
OSMAN OÐUZ / HABER MERKEZİ
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, KCK olarak Kürdistan’ın bütün güçleriyle iyi ilişkiler geliştirmek istediklerini belirterek, “Bizim amacımız, Kürtler arasındaki ilişkilerin iyi olmasını sağlamak ve düşmanların Kürtler arasındaki çatlaklara girerek Kürtleri birbirine karşı kullanmasını engellemektir. Bu yönüyle ulusal birliği her düzeyde öne çıkarmaya çalışıyoruz” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, Güney Kürdistan’daki siyasi krize dair açıklamalarda bulundu. Önünü göremeyen ve gelecek vizyonu olmayan iktidarcı zihniyetin kriz ürettiğine dikkat çeken Aydar, ekonomik krizin de siyasi krizden kaynaklandığını vurguladı. “Çok yazık ki, Saddam güçlerinin Kürdistan’ı terk etmesinden tam 26 yıl sonra Güney Kürdistan’da halen demokratik bir seçim yapılamıyor” diyen Aydar, devam etti: “Parlamento çalışamıyor. Başkanlık koltuğunda olan kişinin seçimi üzerinden yıllar geçmiş ama seçim tekrarlanamıyor; başkanlığı fiili yürütüyor. Şimdi de halen partiler bir araya gelemiyor. Halk, ne yazık ki büyük ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. O kadar zengin bir bölgede memurların maaşı bile ödenemiyor. Büyük yolsuzluk da var. Bütün bunlar, orada demokratik bir siyasetin işlemiyor olmasından dolayıdır. Birileri bazı koltukları almış ve onları demokratik bir seçimle bırakmak istemiyor. Bu da sıkıntı yaratıyor.”
Güney Kürdistan’ın “savunmasız” bırakıldığını belirten Aydar, DAİŞ saldırdığında Kürdistan’ın savunulamadığını; gerilla ve ABD’nin yardımcı olduğunu hatırlattı. Bu durumun da krizini bir parçası olduğunu ifade eden Aydar, krizin aşılması ciddi reformlara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Krizin çözümü için uğraşıyoruz
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Aydar, şunları söyledi: “Tabii ki orası bizim ülkemiz ve bütün bunlara rağmen orada bir çözümün gelişmesi, krizin çözülmesi için uğraşıyoruz. Yaklaşımımız herkesin içinde olduğu, gerçekten demokratik bir yapılanmanın kurulmasıdır. Bir an önce seçimlere gidilmeli ve kapsayıcı, genel bir reform süreci gerçekleştirilmelidir. Bu haliyle nereye gider? Yürümez. Ya gerçekten bir reforma gider, kendi içinde bir değişim gerçekleştirir veyahut da halk serhildanı gibi olaylar gelişebilir.”
Şengal’e partiler üstü yaklaşılmalı
Şengal’le ilgili tartışmalara değinen KCK Yürütme Konseyi Üyesi, kentin bütün Kürtler için önemli olduğunu anımsattı. Zübeyir Aydar, şöyle sürdürdü: “Gerçekten halka sahip çıkmak, insanlarımızı kurtarmak, vahşete karşı direnmek için gittik. Şengal’in demografik yapısını korumak için gittik. Bunları sağlamadan da oradan çıkma tartışmasına bile girmek istemiyoruz. Herkes partiler üstü yaklaşmalı. Şengal, Şengal olarak kendini muhafaza etmeli. İnanç kimliği korunarak oranın Kürdistan içinde kendi kendini yöneterek varlığını sürdürmesi gerekir. Kimse kimseye, ‘Sen yabancısın’ diyemez. Hele hele Şengal’i DAİŞ’e terk edenlerin bunu söyleme hakları hiç yoktur.”
Güney’in tümüne sahip çıkıyoruz
“Amacımız polemiğe girmek değil. Amacımız, Şengal halkının irade sahibi olması temelinde bir yaklaşımdır” diyen Aydar, şuna işaret etti: “Güney Kürdistan’ın tümüne de sahip çıkıyoruz. Bunu ispatlamış da bir hareketiz. Zor durumlar olduğunda, herkes kaçarken, bizim arkadaşlarımız tililerle dağlardan indiler, o cephelerde kahramanca savaşarak şehit düştüler. Düşmanın önünü kestiler. Eğer bugün Güney Kürdistan var oluyorsa, kurumlar yerinde duruyorsa, işgal altında değilse gerillanın büyük kahramanlığının belirleyici etkisi var.”
Çerçevemiz ulusal birliktir
KCK olarak meselelere “ulusal birlik” çerçevesinde baktıklarını kaydeden Aydar, KDP’ye yakın basın organlarında çıkan “KCK’nin Goran’ı silahlandırdığına” dair iddialara ise şu sözlerle yanıt verdi: “Kimseyi silahlandırdığımız falan yok, bizim silaha ihtiyacımız var. Güney’de, Kuzey’de, Rojava’da, Rojhilat’ta… Her tarafta işgalcilere karşı silahlanmak istiyoruz. Silahlanmamız, hazırlığımız, işgalcilere karşıdır. Bizim prensibimiz şu: Kürtler kendi aralarındaki sorunları siyasal yollarla, diyalogla halletmeli ama düşmanları karşısında da savunmayı mutlaka geliştirmeli. Bu çok önemli.”
