BERİVAN ALTAN/MA/ANKARA

Son 16 yılda düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında 7 bin 588 kişi hakkında 23 bin 98 yıl hapis cezası verildi.

Türkiye, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda neredeyse her gün daha da kötüye gider halde. ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’un, 195 ülkeyi değerlendirdiği 2018 Dünya Özgürlükler Raporu'nda Türkiye “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer aldı. Türkiye, listede özgürlüklerin en çok düşüş gösterdiği ülke olarak yine ilk sırada yer aldı. Bu tabloya rağmen 16 yıldır iktidarda olan AKP Hükümeti’nin seçim öncesi düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda vaatlerde bulunması, geçmişte tersi uygulamalarla sonuçlanan benzer vaatleri hatırlattı.

 Hak ihlallerine dair her yıl düzenli olarak raporlar hazırlayan İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verileri doğrultusunda AKP’nin iktidara geldiği 2003 yılından bu yana Türkiye’de ifade ve düşünce özgürlüğünün seyrini derledik.

2003: 283 kişi 276 yıl ceza aldı

AKP’nin iktidara gelmesinin hemen ardından, 2003 yılı boyunca düşüncelerini ifade eden 155 kişi hakkında soruşturma açılırken, 12 öğretmene uyarı cezası verildi. 2003 yılında sonuçlanan 134 davada, 283 kişi toplam 276 yıl 4 ay 4 gün hapis ve 309 milyar 861 milyon 740 bin TL para cezasına çarptırıldı.

2004’te 2 bin 488 kişi hakkında 78 dava açıldı; 693 kişi toplam 30 yıl 9 ay hapis ve 784 milyar 757 milyon 402 bin TL para cezasına çarptırıldı.

2005’te 2 bin 640 kişi hakkında soruşturma açıldı.

2006’da düşüncelerini ifade eden 430 kişi hakkında 113 soruşturma açıldı. 513 kişi hakkında 107 dava açıldı.

2007’de bin 232 kişi hakkında 190 dava açıldı.

2008’de 2 bin 641 kişi hakkında 136 soruşturma, 450 kişi hakkında da 140 dava açıldı.

2009’da 516 kişi hakkında 88 soruşturma, 853 kişi hakkında 166 dava açıldı.

2010’da 649 kişi hakkında 102 soruşturma, bin 596 kişi hakkında 201 dava açıldı; bin 69 kişi toplam 3 bin 757 yıl 7 ay 20 gün hapis ve 55 bin 260 TL para cezasına çarptırıldı.

2011:Yazılamayacak kadar çok

KCK operasyonlarının yoğun yapıldığı 2011 yılında, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında 300 kişinin yargılandığı 113 dava sonuçlandı. Yargılanan 37 kişi beraat etti. 262 kişi toplam 921 yıl hapis ve 205 bin 948 TL para cezasına çarptırıldı.

2012: 2 bin 173 yıl hapis

Yasaklarla geçen 2012 yılında 15 yürüyüş, 48 Newroz kutlaması, 15 çadır kurma etkinliği, 13 miting, 2 anma, 9 imza kampanyası ve standı, 2 konser, 1 festival, 1 tiyatro, 2 basın açıklaması, 2 panel, 1 açlık grevi eylemi yasaklanırken, 7 gazete toplam 13 kez, 8 dergi 13 kez toplatıldı. 2 gazete birer ay yayın durdurma cezası aldı, 1 Tv programı yasaklandı. 558 kitap toplatıldı, Aram Yayınları'ndan 10 kitap hakkında soruşturma açıldı. 1 gazete genel merkezi, 3 gazete temsilciliği, 1 yayınevi, 1 kitapevi baskına uğrarken, 6 bin 621 site engellendi.

2012 yılında bin 91 kişi hakkında 11 soruşturma, 298 kişi hakkında ise 36 dava açıldı. 2012 yılında 433 kişi hakkında sonuçlanan 96 davada 2 bin 192 yıl hapis cezasıyla 147 bin 50 TL para cezası verildi.

