Önce şunu söyleyelim, PKK bir silahlı hareket olarak doğmamıştır. Hatta silahlı mücadeleyi tercih de etmemiştir.  Kürdistan üzerindeki egemen sömürgeci sistemin saldırıları altında silahlı mücadeleyi bir yöntem olarak kabul etmeye zorlanmıştır. PKK’nin yaşam anlayışı ve ilkeleri mevcuttur. Baştan itibaren de bu temelde doğan bir fikir hareketi konumundadır. Silahlı mücadele ise esas olarak partileşme sürecinde gündeme gelmiştir. Daha çok da 1978 yılından itibaren gündeme gelmiş, 12 Eylül faşist askeri darbesi ardından “Halk Savaşı Stratejisi” olarak belirginlik kazanmıştır.


İlk gerillalaşma adımlarını atan Kemal Pir’dir

PKK’nin ilk silahlı mücadele uygulaması, partileşme sürecindeki ajanlaşmış yapı, kurum ve kişilere karşı şiddet temelinde gerçekleşmiştir. Bu sürecin kuşkusuz önde gelen temsilcisi, militanı, komutanı Kemal Pir’dir. Böyle bir mücadele sürecine baştan itibaren en aktif katılandır. Kürdistan’ın her yerini bir eylemci olarak dolaşmıştır. Hilvan direnişi içinde başlangıçta aktif olarak yer almış hatta direnişi başlatan, ilk örgütleyen kişi olmuştur. Siverek’te başarılamayan gerillalaşmayı gerçekleştirmek üzere yurt dışında gördüğü gerilla eğitiminin ardından Kürdistan’da ilk gerilla adımlarını atan da odur. 

Gür sesli, fazla konuşmayan, düşüncelerini oldukça özlü cümlelerle ifade etmeyi bilen, esas olarak kendisini eylemle ifade etmeyi esas alan biridir. Kemal Pir, adeta kabına sığmaz büyük bir devrimciydi.


Cuma Tak, Salih Kandal

Kemal Pir’le birlikte bu dönemin en önemli komuta kişilikleri arasında Cuma Tak’ı, Salih Kandal’ı  da saymak gerekmektedir. Cuma Tak, Siverek direnişini örgütleyip yürüten,  Siverek direnişi öncesinde de birçok eylemde yer alan, askeri duyarlılığı gelişkin, cesur, fedakar bir kişiliktir. Salih Kandal ise, bu özelliklerle birlikte propagandacılığı, örgütleme kabiliyeti çok yüksek olan ve Hilvan direnişine baştan itibaren öncülük ederek Hilvan’daki sonuçların alınmasında önemli pay sahibi olan bir komuta kişiliğini temsil etmektedir. 


Mehmet Karasungur

Elbette fiilen de, resmen de bu dönem mücadelesinde en önde ve birinci derecede görev ve sorumluluk üstlenmiş Mehmet Karasungur yoldaşı tanımlamak gerekir. Karasungur öğretmenken harekete katılmış, parti kuruluş kongresinde Önder Apo’nun yardımcısı olarak yürütmeye seçilmiş, daha sonra da Siverek direnişi sürecinde askeri komite sorumluluğunu yürütmüştür. 

PKK’nin kuruluş süreci kadroları arasında askerlik yapmış, orduyu içinde bulunarak tanımış tek kişidir. O da üç aylık bir yedek subay askerliği yapmayla sınırlıdır. Kemal Pir’in yakalanması ardından Hilvan direnişinin sorumluluğunu üstlenip, başarıya götürmeyi bilmiştir. Ardından da PKK askeri komite sorumlusu olarak Siverek direnişini baştan itibaren örgütleyip yürüten, gelişmelerde de, başarısızlıklarda da sorumluluğu vardır.

