Yapılan genetik araştırmalara göre Khoi-San halkı insan evriminde var olan bütün halklardan önce tek başına yaşam mücadelesi vermiş. Khoi-San halkının bu çok çeşitli gen varyantlarından yapılan araştırmada insan iskeletini ve beynini oluşturan üç belirgin gen tespit ediliyor. Bu genlerden biri RUNX2. Bu gen, insanda alnın eğriliklerini, göğüs kafesi ve köprücük kemiğinin yapısını belirliyor ve kafa tasının kapandığı anı belirliyor. Bu gen beyin gelişimi temelden etkiliyor.

Khoi-San’dan kopan ilk grup: Nama halkı
Yapılan araştırmalar kapsamında ayrıca Khoi-San halkı içerisinde yaşanan ilk bölünme de genetik araştırma sonucu tespit edilebilindi. Buna göre; Namibia ve Angola bölgelerinde yaşayan bir grup Khoi-San üyeleri bundan 25 bin ile 43 bin yılları arasında Khoi-San halkından koparak ayrı bir yaşam alanı kurdu. Bu halkın ismi ise Nama.
Khoi-San halkının avcı ve toplayıcı bir halk olarak yaşadığı tespit edildi. Namibia’da yoğun yaşadıkları bilinen Nama halkı ise Khoi-San gibi avcı ve toplayıcı olarak yaşamayı tercih etmemiş. Nama halkı çiftçilik yapmayı tercih etmiş. Nama halkının çiftçiliği tercih etmesinin en belirgin faktörü ise Khoi-San halkı içerisinde iki ayrı yaşam grubunun oluşması.
Biri Khoikhoi grubu. Khoikhoi grubu daha çok hayvancılığı tercih eden gruptur. Diğer grup ise, San grubudur. San grubu avcılık ve toplama yaşam tarzını sürdürmüş. Bu iki grubun birleşimi ise Khoi-San halkı oluyor. Nama halkı ise bu Khoi-San Halkından koparak yeni bir yaşam alanı seçmiş ve Khoikhoi grubunun tarzında çiftçiliğe geçmiştir.
Nama halkı ise küçük bir genetik ayrıntı kapsamında Maşai halkına genetik olarak bağlanmış. Böylece doğu Afrika’dan gelen göçmen halklar, tarımı Güney Afrika’ya getirmiş. Ki bundan bin 500 yıl önce çiftlikler kuran ve Bantu dilini konuşan halk güney Afrika’ya gelmeden gerçekleşmiş. Maşai halkından devraldıkları gen varyanları sayesinde Nama halkı bugün halen laktoz sindirebiliyor. Khoi-San halkında bu laktoz sindirme olanağı sadece yüzde 10 oranda mümkün olarak tespit edildi.

Khoi-San halkı bugün nerede ve nasıl yaşıyor?
Khoi-San halkı bugün daha çok Afrika’nın Namibia, Botswana ve Angola bölgelerinde yaşıyor. Coğrafik alan olarak ilk yerleşim ve yaşam alanlarının, ilk genetik tespit yerlerinden bugün 3 bin km uzakta yaşıyor. Fakat buna rağmen günümüzde halen yaşam tarzlarını ve dillerini (Khoi-San dili) koruyor.
Khoi-San halkının kendi öz alanından göç etmesinin temel sebebi ise Batu Halklarının (bunlar arasında Zulus, Xhosas und Basothos var) Khoi-San halkını yayla hayvancılıkta (Weidenviehzucht) kullandıkları ve ellerinde olan çiftçilik malzemeleriyle avcılık ve toplama (Jäger und Sammler) ile kendilerini besleyen Khoi-San halkını yaşam yerlerinden kovmuşlar. Bu tarihin ilk resmi ve insan tarafından uygulanan ilk işgal olarak bilinir.