2013: 9 bin 856 yıl hapis

2013 yılında 27 eylem, yürüyüş, anma ve etkinlik yasaklanırken, 363 kişi hakkında düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında soruşturma açıldı. Bu yıl sonuçlanan davalarda 521 kişi hakkında 9 bin 856 yıl bin 448 ay hapis cezası verildi.

2014: 372 kişiye 680 yıl

İfade özgürlüğüne yönelik ihlallerde 133’ü üniversite öğrencisi olmak üzere 193 kişi hakkında soruşturma açıldı. 2014 yılında 111 kişi hakkında 36 dava açıldı. 372 kişi hakkında açılan ve 2014 yılında sonuçlanan 56 dava da 680 yıl hapis cezası verildi.

2015: 649 kişiye 768 soruşturma

2015 yılında 4 miting, 1 tepki boykotu, 5 konser, 1 sinema filmi, 1 kutlama, 1 tiyatro gösterimi, 1 festival, 3 yürüyüş ile 1 anma etkinliği yasaklanırken, 1 kitap, 1 dergi, 3 afiş yasaklandı. Bir yerel radyo kapatıldı. Bir gazete haberine yasak konuldu, 39 gazeteye ilan kesme cezası verildi, 18 kitap hakkında dava açıldı. 2 gazete ve 2 TV kanalına kayyum atanarak yayın durduruldu, 8 TV kanalı ile 6 radyo TÜRKSAT uydusundan çıkartıldı.

 Engelli Web’in açıkladığı istatistiklere göre; 2015 yılında Türkiye de yaklaşık 26 bin 851 sitenin TİB tarafından res’en erişimi engellendi.

İfade özgürlüğü kapsamında 68’i üniversitelerde açılan soruşturmalar olmak üzere öğrencisi olmak suretiyle 118 öğrenci, 8 çocuk 642 kişi hakkında 768 soruşturma açıldı. 304 kişi hakkında 113 dava açıldı. 369 kişi hakkında açılan 96 dava sonuçlandı. Buna göre, 404 yıl 3 ay hapis cezası, 490 bin 712 TL para cezası verildi.

2016: Kapatma ve el koyma

172 medya kuruluşunun yayını durdurulurken, 10 yayın organına toplatma kararı verildi, 8 yayına da herhangi bir gerekçe olmaksızın el konuldu. Basına dönük baskıların devam ettiği bu yıl içerisinde 5 yayın organının kapısı mühürlenirken, 3 yayın organının mallarına da el konuldu. Aralarında gazete matbaası, dergi ve gazete bürolarının da bulunduğu 20 yayın, polis baskınına uğradı. El konulan, kapatılan, yayını durdurulan yayın organlarına yönelik 2 bin 17 hak ihlali yaşandı.

2016 yılında OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle bin 362 akademisyen kamudan 188 akademisyen de vakıf üniversitesinden düşüncelerinden kaynaklı ihraç edildi.

2016 yılında 26’sı çocuk olmak üzere 2 bin 160 kişi hakkında 48’i adli ve 233 idari soruşturma olmak üzere 281 soruşturma açıldı. Düşüncelerinden kaynaklı 39’u çocuk olmak üzere bin 179 kişi hakkında 202 dava açıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında sonuçlanan 106 davadan 5’i çocuk 304 kişiden 145 kişiye 788 yıl 15 ay 12 gün hapis cezası verildi.

2017: 3 bin 125 yıl hapis

2017 yılı da OHAL kapsamında yasaklarla geçerken, tespit edilen 41 etkinlik yasaklanırken birçok ilde de valiler tarafından süreli olarak etkinlikler yasaklandı. 38 yayın kapatılıp toplatılırken 2 bin 200 kitaba el konuldu. Aralarında gazete ve dergi bürolarının da bulunduğu 6 yayın basıldı. 123 internet sitesi erişime engellendi.