Mehmet Karasungur, her şeyden önce karşısındakine güven veren bir halk önderi konumundadır. Propaganda gücü, etkileyiciliği ve askeri kabiliyetlere sahip olduğu cesaret ve fedakarlıkla birleşince, onu PKK’nin resmi askeri komiteleşmesinin ilk sorumlusu, ilk büyük komutanı yapmıştır. Daha sonraki süreçte de gerilla için Doğu ve Güney Kürdistan’da pratik hazırlıkların yapılmasından sorumlu olmuş, Siverek’te geliştiremediği gerillayı Lübnan- Filistin sahasındaki gördüğü eğitimin ardından Kürdistan’da örgütlemeye büyük bir coşku ve istekle yöneldiği bir süreçte, talihsiz bir biçimde 2 Mayıs 1983 tarihinde Güneyli güçler arasında yaşanan bir iç çatışmada şehit düşmüştür. 


Şahin Kılavuz

Gerillanın ülkeye dönüşünde büyük zorluklar yaşadı. Yine de duyarlı bir çalışmayla başarılı bir geri dönüş gerçekleşmiştir. Grup grup sağlanan geri dönüş içerisinde sadece bir grubun, Şahin Kılavuz yoldaş öncülüğündeki grubun Hezil çayını geçerken sele kapılarak şehit düşmeleri yaşanmıştır. Bu da mücadelenin ne kadar zorlu geçeceği, engellerle dolu olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. 

Şahin yoldaş, Ankara Tuzluçayır’dan çok gençken mücadeleye katılan, en son Siverek mücadelesinde aktif bir şekilde yer alan yoldaşlar arasında yer almıştır. Siverek ortamında parti kararıyla ve biraz da zorla en son uzaklaştırılan arkadaş olmuştur. Siverek’te başarısız kalmayı gururuna yediremediği için bir türlü oradan ayrılmak istememişti. Yurt dışında gördüğü ideolojik ve askeri eğitimle güçlü bir komutanlaşma yaşamıştır. Düşünce gücünü silahlı propagandaya dair hazırladığı broşürlerde ortaya koymuş, bir grup komutanlığı yapacak kadar askeri pratik tutum gösterebilmiştir. Aslında Siverek direnişinin verdiği tecrübeye de dayanarak 15 Ağustos atılımının örgütlendirilmesinde büyük roller oynayabilecekken talihsiz bir biçimde ülkeye dönüş yolculuğunda şehit düşmüştür.


Hêzên Rizgariya Kurdistan

84 Haziranı’nda Fuat arkadaş eliyle ulaştırılan talimat ülkedeki yönetimimiz tarafından değerlendirilmiş ve Lolan’da yapılan toplantıyla da 15 Ağustos eylemlerini örgütleme ve geliştirme süreci başlatılmıştır. Haziran ayı sonunda Lolan’da yapılan toplantı altı kişiyle gerçekleştirilmiştir. Ben, Cuma ve Fuat arkadaşlarla birlikte Fatma, Selim ve Ebubekir de bu toplantıya katılmıştır. Toplantının önemi şuradadır: Bu toplantıda Önder Apo’nun hem silahlı örgütlenmeyi hem de kitle çalışmalarını yürütecek birimlerin örgütlendirilmesine dair düşünceleri değerlendirilerek, somut örgütsel planlamalara gidilmiştir. 

Silahlı propaganda birlikleri olarak üç takımın örgütlendirilmesi ve bu üç takıma yeni bir ismin verilmesi kararlaştırıldı. Bu temelde de üç silahlı propaganda takımından oluşan askeri örgütlenmeye Hêzên Rizgariya Kurdistan (HRK) ismi verildi. HRK’nin, bir büyük eylemle kuruluş bildirisi dağıtılarak kuruluşu ilan edilecekti. Bu çerçevede HRK’nin ilan bildirisi ve afişler propaganda malzemesi olarak hazırlandı. Ozan Sefkan (Celal Ercan) arkadaş Avrupa’dan gelmişti ve ozanlığı yanında çok iyi bir teknik ressamdı da; çeşitli resimler çizdi ve gerillayı propaganda edecek şekilde onları çoğalttı. 

