Sömürgeci devletler süper güçlerin yardımı ile çizilmiş bulunan sömürge Kürdistan’ın her bir parçasının diğer parçalarla irtibatını önlemek için çeşitli tedbirlere başvurmuşlardır.
Kendi aralarında pakt(anlaşma)lar yapmışlardır. 8 Temmuz 1937 Sadabad Paktı, 24 Şubat 1955 Bağdat Paktı, Bağdat Paktı’nın yerine 21 Ağustos 1959 tarihinde kurulan CENTO gibi.
Sömürgeci Suriye devleti Sovyetlerin Ortadoğu’daki atlama trampleni olduğu için bu paktların hiç birisine üye olmamıştır. Ancak diğer sömürgeci kardeşlerinden geride kalmamak için 1968 yılında “Arap Kemeri” planını uygulamaya koymuştur. Plan gereği Kürdistan’ın Kuzey’i ile hudut olan “Cezirê Botan”ın kendisinin payına düşen kısmında yaşayan Kürtleri Suriye’nin Güneyi’ne sürüp bu bölgeye Arapları yerleştirmeye çalışmıştır. Amaç “Bin Xet” ile “Ser Xet”i oluşturulacak tampon bölge ile birbirinden ayırmaktı.
Süper devletler (Sovyetler, ABD, İngiltere, Fransa) bu paktların oluşturulmasına sessiz kaldığı gibi, İngiltere hem Bağdat hem de CENTO’da üye olarak yer alırken, ABD CENTO üyesi olurken Bağdat Paktı‘nda da gözlemci olarak bulunmuştur. Sovyetler Sadabad Paktı’nın oluşumuna Afganistan’ın dahil olması şartı ile sessiz kalırken, “Arap Kemeri”ni Ortadoğu’daki sıçrama tahtası olarak kullandığı Suriye Baas rejimini hoşnut tutmak için görmemelikten gelmiştir.
5 Mart 1975’te Kürdistan’ın Güney’inde KDP öncülüğündeki Kürt hareketi dağılırken Türkiye ve Suriye sınırlarında et’ten duvar örmüşler, sun’i hudutlarını “Kürt Mülteci”cilere kapatırken, Türk Sol’unun sesi çıkmadığı gibi, Baas rejimini yere göğe sığdıramamışlardır.
Sömürgeci devletler sadece pakt (anlaşma) yapmakla kalmamış, birbirlerine sıcak takip yapabilmek içinde toleranslı davranmışlardır. Sömürgeci İran rejimi kendisi ile hudutdaş olduğu Behdinan bölgesine 2007 ve 2009 tarihinde duvar örmeye başlamıştır. Müslüman geçinen İranlı, Arap ve Türkiyeliler herzaman olduğu gibi üç maymunları oynamışlardır.
Dünyanın bu sessizliğinden güç alan TC hükümeti Nisebîn-Qamişlo, Ceylanpınar-Serêkaniyê ve Kilis ile Êfrin arasında duvar inşa etmeye başlamıştır. Dünya halen sessizliğini korumaktadır.
Laldır, kördür, sağırdır. Yıllarca Berlin Duvarı’nı “Utanç Duvarı” olarak nitelendiren ki utanç duvarı idi. Türkiye kamuoyuda her zaman olduğu gibi çifte standartlı tavrını sergilemeye devam ediyor.
Sömügecilerin duvarları Kürt Özgürlük Şervanları’nın çelikten iradesi karşısında eriyip gidecektir. Su nasıl kaynağını buluyorsa Kürt Özgürlük Şervanları da ülkesinin sömürgeciler tarafından parçalanmış dört parçasına girip, çıkmanın yolunu bulacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yine hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Doğu ve Batı’da yaşayan Almanlarlar nasıl ki Berlin’deki “Utanç Duvarı”nı yıktılarsa bir gün gelecek Kürdistanlılar da ülkelerinin dört bir parçasında sömürgeciler tarafından örülen duvarları yerle bir edeceklerdir. Nasıl ki mayın tarlaları, karakol’lar Kürdleri buluşmasını engelleyemedi ise sömürgeci duvarlarda Kürtlerin birbirleri ile kucaklaşmasını engelleyemeyecektir. Tarihin çarkının durması duvarlarla, tel örgülerle, mayın tarlaları, barajlar, kalekollar ile durdurulamıyacaktır.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 20 Ekim 1990 tarihinde sahipliğini Serhat Bucak, G.Yayın Yönetmenliğini Günay Aslan, yazı işleri müdürlüğünüde Özkan Kılıç’ın yaptığı haftalık “Yeni Ülke” gazetesi İstanbul’da yayınlanmaya başladı.
* Büyük Kürt Şairi, siyasetçisi Seyda Şeyhmus (Cegerxwîn) sürgünde yaşadığı Stockholm’da yaşamını yitirdi. Seyda’nın cenazesi Qamişlo’da evinin avlusunda defnedildi.
* 24 Ekim 1913 tarihinde Hewî Kürt Talebe Derneği, İttihatçıların “Roja Kurd” dergisini kapatması üzerine Müküslü Hamza Bey’in yönetiminde “Hetawa Kurd” dergisini çıkardı.
* 25 Ekim 1986 tarihinde PKK’nin 3.Kongresi Ortadoğu’da yapıldı. Kongrede ARGK’nin kuruluşu karar altına alındı.
* 26 Ekim 1996’da Leyla Kaplan’ın Adana’da Çevik Kuvvet’e yönelik bombalı saldısında 3 polis memru yaşamını yitirdi, 11 polis memuru da yaralandı. Aynı eylemde Leyla Kaplan da yaşamını yitirdi.
* 26 Ekim 1994 tarihinde Ankara DGM tarafından DEP M.Vekilleri A.Türk, L.Zana, H.Dicle Orhan Doğan 15’er yıl, Sırrı Sakık ve M.Alınak ise 3.6 ay hapis cezasına mahkum edildiler.
* 27 Ekim 1997 tarihinde KUM meclisi üyesi Meryem Çolak ve arkadaşları Haftanin’de şehit düştü.