Araştırmacı yazar Eslîxan Yıldırım, geçtiğimiz yıldan bu yana yaşamını sürdürdüğü Londra’da, kurduğu ‘Weşanxaneya Azad’ adlı yayınevi aracılığı ile edebiyat ve araştırma tutkusunu  sürdürüyor.
Daha lise yıllarında yazar olmayı hayal ettiğini ifade eden Yıldırım, büyüdüğü ortamın yazarlığında çok etkileri olduğunu belirtiyor. “Bizim nesil farklı bir ortamda büyüdü. Halkımızın, çevremizin sorunlarını dile getirmek, onlara çözüm yolları aramak yaşamımızın tek gayesi idi. Yaşananları yazmak, duygu ve düşüncelerini birçok kişi ile paylaşmak, geleceğe taşımak, var olan problemleri gözler önüne serip daha güzel bir gelecek için çaba içinde olmak; yazarlık bütün bunları kapsıyordu ve benim için kutsaldı” diyor.
 
Yazarlık ve Londra’da yayınevi

Son 13 yılını tamamen araştırmaya ve yazmaya adadığını söyleyen Yıldırım, büyük bir çaba içerisinde olduğunu ifade ediyor.  Şimdilerde ise yazarlığın yanında bir yıla yakın bir zamandır kurduğu yayınevi işlerini yürütüyor.
Yıldırım’ın ilk kitabı “Tarihin Tanığı Nisêbîn” adıyla doğduğu ve büyüdüğü şehir olan Nisêbîn ile ilgili. Nisêbîn Belediyesi’ne yardımcı olmak için Nisêbîn’i tanıtmaya çalıştığı kitaba istediği Kürtçe şarkıları ve hikayeleri koyamadığı için yeni bir kitaba sarılıyor. İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından 2005’te ‘Kaniyek Ji Mezopotamyayê Nisêbîn adıyla yayınlanan kitabına ilişkin Yıldırım, “Kürtçe’den Türkçe’ye çevirince özünden çok şey kaybeder diye halk arasından topladığım, halkın kültürünü yansıtan birçok döküman dosyada kaldı. Bunu temel alarak daha kapsamlı bir çalışma yapıp Kürtçe ‘Kaniyek Ji Mezopotamyayê Nisêbîn’ adındaki ikinci kitabımı hazırladım. Bu çalışmada da Nisêbîn’in tarihi, coğrafyası, kültürü var” şeklinde konuşuyor.

Sınır kasabasında yaşamak...
Yıldırım yazdığı kitapların konusunu neye göre seçtiğini ise, “Yanı başımızda duran dünyanın ilk üniversitelerinden birinin yanından yıllarca gidip geldiğimizi, hakkında bir şey bilmediğimizi gördüm. Öğrendikçe bilmediğimiz ne kadar çok şey olduğunu fark ettim. Bir yandan da halkın arasından hikayeler toplamaya, anıları kayıt altına almaya devam ettim. Bulunduğunuz ortam, çevreniz sizi en çok etkileyen konular ve çalışmalarınızda ön plana çıkıyor”‘ diye ifade ediyor.
Sınır kasabasında yaşaması Yıldırım’ın sınırlar konusuna yönelmesine sebep oluyor. Bu durum onu zamanla Kürdistan’ın içinden geçen sınırların tarihini ve sonrasında yaşananları araştırmaya itiyor. Bu araştırmanın sonucu sınırların tarihini konu alan kitabının ilk cildi, 2009 yılında ‘Di Sedsala 20’an de Kurdistan û Sînor’ (20. Yüzyılda Kürdistan ve  ve Sınırlar) Cild-1 olarak Amed Kürt Enstitüsü tarafından yayınlanıyor. Tüm araştırmaları iki cilt olarak, Weşanxaneya Azad yayınları arasında çıkıyor. Kitabının ikinci cildinde ise, sınırlar konulduktan sonra yaşananlar üzerinde duruluyor. Kitabın ilk cildinin Türkçesi, “20. Yüzyılda Kürdistan ve Sınırlar” Cild-1 olarak yine bu yıl yayınlandı. Kitabın İngilizce çevirisi için çalışmalar devam ediyor. Sınırlar üzerine iki ciltlik araştırma kitaplarının yanı sıra Yıldırım’ın çevresinden derlediği hikayelerden oluşan, “Herdemciwanê”(Herdem güzel) adlı bir hikaye kitabı bulunuyor. “Herdemciwanê” de 2009’da Amed Kürt Enstitüsü yayınları arasında çıktı. Aynı kitaptan çocuklara yönelik olarak hazırlanan ayrı ayrı 5 resimli hikaye kitabı yine Amed Kürt Enstitüsü tarafından yayınlanıyor.

Kürtçe konuşan kitap

Yazarlığının yanı sıra geçen yıl ağırlıklı olarak Kürtçe eserler yayınlayan bir yayınevi kuran Yıldırım, yayınevine ilişkin şunları söyledi: “Araştırmaları yaparken ne kadar çok değerli çalışmanın kıyıda köşede kaldığını, halka ulaşamadığını gördüm. Bugünkü teknik bize o kadar çok imkan sunuyor ki, bu çalışmaların geniş bir kitleye ulaşması mümkün diye düşündüm. Artık nerede olduğunuz pek önemli değil, her an dünyanın her yeri ile irtibat içinde olabiliyorsunuz. Yılda ancak birkaç kitap yayınlama imkanım olacak, bu da beni üzüyor. Onun için imkanlar elverirse yayınevini daha geniş bir kurum haline dönüştürmeyi düşünüyorum.”
Yayınevinin yeni projeleri hakkında bilgi veren Yıldırım, “Kürt tarihi ve edebiyatında önemli bir yer edinmiş eserleri profesyonel arkadaşlarımız stüdyoda okuyorlar ve bu ses kayıtlarını DVD olarak yayına hazırlıyoruz. İlk olarak Ehmedê Xanî’nin ‘Mem û Zîn’ adlı eseri ile başladık, yakında dağıtımı yapılacak, sesli kitap olarak sanıyorum ilk olarak bizim yayınevi tarafından yayınlanmış olacak. Bu seriye ağırlık vermeyi düşünüyorum, çünkü okumayı bilmeyenler için ve farklı alfabe kullanımının getirdiği problemlere karşı bir alternatif olacaktır. Ayrıca dilin geleceğe taşınmasına katkı sunacağını düşünüyorum” dedi.
Kendi memleketinde bir vakfa bağlı olarak her anlamda modern eğitim verecek özel bir eğitim kurumu açmak isteyen Yıldırım, “Gönlüm memleketimde bir şeyler yapmaktan yana, çünkü kökümüz ve esas kaynak orası” diyor.
 

ÖZLEM GALİP/LONDRA