Agit arkadaş komutasındaki gerilla birliği Batı Botan’da oldukça etkili eylemler ortaya çıkardı. Koruculuğu geliştirmek isteyen Alihan-Tatar çeteciliğine yönelik eylem içinde olundu. Birçok yerde askeri hedefler vuruldu ve karakolları kaldırıldı. Batı Botan’da yaşanan bu gelişme Doğu Botan’da sağlanamadı. Doğu Botan’da hareket eden birlik, yine savaşa girmedi. Tasfiyeci bir komutanlığa sahip olan bu birlik, aslında başlatılan süreci kendine göre boşa çıkarmış oldu. Böylece Çatak eylemini yapmayan yönetim, bir yıl sonra yeniden benzeri bir biçimde eylemsizliği ile aynı sahada boşa çıkarıcı bir pratik sergilemiş oluyordu. Bunun bir sonucu olarak da 85 sonunda Xabur, Beytüşşebap alanında yoğunlaşan güçler yeni bir düzenlemeye tabi tutuldular. Aslında 1985 bu anlamda dalgalı ve ciddi kayıplara yol açan bir yıl olmuştu. 


Komutan Agit

Agit arkadaş 85-86 kışında Botan’da yalnız başına gerillayı yönlendiren bir yönetim işlevi gördü. Sınırdan geçiş zor olduğu için III. Kongre ortamına gidemeyerek Botan’da kaldı. Baharda Newroz sürecinde Gabar’da birkaç eylemle düşmana darbe vurarak ’86 mücadele sürecini eylemlilikle başlattıktan sonra, Xabur tarafında gelip 3. Kongre sonuçlarını öğrenmeyi planlarken, 28 Mart 1986’da halen tam aydınlatılamamış bir şekilde şehit düştü. 

1986 yılının Ağustos’unda, 15 Ağustos Atılımının ikinci yıldönümü kutlamalarında başta Botan olmak üzere birçok alanda etkili eylemlilikler yaşandı. Bu eylemlerde PKK Kuruluş Kongresine ev sahipliği yapmış olan Seyfettin Zoğurlu arkadaş Botan’da Şehit düştü. Benzer birçok kahraman militanın çabasıyla mücadele, kesintiye uğratılmadan 86 yılı boyunca devam ettirilerek, 87 yılı başından itibaren 3. Kongre karar ve planları doğrultusunda geliştirilen atılım sürecine pratik mücadeleyi devretti. Böylece gerillanın kesintisiz bir biçimde sürekliliği ve devamı sağlanmış oldu. 

Agit arkadaş 1980’de Kemal Pir öncülüğünde ülkeye dışarıdan yapılan gerilla müdahalesi içerisinde yer alan arkadaşlar içerisinde yer almış ve Kemal Pir ile birlikte Botan sahasında gerillayı örgütleyip geliştirmeyle sorumlu kılınmıştır. Kemal Pir tutsak düştüğünde, o yaralı olarak kurtulmuştur. Daha sonra da yurtdışı sahasına çıkarak I. Konferansa katılmış, konferans sonrası kapsamlı bir gerilla eğitim devresini yönetmiş, devre ardından da Doğu ve Güney Kürdistan’da gerillanın pratik hazırlıklarını yapmak üzere Mehmet Karasungur yoldaşa yardımcı olmak amacıyla ’81 Kasımı’nda ülkeye Önder Apo tarafından görevli olarak gönderilmiştir. 

Agit arkadaş 82 yılında Güney ve Doğu Kürdistan’da gerilla hazırlıkları yapan birimin içerisinde bulunmuştur. 83’te Kuzey’e dönük birim çalışmalarını organize eden yönetimin içinde yer almış, bizzat Botan’dan Garzan’a kadar birçok alanda hareket ederek birim çalışmalarını yönetmiştir. 84 ilkbaharında Uludere’de silahlı mücadeleyi geliştirmekle görevli olmuş ve bazı ajanlara karşı eylemler geliştirmiştir. HRK’nin kuruluşu ve 15 Ağustos Atılımı’nda 14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği’nin komutanı olarak Eruh eylemini gerçekleştirmiş ve Botan sahasında mücadeleyi sürdürmüştür. 

