Strasbourg’taki süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde bulunan direnişçilerin sağlık durumlarıyla ilgili bilgi veren Dr. Fahrettin Gülşen durumun endişe verici botuya ulaştığını söyledi. “Kalıcı hasar süreci başladı” diyen Gülşen, uluslararası sağlık kurumlarına çağrı yaptıkları halde şu ana kadar gelen bir kurumun olmadığına dikkat çekti.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla Leyla Güven öncülüğünde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine Strasbourg’dan ses veren 14 yurtsever devrimcinin durumu ağırlaşıyor. Eylemcilerin kontrollerini rutin olarak gerçekleştiren Dr. Fahrettin Gülşen, her geçen gün durumun daha da kötüleştiğini belirtti. Gülşen eylemcilerin sağlık durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı:
Kaslar erimeye başladı
“Bütün arkadaşların kontrollerini yaptık. Geçen haftaya oranla, yüksek oranda kilo kayıpları tespit ettik. Tabi bu kilo kayıplarının temel sebebi, vücutta yağ dokusunun kalmadığını gösteriyor. Buda, vücudun kendisine gereken mineral ve besini kaslardan almaya başladığını gösteriyor. Dolayısıyla bir çok arkadaşta kas erimeleri başlamış durumda. Kaslardaki bu erime, vücutta reaksiyonlara neden oluyor. Kramplar, kas erimelerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaya başladı. Bu kramplar iç organları da zorluyor. Mide, bağırsak krampları ve kalp atışlarındaki ritmik bozukluk buna bağlı olarak ortaya çıkan riskli durumlar var. Kas erimeleri yani kaslardaki bu yıkılma, ilerleyen süreçte eylemcide riskli durumların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
İki eylemcide ani kilo kayıpları var
Bu hafta mesela eylemcilerden Nimet Sevim’de yoğun kilo kayıpları tespit ettik. Ekrem Yapıcı’da da hafta itibariyle bu kilo kayıpları çok fazlalaştı. Diğer eylemcilerde de bu kilo kayıpları bulunuyor ama geçen hafta ile kıyasladığımızda, bir haftalık süre içerisinde en fazla kilo kaybını bu iki eylemcide tespit ettik. Ayrıca düşük tansiyon, mide bulantısı, göz kararması, ses, koku ve ışığa karşı hassasiyet, uykusuzluk, aşırı derecede deri dökülmesi ve buna bağlı deride morarmalar, eylemcilerde sıkça karşılaştığımız ciddi semptomlar.
Koç’un vücudunda yaralar oluşmaya başladı
Özellikle Yüksel Koç’ta yaşının ilerlemesine bağlı olarak vücudunun vitamin ve mineral almamasından kaynaklı yoğun bir deri dökülmesi söz konusu. Tedaviyi kabul etmemesinden kaynaklı bu deri dökülmelerinin önünü almamız da mümkün değil. Deri dökülmesinden kaynaklı bedeninde yaralar oluşmaya başladı. Daha önce tespit ettiğimiz akciğer iltihaplanması ve nefes almada zorluk ise devam ediyor. Yüksel Koç’un sağlığındaki ciddi sorunlar maalesef devam ediyor.
Solhan’daki iltihaplanma artarak devam ediyor
Kerem Solhan’da ise üriner sistemde iltihaplanma aşırı derecede yoğunlaşmış durumda. Bu iltihaplanma böbreklerde de mevcut. Bundan kaynaklı çok ağrı çekiyor, uyuyamıyor, uykusuzluk fazlasıyla var kendisinde.
Kalıcı hasar süreci başladı
Ayrıca birçok eylemcide nörolojik sorunlar tespit ettik. Bu nörolojik durumların tespiti elbette gözlemlerimize dayanıyor. Yaptığımız gözlemlerde sinir sisteminde bozuklukların oluştuğu, bu durumun ses, koku ve ışığa hassasiyeti arttırdığını gözlemledik. Bunların yanı sıra kulak, boğaz iltihaplanması, diş etlerinde kanamalar, dilde yaralar ve ağızda yoğun bir iltihap kokusu eylemcilerde sıkça karşılaştığımız sağlık sorunlarıdır.
