D.Yıldırım’ı tanımam. ABC gazetesi köşe yazarlarından bu genç akademisyen. 

Erdoğan ve Saray faşizmine ilişkin isabetli ve yüzeysel olmayan analizleriyle dikkat çeken bir aydın.
Bu yanıyla yazıları sosyal medyada çok okunan ve dolaşıma sokulan bir yazar. Ancak Erdoğan faşizmine ilişkin analizi ne denli isabetliyse, faşizme karşı mücadele önerisi buna ters ve isabetsiz. 

Erdoğan faşizmine karşı mücadelenin öncülüğü için “CHP’ne Kurucu Meclis Çağrısı”(1)
yaptı! Elbette program ve örgütlenmesini yeniden yapılandırmayı ekleyerek... Yıldırım’ın önerisi, halklarımızı faşist kasap Erdoğan’ın mezbahanesine götürmesi için CHP’ye teslim etmek anlamına geliyor. 

Öncelikle vurgulamak gerekir ki, demokratik ittifak/cephesi biçimsel olarak bir parti formunda örgütlenebilir ama kurumsal bir parti cepheye dönüştürülemez. Program açısından da örgütsel açıdan da CHP ise hiç dönüştürülemez.
Yıldırım, Erdoğan faşizmine ve MHP’yle kolkola kurduğu Milliyetçi Cephe’ye karşı antifaşist halk cephesi kurmanın ertelenemez bir görev olduğunu vurguluyor. Bu doğru. 

Ancak bunu Sultanlık’a karşı “büyük bir tarihsel atılım olan Cumhuriyet”övgüsüyle Kemalist burjuva cumhuriyete bağlanan bir “halkçı, laik, demokratik cumhuriyet” kurma amacıyla birleştiriyor. 29 Ekim’deki gösterilerden heyecanlandığını da yazısına yansıtmış. Fakat vurgulayarak hatırlatalım 2007 Cumhuriyet mitingleri daha geniş kitleleri etkilemiş ama siyaseten Ergenekoncu faşistlere bağlamıştı. Şimdi bu çete, Erdoğan faşizminin birinci destekçisi ve Kürtlere acil soykırımı, devrimcilere imha ve tasfiyeyi en yüce programı haline getirmiş. 

Yazar, 2 yıl önce önerisini -belki Kemalist burjuva cumhuriyete ilişkin görüşünü o zaman da savunuyordu- daha çok halkçı dİrenişlerle bağlantılandırmıştı: “Ya gerici restorasyon ya da Haziranca - laik, halkçı, kamucu, demokratik ve bağımsız yeni bir cumhuriyet.”(2)

Kemalist burjuva cumhuriyetle bağlantılandırarak ve kurucusu olduğuna atıf yapıp ajite etmeye çalıştığı CHP’de toplanarak demokratik halkçı laik cumhuriyet önermesi iki adım gerilemesidir.
Birincisi Haziran/Gezi ayaklanmasına ve diğer halkçı mücadelelere dayanmak yerine 23 Nisan ve 29 Ekim’e dayanma çağrısındaki gerilemedir. Bunu açıkça dile getiriyor:“7 Haziran öncesinin...ittifak önerilerinin karşılığı da yok.” “sosyalist sol var ama yok” 

“HDP 7 Haziran sonrası tuzağa düştü; PKK-şiddet çizgisini demokratik bir genişleme imkanı karşısında öne çıkardı; coğrafyasını daralttı”.(3)
Kürt halkının özgürlük mücadelesine, sosyalist hareketin ve demokratik kitle örgütlerinin faşizme karşı özgürlük mücadelesine dayanmak yerine egemenlerin ehven-i şer eğilimine dayanmakla geri adım atmış oluyor.
İkincisi lider,program ve örgütsel yapısı değiştirilebileceği boş ve çürütücü hayaliyle CHP’de toplanmayı önermekle geri adım atıyor.
CHP, partisel genişlemesinin çıkarını Kürt halkımıza ve devrimci harekete karşı ‘kutsal devletin çıkarına feda ederek Yenikapı MC’sine, HDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırılarak meclisten hapse atılmaları faşist saldırısına ortak oldu. Üstelik bu işi Erdoğan faşizminin askeri şefi H.Akar’la görüşüp talimatına uyarak yaptı. Erdoğan faşizmine suç ortaklığı yapan bir partiyi Erdoğan faşizmine karşı yeni demokratik halkçı laik bir cumhuriyet programını gerçekleştirecek antifaşist cephe/ittifaka dönüştürmek imkansız olmaktan öte, ilerici, demokratik ve devrimci güçleri çürütücü bir hayalle tüketmektir.
Yazar, Kürt Özgürlük Hareketi’ne de HDP’ye de tam bir haksızlık yapıyor. Şiddet sarmalını getiren KÖH değil Erdoğan faşizmidir. Dahası KÖH’nin silahlı direnişi olmasaydı bugün yazısını yazma hakkının çoktan gasp edilmiş olacağını ve bütün demokratik güçlerle birlikte F tipi hapishanelerde olacağını göremiyor.
HDP’ye ve HDP’yle birlikte bütün demokratik güçlerin daha nasıl ısrarlı direnilebileceğini önermek yerine, Erdoğan ve MHP’nin yanında ona vuran CHP’de nasıl birleşileceğiyle oyalanmak devrimcilerin ve faşizme karşı mücadele edenlerin işi değildir.
Yazar “Türkiye’nin birliği”ni yazısında değinmiş ve “eşit yurttaşlığı” bunun için yeterli görmüş. Devrimciler ve tutarlı demokratlar için halkların özgürlüğü şartına bağlanmış birliği önemlidir, devletin birliği değil. Erdoğan faşizminin soykırımcı saldırısı karşısında Kürtlere ulus olarak hak eşitliğini ve özgürlüğü şartsız tanımayan hakikaten halkçı demokratik cumhuriyeti veya cumhuriyetleri getirebilir mi?
Erdoğan faşizmine karşı halkçı demokratik laik cumhuriyetler birliğini program edinen demokratik cephe gidilmesi gereken tek doğru yoldur. CHP’ye oy veren tabanın demokratik bölüklerinin de yeri böyle bir cephede Erdoğan faşizmine karşı mücadele etmektir. 

1) 01.11.16, ABC gazetesi

2) Haziranca bir cumhuriyet için 27.10.14 www.muhalefet.com 

3) Agy,01.11.16ABC gazetesi