Agit arkadaş Miros toplantısından sonra da 15 Ağustos Atılımının sonuçlarını aktarmak üzere Önderlik sahasında gitmiş ve 85 yılının Nisan ayında geri dönerek, Botan’da savaşı sürdürmeye devam etmiştir. Şehit düşene kadar da Botan’da savaşının komutanlığını yapmıştır. Agit kişiliği de tıpkı Kemal Pir gibi, özgün yeteneklere sahip bir komuta kişiliğidir. 


Abdullah Ekinci

Agit arkadaşla birlikte Şemdinli eylemine komuta eden Abdullah Ekinci arkadaşı da burada anmamız gerekmektedir. Aslında şimdiye kadar çok sözü edilmeyen bir arkadaştır; biraz da geride bırakıldı. Tabii bu doğru bir yaklaşım da değildi ve bir haksızlık da oluşturdu. Adalet dağıtan, “Sezar’ın hakkını Sezar’a veren” bir hareket olarak Abdullah Ekinci kişiliğinin de burada hakkını da teslim etmemiz gerekmektedir. 

Abdullah Ekinci kişiliğinin geride kalmasına yol açan neden, onun intihar etmiş olmasıdır. Ama ona intihar ettiren koşulları iyi anlamak gerekiyor. 3. Kongre öncesi Fatma ve Selim kişiliğinin ortaya çıkardığı boğuntu ortamında, bir savaşçı gururu nedeniyle intihar etmiştir. Denilebilir ki intihar etmek bir zayıflıktır. 

Ancak şunu da bilmek gerekir ki savaşan insan gururludur, duyguludur, sözle değil kendisini daha çok eylemle ifade eder. Abdullah Ekinci de kuşkusuz böyle bir özellik büyük ölçüde vardı. Kendisi Bingöllüdür ve Bingöl’ün yetiştirmiş olduğu en önde gelen komutanlar arasında yer almaktadır. O da Bingöl’de yürüttüğü mücadelenin ardından Siverek direnişine katılmıştır. Onun da askeri bakımdan yetenekli ve başarılı olduğu Siverek direnişinde açığa çıkmış ve bu temelde yurtdışına çıkışı gerçekleşmiştir. Siverek mücadelesi içerisindeyken talihsiz bir şekilde yolda giderken düşman tarafından sonradan bırakılmış olsa da yakalanmıştır. Bunu da hiçbir zaman kendisine yedirememiştir. Öyle bir şey olmamasına rağmen, bu duygu onda örgütün kendisine kuşkuyla baktığı gibi bir endişesinin gelişmesine de neden olmuştur. Bu onda çok duygusal ve gururlu olduğu için bir eziklik yaratmıştır. 

Abdullah Ekinci yurtdışı çalışmalarına aktif yönetim düzeyinde katılan  arkadaşlarımız arasında bulunmuş ve ülkeye geri dönüşü sağlayan ilk gruplar içerisinde de yer almıştır. 83 ilkbaharından itibaren Çukurca alanında gerilla birim çalışmalarını komuta düzeyinde yürütmüştür. 84 bahar düzenlemesinde Çukurca’da ajanlara karşı eylem görevini üstlenerek başarıyla yerine getirmiştir. 15 Ağustos eylemlerini planlama toplantısında yer almış ve Şemdinli eylemini gerçekleştiren 21 Mart Silahlı Propaganda takımının komutanı olarak görevlendirilmiştir. Şemdinli eylemini başarıyla gerçekleştirmiş ve 84 yılı sonuna kadar da Şemdinli–Gever hattında gerilla savaşına komuta etme görevini üstlenmiştir. 

Abdullah Ekinci 85 baharında Garzan gücümüz Nebi haininin ihbarları sonucunda tümden imha olunca, bir takımla birlikte Garzan alanına gitmiştir. 