Gün itibariyle artık kalıcı hasarların başladığını belirteyim. Mesela sinir sisteminde kalıcı hasarlar başladı. Düşük ve yüksek tansiyon sorunları ile karşılaşma olasılığı çok yüksek. Kaslarda ve eklemlerde yoğun ağrılar, kas ağrıları ile karşılaşacaklar sürekli. Ayrıca kemik erimesi ve bağırsaklarında sürekli iltihaplanma riski söz konusu olacaktır.
Bokani ve İke’de göz problemleri de yaşanıyor
Kardo Bokani’de görme sorunu tespit ettik. Görme yetisi bir kaç derece düşmüş durumda. Bu sorun gittikçe ilerliyor. Gülistan Çiya İke’nin göz kılcal damarlarında patlamalar meydana geldi. Eylemcilerin gözlerinde sararma, bulanıklık, göz yaşarması, göz kuruluğu gibi bir çok sorun ortaya çıkmış durumda. Bu da gözlerde çok ciddi hasarlar meydana getirecektir.
Sınır tanımayan doktorlar da gelmedi
Birçok sağlık kuruluşuna sınır tanımayan doktorlar örgütüne, dünya sağlık örgütüne eylemcilerin sağlık durumunu yerinde inceleme ve raporlaştırma yönünde çağrılarımız oldu. Maalesef şu ana kadar gelen bir kurum yoktur.”
Hastaneler ‘eylemi bırak’ baskısı yapıyor
Sağlık sorunları artan eylemcilere hastahanelerin “eylemi bırak” dayatmasında bulunduğuna da dikkat çeken Dr. Gülşen şöyle konuştu: “Eylemcilerin sağlık durumu ciddileştiğinde, hastanelere bildiriyoruz ve buraya gelip eylemcinin durumunu tespit ediyorlar. Geçen hafta Kerem Solhan’ın sağlık durumundaki ciddi sorunlar dolayısıyla çağırdığımız bir sağlık kuruluşu, eylemciye tedavi olmayı dayatmıştır. Eylemcilere ‘Sizi hastaneye kaldıracağız ama bir şartımız var, tedaviyi kabul edin’ denilmiştir. Uluslararası sözleşmelerde net şekilde belirtilmektedir: ‘Eylemcinin rızası olmadan, tedavi dayatılamaz. Eylemcinin iradesine saygı duyulmalıdır.’ Buna rağmen, gelen sağlık ekibi tedavi şartını öne koyarak suç işlemiştir. Bu aynı zamanda keyfi bir yaklaşım ve ahlaki olmayan bu durumdur.
Sağlık kuruluşunun yapması gereken şey eylemciyi hastaneye götürüp, gereken teşhisleri koymak ve ortaya çıkan durumu eylemciye bildirmek, tehlike riskini eylemciye anlatmak ve bulgularını raporlaştırmaktır. Bunu yapacaklarına pazarlık yapmaya çalışmışlardır. Açlık grevleri bir eylem biçimi olarak uluslararası hukukta ve insan hak ve özgürlükleri nezdinde tanımlanmış ve kabul edilmiştir. Bunu Türkiye de imzalamış ve eylem biçimi olarak kabul etmiştir. Yani eylemcinin bilinci yerindeyken, hiç kimse iradesine müdahale edemez. Eylemini bırak diyerek bir pazarlık yürütemez.”
Son gelen sağlık ekibinde bunu gördük ve hissettik. Normalde sağlık kuruluşlarının bu duruma karşı kıyameti koparması gerekiyordu. İnsan sağlığını ön planda tutarak, siyasetten bağımsız olduklarını bilerek bütün kurumları ayağa kaldırması gerekirken, onlar da siyasi bir tavır içerisine girmişlerdir. Eylemciler Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi güvencesine alınmış kişilerdir.”