En belirgin tarih mirası: Kaya çizimleri
Khoi-San halkına ait ve 20 bin yıllık olan toplam 500 adet kaya çizimi halen günümüzde belirgin bir şekilde duruyor. Kimi çizimlerin temel karekteri Eland antilopları. Eland antilobu, Afrika’da bulunan toplam 12 çeşit antilobun en büyüğüdür. Onun yanında kimi çizimlerde fil, zürafa, siğil domuzu, aslan gibi hayvanlar da görülüyor.
Çizimlerin bazılarında dans eden kadınlar görülürken kimi çizimlerde burnundan kan akan şamanlar görülüyor. Çizimlerde av senaryolarının yanında toplama senaryoları, balık tutma senaryoları veya günlük yaşamı gösteren çizimler de görülüyor. Ayrıca dans senaryoları ve deve kuşlarının danslarını gösteren çizimlere de rastlanıldı. Kayalar üzerinde görülen normal dışı fantazi dans çizimleri ise şaman inancına bağlı törenleri anlatan çizimler olarak tahmin ediliyor. Çizimlerde kullanılan maddeler ise çinko, kuvarz, odun kömürü, kil, kan ve protein/yumurta beyazı olduğu tespit edildi. Çizimler genelde bazalt maddesinden olan düz kaya duvarlarında çizilmiş.
Gemilerin limana ilk demirlemesi
1649 yılında batmaya yakın olan ‘Nieuwe Harleem’ isimli bir gemi Afrika sahilinde zorunlu olarak durur. Bu gemi üzerinde bulunan denizciler ve tüccarlar, Birleşmiş Doğu Hindistan Şirketi/Vereenigde Oostindische Compagnie’ye (VOC) bağlı bir grup olarak Afrika’da bir yıla yakın bir zaman zorunlu olarak kalırlar. Sahil’e gelen yeni Afrika sakinlerini gören Khoi-San halkı, ellerinde olan hayvanları ve koyunları onlara ikram eder. Birkaç ay geçmeden ‘Jan van Riebeeck’ isimli bir gemi aynı sahile yaklaşır ve orada yeni bir yerleşim alanı kurmaya karar verir. Bu yeni yerleşim alanının nedeni VOC’a bağlı gemilerin o sahil kenarında mola verme imkanı olmasını sağlamak. Bu gemiler Batavia (Jakarta) ve Doğu Hindistan arası su, sebze ve et ticareti yapmaktadır. Geminin sakinleri önce hayvanları Khoi-San üyelerinden alır, bunun karşılığında Khoi-San halkına bakır, alkol, tütün ve cannabis’e benzer bir uyuşturucu vermeye başlar.

Büyük katliamın başlangıcı
Bir yıl içersinde VOC şirketinden tek tek ayrılanlar ise kendilerine hayvancılık bölgesi ve yerleşim bölgelerini aramaya başlar. Bunu yaparken de Khoi-San halkının yaşam alanına girmeye başlarlar. Yeni yerleşmeye çalışanlar önce Khoi-San’ın ellerinde olan hayvanları almaya başlar. Barışçıl ve şiddet uygulamayan Khoi-San halkı ise buna sessiz kalmayı tercih eder. Bu hırsızlıkların bir aşırı boyutu olarak, Khoi-San halkından zorla genç kadın ve kız çocukları alınmaya başlanır. Buna itiraz eden Khoi-San halkı sonunda toplu katliamdan geçirilir. Kimi görgü tanıklarının tuttukları günlüklerde ‘hayvan gibi avlandılar’ cümleleri yazılıdır.
Bu katliamın sonucunda hayatta kalan ve fiziki gücü yerinde olanlar ‘beyaz adam’ için köle olarak çalıştırılır. Tarihçi Nigel Penn, kitabında şunu vurgular: “Üç seçenek vardı. Biat etmek, geri çekilmek veya katledilmek.”

İlk ayaklanma ve sonrası
1701 yılında Khoi-San halkı yılların köleliği ardından ilk ayaklanmaya cesaret etti. Zehirli ok ve mızraklar ile saldıran Khoi-San halkına karşı ‘beyaz işgalciler’ atlar ve silahlar ile cevap veriyorlardı. Bu kanlı saldırı serileri 1704 yılına kadar devam ederken, yaşanan vahşetleri göz önünde bulundurarak her iki taraf 1705 yılında Sam Sam’a (Barış) antlaşması yapar. Sömürgeciler karşılıklı barışa evet deseler de, her gece koyunlarında silah ile uyuyor, tedbirsiz adım atmıyorlardı.
Ve bu düzenli korkuya rest çeken bir sömürgeci birimi 1715 yılında yakın çevrelerinde yerleşen Khoi-San üyelerine saldırıp katleder. 22 kişilik bu birim ellerinde barut ve kurşun depoları ile saldırarak böylece 2 Aralık 1715 yılında Khoi-San halkına karşı yeniden katliam serilerini başlatmış olurlar.
1725 yılında kiralanan çiftlikler, Piekenierskloof’un arkasında olan Citrusdal ve Olifants River Valley’de bulunuyordu. 1732 yılında ise vadinin tümü sömürgeciler tarafından işgal edildi.
1740 yılında Khoi-San halkının Khoikhoi grubu sömürgecilerin çiftliklerinde köleliğe geçerken San grubu ise geçişi zor ve çoğunluğu kuraklık olan Ceder Dağları’na kaçmayı tercih etti.
1777 yılında Vali Joachim van Plettenberg avcılık ve toplama ile yaşam mücadelesini veren San grubunu tümden yok etmeye onay vermişti. Bu onay San grubunun sonu oldu. Ardında ise sadece Kaya çizimleri kaldı. Ve İşgalci zihniyetin cinayet arzularından dolayı bir halk yok edildi.
Khoi-San ailesine bağlı Khoikhoi grubu ise günümüzde Afrika’nın bazı bölgelerinde kendi içinde küçük yaşam birimleri olarak hayatta kalmayı başarmıştır.