85 yılı boyunca da hiç tanımadığı ve bütün gücümüzün darbe yemiş olduğu bu sahada başarıyla gerillanın çalışmalarının yeniden organize edilmesini sağlamıştır. Böyle bir süreçte birçok çatışmaya girmiş ve düşmana etkili darbelere vuran eylemler ortaya çıkarmıştır. 85 yılı sonunda Botan sahasına geri döndükten sonra da kongreye katılmak üzere Önderlik sahasına geçmiştir.

Abdullah Ekinci’yi böyle anlamak gerekmektedir. Hem Şemdinli pratiğinde, hem Garzan pratiğinde gerçekten de başarılı, Agit tarzına yakın, benzer biçimde komuta özelliklerine sahip, her zaman birliğinin başında olan, askeri sezgisi güçlü, oldukça dürüst, samimi, duyarlı bir kişilik olma özelliğine sahiptir ve 15 Ağustos Atılım sürecine Hakkari cephesinde gerillanın örgütlenmesine en önde katılan yine o olmuştur. O nedenle bu büyük kişiliği de burada anmak ve tarihsel olarak yerine oturtma gereği bulunmaktadır. 


Mustafa Yöndem, Mehmet Sevgat, Yaşar Organ

Erdal yoldaşı (Mustafa Yöndem), Mehmet Sevgat yoldaşı ve Yaşar Organ yoldaşı vb. burada anmak gerekmektedir. Mehmet Sevgat, Hilvan-Siverek direnişine katılan bir arkadaşımızdı. Büyük bir mücadele tarihinin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Erdal arkadaşımız yine Maraş-Pazarcık’tan gelen ve 15 Ağustos Atılım sürecini, onun gerillasını Botan alanında örgütleyip yaratan arkadaşlarımız arasında yer almıştır. Bu arkadaşlarda Eruh 15 Ağustos eyleminde Agit arkadaşın yardımcıları olarak rollerini başarılı bir şekilde oynamışlardır. Agit arkadaşın şehadetinden sonrada komuta görevini üstlenmişler ve aynı çizgide yürüyüşlerini devam ettirmişler ve savaşarak kahramanca şehit düşmüşlerdir.

Yaşar Organ yoldaşta ilk geri çekilen gruplarımızla birlikte Lübnan sahasına geçmiş, daha sonra da ülkeye giriş hazırlıkları sürecinde Güney Kürdistan’a geçmiştir. Ülkeye giriş için hazırlıkların yapıldığı bir süreçte de bir kaza sonucunda Lolan’da şehit düşmüştür. 

Bunlar gibi 15 Ağustos Atılım sürecinin daha büyük komutanları ve kahraman şehitleri vardır. Bunların hepsi de kendisini Agit kişiliğinde temsil etmektedirler. 

Bizi bu düzeye getiren büyük kahraman değerlerimiz olarak bu şehitlerimizi her zamanki gibi şimdi de saygı ve minnetle anıyoruz.


Mahsum Korkmaz, tarihi 15 Ağustos Atılımı’nın ölümsüz efsanevi komutanıdır. Bugünkü Kürdistan gerillası, Agit kişiliğine göre şekillendirilmiştir.


Kemal Pir, Kürdistan’da gerillalaşmanın ilk adımlarını atan komutandır. Kürdistan’ın her yerini bir eylemci olarak dolaşmıştır. 

Cuma Tak, Siverek direnişini örgütleyip yürüten, öncesinde de birçok eylemde yer alan, askeri duyarlılığı gelişkin, cesur bir militandır. 

Salih Kandal ise örgütleme kabiliyeti çok yüksek olan ve Hilvan direnişine baştan itibaren öncülük eden komuta kişiliğidir.

Mehmet Karasungur, Kemal Pir’in yakalanması ardından Hilvan direnişinin sorumluluğunu üstlenip, başarıya götüren komutandır. 

Şimdiye kadar aslında çok sözü edilmeyen Abdullah Ekinci de Agit tarzına yakın komuta özelliklerine sahip  başarılı bir komutandır.