AKP Hükümetinin Kürt siyaseti çoktan beri krizde.

Şimdi bu kriz “duvar” kaç santim yükselir, kaç santim uzarsa, bunun bin katı fazlasıyla derinleşmekte.
Rojava’ya duvar çekmenin anlamı nedir?
Elbette bu duvar, artık hiçbir anlam taşımayan “sınırı” koruma korkusunun eseridir. Artık hiçbir güç Kürdistan’ın parçalarını birbirinden ayıramaz. Birinci Dünya Savaşı öncesinde kendi aralarında Ortadoğu’yu paylaşma anlaşması yapan Fransa ve Britanya’nın çizdiği sınırlar artık miadını doldurdu.
Şimdi artık dikenli tel ve mayın bu sınırları “korumak” için yetersiz. Bütün çaresiz devletlerin yaptığı gibi, duvardan başka çare kalmadı.
Ama daha önemli bir şey var…
Bu duvarı çekerek AKP, daha önce sözünü ettiği “tüm Kürdistan parçaları” üstünde hegemonya rüyasından uyandığını gösterdi. “Kürdistan’ın bütün parçalarını“ Türkiye ile entegrasyona zorlamak ve böylece “Büyük Türkiye” ya da “Bölgesel güç merkezi” olmak hayalleri giderek hüsrana uğruyor. Öyle olmasaydı, sınıra duvar çekmezdi.
Hatırlanacağı gibi, daha bundan bir yıl önce Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “sınırların anlamını yitirdiğini” ilan etmişti, bugün sınıra duvar çekiyor. AKP’nin dışpolitikası birkaç yıl içinde enkaza dönmüştür.
Ve şimdi Güney’deki rejim bile “iki parça arasındaki” sınırı kapatarak, kendisini “devrimden korumak için umutsuz bir çaba içine giriyor. Bu da KDP’nin uzun vadeli “Büyük Kürdistan” siyasetiyle büyük çelişkiyi yansıtıyor. Hem Büyük Kürdistan hayal etmek ve hem de “küçük Rojava’yla arandaki sınırı kapatmak…” Güney’in Kürtleri utanç içinde başlarını öne eğiyor.
Bütün bunlar kendiliğinden olmamıştır. Yalnız Türkiye’nin değil, Ortadoğu’daki bütün devletlerin hesaplarını alt üst eden faktör Kürdistan’da yükselen devrimci süreçtir. Arap Baharı adı verilen sahte “yükselişin” yerinde yeller eserken, NATO üyesi Türkiye PKK Önderi ile masaya oturdu; Rojava devriminin öncüsü PYD heyetleri Ankara’da ağırlandı. Washington, Kürt sorununu Türkiye ile Güney arasındaki bir alışveriş olmaktan çıkartmak üzere. BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın ABD’de yaptığı temaslar YPG’nin ABD’yi titreten El Kaide kökenli güçlere karşı elde ettiği başarıların etkilerini kanıtlıyor.
“Üçüncü yol” siyaseti hem askeri açıdan, hem de diplomatik açıdan zafere doğru ilerliyor. Ve Kürt halkı, bu zaferin, Kürdistan’ın bütün parçalarında yepyeni bir özgürleşme ve refah yaratacağını derin bir şekilde hissediyor.
O nedenle Nusaybin Belediye Başkanı Gökkan’ın “duvara” karşı başlattığı “ölüm orucu”, bugün başlayan halk direnişiyle, Kasım’ın ilk haftasının sonunda “serhildan” düzeyine yükselme eğilimi taşıyor.
“Duvar’a karşı direniş”, tüm Kürt halk direnişlerinin bir “özeti”dir.
“Duvar’a karşı direniş”, Kürdistan’ın kaderini karartan Birinci Dünya Savaşı statüsüne karşı muhtemelen en büyük sonuç alıcı direniş olacaktır. Eğer bu direniş başarıya ulaşır ve Kürt halkını ikiye bölen duvar bu direnişin sonunda yıkılırsa, bilelim ki, artık dikenli teller ve mayınlı bölge halkın birleşmesini ve sınırı hiçe saymasını önleyemeyecektir. On binler bayram edecek, sıfır noktada kucaklaşacaktır.
“Duvar’a karşı direniş”, iki büyük dünya savaşının zorla, milyonların kanıyla çizdiği sınırı, eğer Türk devleti ve AKP Hükümeti elini silaha atmazsa, belki de tek mermi yakılmadan ve tek can toprağa düşmeden iptal edecektir. Bu ise, büyük devletlerin iradesine, Kürdistan halkının ve dostlarının barışçıl zaferi olacaktır.
Sınırlar kanla çekildi. Ve şimdi önümüzde bu sınırları kansız bir şekilde anlamsız hale getirme fırsatı var.
Acaba AKP Hükümeti bu fırsatı hep birlikte kullanmamıza izin verecek mi?
Bu sorunun yanıtını, Nusaybin Belediye Başkanı Gökkan’ın kahramanca mücadelesi ve halkın serhildanı karşısında hükümet tarafının atacağı adımlara bakarak verebileceğiz…
Nusaybin demek, “hat boyunda taş atan çocukların şehri” demek. Büyük devletlerin bir demiryolu ile çizdiği sınırda, o çocukların hat boyunda koşarken kaybettikleri çocuklukları var. Nicesi şu anda hapiste olan bu çocuklar ile sınırın güneyindeki “hat boyu çocuklarının” tel örgüsüz, mayınsız ve duvarsız günlerde taş atma yarışı yaptıklarını şimdiden gözünüzde canlandırabilirsiniz.
Duvarlar yıkılsın, çocuklar birlikte büyüsün…