KDP-YNK görüşmeleri
KDP ile YNK arasında bazı görüşmeler olduğu bilgisini veren Aydar, bu konuyla ilgili ise şunları kaydetti: “Ben çok farklı neticeler çıkacağını sanmıyorum. Çünkü YNK’nin kendi içinde de krizi var. Parti kongre yapamıyor. Bir sürü farklı başlar var. Bu anlamda YNK’nin karar alma mekanizmaları tam işleyemiyor. Belki bir kısmı ‘Biz KDP’yle eski stratejik anlaşmamızı yenileyelim’ diyebilir; bir kısmı ise ‘Biz Goran’la, başka kesimlerle devam edelim’ diyor. Böyle bir noktadalar.”
Her düzeyde ulusal birlik
KCK olarak Kürdistan’ın bütün güçleriyle iyi ilişkiler geliştirmek istediklerini de kaydeden Aydar, bu yaklaşımlarını şöyle özetledi: “Bizim YNK’yle ilişkilerimiz iyidir, Goran’la da iyidir. KDP’yle de görüşüyoruz. Onunla da ilişkilerimizin iyi olmasını istiyoruz. Bizim amacımız, Kürtler arasındaki ilişkilerin iyi olmasını sağlamak ve düşmanların Kürtler arasındaki çatlaklara girerek Kürtleri birbirine karşı kullanmasını engellemektir. Bu yönüyle ulusal birliği her düzeyde öne çıkarmaya çalışıyoruz.”
Türk: Dayatma olmamalı
Bir süre önce tahliye edilen Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, ulusal birlik konusunda herkesin kendisini gözden geçirmesi ve diğerlerine dayatmada bulunmaması gerektiğini söyledi. RojNews’in uzun bir söyleşi yaptığı Türk, Kürtlerin ulusal birliği konusunda şunları ifade etti: “Geçmişte epey çaba gösterdik, günlerce çalıştık. Hewlêr’de 15-20 gün de kaldık. Ama o süreci doğru değerlendiremedik. İmkanımız olmadı. Ben bunu kaçınılmaz bir sorumluluk olarak değerlendiriyorum. Koşullar ne olursa olsun umudumuzu kaybetmemiz lazım. Ulusal birlik ile ilgili çok farklı fikirlerin bir araya gelip daha doğru şeyleri üretebileceklerine inanarak kendimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Yani tek doğru benim doğrum olmamalı. Herkesin bunu kabul etmeli. Tek doğru sizin de doğrunuz değil. Birçok doğrular var. Bu doğruları yan yana getirerek daha nitelikli ve güzel bir şeyi ortaya çıkarmanın arayışı içerisinde olmalıyız. Çünkü ulusal birlik önemli ve hayati.”
Koç: Kongre tek yoldur
Kürt Ulusal Kongresi’nin önemine dikkat çeken Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Eşbaşkanı Nilüfer Koç, herkesin bu konuda çalışması gerektiğini söyledi.
RojNews’e konuşan Koç, Lozan ve Sykes-Picot anlaşmalarının miadını doldurduğunu, Kürtlerin statüsünü belirleyecek yeni bir sisteme ihtiyaç olduğunu belirterek, “Güney Kürdistan kurtarılmış ve şimdi de Rojava Kürdistanı özgürlüğe gidiyor. Kürdistan’ın bu her iki parçasında da Kürtlerin kazanımlarına yönelik tehdit ve tehlike var. Kürt halkına yönelik tehlikelerin ortadan kaldırılması ve Türk devletinin saldırılarının boşa çıkarılması Kürt halkının birliğinden geçer” dedi.
Ulusal Kongre’nin en çok da Güney Kürdistan için gerekli olduğunu vurgulayan Nilüfer Koç, şöyle konuştu: “Kürt siyasetinin parçalılığından dolayı şu ana kadar dünyanın hiçbir devleti Kürtlerden yana tutum belirlemedi. Güney Kürdistan’da her parti kendi çıkarlarına göre bir devletten yana tutum takınıyor. Bu yaklaşım Kürtlerin kazanımlarına da büyük zarar veriyor. Bundan dolayı da Kürt Ulusal Kongresi’nin gerçekleştirilmesi her zamankinden daha zaruridir. Kürdistan’ın tüm partilerinin katılması gerekir.
Gerillalar ve peşmergeler aynı mevzide DAİŞ’e karşı savaşıyorsa, Kürdistan’ın dört parçasındaki tüm tarafların da aynı diplomasi cephesinde ulusal kongrenin gerçekleştirilmesi için çalışması ve Kürtlerin ortak idaresi için bir siyaset belirlemesi gerekir. Bu da Kürt Ulusal Kongresi’nin gerçekleştirilmesiyle ancak mümkündür. Düşmanlarımız durmuyor, biz Kürtler de aynı amaç etrafında birleşmeliyiz.”
Fayiq Gulpi: Kürt halkı particiliğin aşılmasını istiyor
Güney Kürdistan Öcalan’a Özgürlük Komitesi üyelerinden Fayiq Gulpi, Kürt halkının ulusal birliğin gelişmesini; partizancı, parçacı siyasetin artık terk edilmesini istediğini söyledi.
ANF’ye konuşan Fayiq Gulpi, tüm parçalardaki sorunun özünde tek sorun olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Kürt halkı da ulusal birliğin gelişmesini istiyor. Partizancı, parçacı siyasetin artık terk edilmesini istiyor. Dışarıdan Kürt sorununa bakanlar da tek parça olarak görüyorlar. Kürt düşmanları sürekli olarak tasfiye için kendi aralarında ittifak yapmışlar. Buna karşı birlik olmazsa olmazdır. Örneğin Güney Kürdistan, Kuzey Kürdistan ile bir ortaklaşmaya giderse Kürt sorununun geleceğine büyük etki yapar. Ancak Türk devleti ya da İran bunu engelliyor.”