2017 yılında 122 kişi hakkında bin 698 soruşturma açılırken, 148 akademisyene dava açıldı. Bunun yanı sıra bin 103 kişiye 204 dava açıldığı tespit edilebildi. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında yargılanan ve davası sonuçlanan 528 kişi hakkında 3 bin 125 yıl hapis cezası verildi.

Öndül: Öngörülemez durumda

12 Eylül döneminde yargı ve yönetimin askerin elinde olmasına rağmen, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan yasalarla ilerletildiğine dikkat çeken İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Av. Hüsnü Öndül, şunları söyledi: “O dönemde yeni yasalar biçimde değildi uygulamalar. Çok uzun yıllar uygulandığı içinde insanlar hangi söz nedeniyle nasıl cezalandırılacağını tahmin edebiliyordu. Bugünün temel sorunu, öngörülemezlik unsuru var. Yani herhangi bir nedenle sarf ettiğiniz düşünce açıklaması sizin cezalandırılmanız sonucunu doğurabilir. Söz gelimi ‘Efrîn’e saldırıya karşı çıkıyorum’ demeniz pek çok maddeye maruz kalmanıza neden olabilir. Yani savaşa karşı çıkmak, cezalandırılmanız sonucunu doğurabilir bugün. Hâlbuki 12 Eylül tarihinde ben ne söylersem başıma ne gelebilir bunu bilebiliyordunuz.”

12 yılda 5 misli cezalandırma

Öndül, Ceza Muhakemesi’nde 2004 yılında yapılan değişiklik sonrası getirilen adli kontrol uygulaması ve denetimli serbestlik işlemine bugün 500 bin civarında insanın maruz kaldığını, yaklaşık 232 bin kişinin de tutuklu olduğuna dikkat çekti. Öndül, “Eski yasaya göre, denetimli serbestlikten faydalanan insanların içeride olması gerekiyor. Bu şu anlama geliyor; demek ki devlet 12 Eylül dönemini aşan bir tarzda ceza ve infaz politikasında değişikliğe gitmiş. 2005 yılında toplam cezaevinde bulunan insan sayısı 55 bindi, son 12 yılda 5 misli artmış vaziyette. 70 bini üniversite öğrenci, Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman bu kadar çok belediye başkanı tutuklanmamıştı. 1980 ve 1990’lı yıllarla kötülüğü mukayese ediyoruz” şeklinde konuştu.

Bu röportaj bile

Medya özgürlüğü açısından bakıldığında ise hem çok sayıda basın organına el konulduğunu hem de 160’dan fazla gazetecinin tutuklu olduğunun altını çizen Öndül, şunları söyledi: “İfade özgürlüğü açısından baktığımızda ifade özgürlüğünü sınırlandıran yeni TCK’da 44’üncü madde var. Bunlar uygulanıyor. Türkiye’de Terörle Mücadele Kanunu’ndaki ‘terör’ kavramının genişliğinden dolayı sizin burada benimle yaptığınız röportaj bile terör faaliyeti olarak nitelendirilebilir. Yani o kadar belirsiz ve geniş, muğlak bir tanıma sahip. Basın açıklaması yapan akademisyenler de terör propagandasından yargılanıyor. Terör tanımının genişliği her alana yayılıyor. İnsanlar terör yasalarıyla soruşturmaya maruz kalıyorlar. ‘Teröristlikle, terör eyleminde bulunmak’ ile lekeleniyorlar.”

16 yıllık pratik varken vaat boş

AKP’nin ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konusunda şimdi seçim öncesinde bulunduğu vaatler için ise Öndül, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” yorumunda bulundu. Öndül, “AKP belki ilk defa seçime katılan ya da muhalefette bir parti olsaydı, bu vaatler değerlendirilebilirdi.  Fakat 16 yıllık pratiğin ve son iki yıl esas alındığında ifade özgürlüğünü sınırlandıran ve cezalandırılan bir anlayışa sahip olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanının beğenmediği söylemlere ilişkin Cumhuriyet savcıları hemen harekete geçiyor bu vaadin inandırıcı yanı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.