• E-posta günlük hayatımızın artık ayrılmaz bir parçası. Peki buradaki verileri kimler görebiliyor? E-posta sağlayıcı şirketlerin büyük reklam şirketi sahipleri olduğunu ve bizleri gönderdikleri reklamlardan kategorize ettiklerini biliyoruz. Peki ya bilgiler devletlerle paylaşılıyor mu? Güvenli e-posta servisleri mümkün mü? Özgür iletişim imkanları yeni bir mücadele alanı olarak önümüzde duruyor.

BARIŞ YILDIRIM

Sosyal medya mecralarının yaygınlaşmasıyla birlikte önemi azaldığı düşünülen e-posta hala dijital platformlardaki iletişimin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bu e-postaların ciddi bir kısmı pazarlama, reklam ve istenmeyen e-postalardan oluşsa bile özellikle iş yaşamının ayrılmaz parçası e-postalar. Aynı zamanda her türden örgütlenme için de e-postalar temel iletişim araçlarının başında geliyor. Bu yüzden e-posta güvenliği, iletişimin de güvenliğini belirliyor.

Şifre güvenliği ilk adım

E-posta güvenliğinde ilk adım kullanıcı tarafında alınması gereken tedbirleri içeriyor. Hesabı gmail, outlook vb bir sağlayıcı üzerinde kullanıyorsanız şifrenizi gözünüz gibi saklamanız gerekiyor. Şifrenizin en az 8 karakterden oluşması ve en azından altı ayda bir değiştirilmesi gerekiyor. Size ait olmayan cihazlardan giriş yapıyorsanız bu altı aylık süreyi daha da kısaltmayı düşünebilirsiniz çünkü o cihazlarda keylogger adı verilen, tüm klavye vuruşlarınızı kaydeden yazılımlar olabilir. Çok yakınınızdaki bir kişi olması, o kişiye güvenmeniz de burada önemli değil. Parola gizliliği güvenle ilgili değil, hijyenle ilgili bir sorundur. Nasıl diş fırçanızı, iç çamaşırınızı paylaşmıyorsanız parolanızı da paylaşmamalısınız.

Hesaplarda aynı şifreyi kullanmayın

Yine çeşitli amaçlarla hackerlar size tuzak bağlantılar göndererek şifrenizi ele geçirmeye çalışabilir. Ödül kazandığınızı söyleyen mesajlarla tıpkı Gmail sayfasına benzer bir sayfaya erişerek kullanıcı adınızı ve şifrenizi buraya yazabilir, nihayetinde hesabınızı kaybedebilirsiniz. Anımsayacağınız gibi Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın “çokomelli” e-postalarını RedHack ele geçirerek yayınlamıştı. Bunu yaparken Albayrak’ın gerçek sandığı bir e-posta göndermişlerdi ve tüm şifreleri aynı olduğu için hesaplarına erişmekte hiçbir zorluk yaşamamışlardı. Bu örnekten de görebileceğimiz gibi şifre güvenliğinin bir diğer önemli adımı da her hesabın şifresinin ayrı olmasının sağlanması.

İkinci bir güvenlik duvarı kurun

Şifre güvenliğinin ardından pek çok sağlayıcının sunduğu iki adımlı doğrulama hizmetini kullanabilirsiniz. Bu, hesaba erişmek için kullanıcı adı ve şifre dışında bir güvenlik katmanı daha eklemek anlamına gelir. Çoğunlukla anlık üretilen bir SMS ile hesaba giriş yaparsınız. Böylece birisi şifrenizi öğrense bile hesabınıza erişemez çünkü size gelen SMS’e erişemez. Bu yöntemin dezavantajı telefona erişiminiz olmadığında hesabınıza girişte sorun yaşama ihtimalidir, ancak temel hesap güvenliğinin de ayrılmaz bir parçasıdır.

Teknoloji reklam birlikteliği

E-postaları şifre hırsızlarından korusak bile içerisindeki verilerin nasıl işlendiği konusunda aklımızda soru işaretleri oluşuyor. Büyük e-posta şirketlerinin büyük kısmı ABD’de bulunuyor ve federal yasalarla bilgi güvenliğini koruduğunu söylüyorlar. Şifrelemeye dair de çok fazla taahhütleri var. Bununla birlikte içerisindeki verilerimizi anonim olarak işliyorlar. Yani bir yazılım bunları okuyor ve belli kelime gruplarına bakarak bize gösterilecek reklamlar belirleniyor. Aynı zamanda kullanıcıların bir profili de oluşuyor ve sınıflandırılıyor. Bunun temel sebebi teknoloji şirketlerinin büyük kısmının aslında çok büyük reklam şirketleri olması ve bize sundukları “bedava” hizmeti bu şekilde paraya çevirmeleri.

Paylaşılmadığının garantisi yok

Akla gelebilecek bir diğer soru ise devletlerle bu bilgilerin paylaşılıp paylaşılmadığı konusu olacaktır. Burada dedikodulardan öteye geçerek Türkiye ve Kürdistan özelinde buna dair bulduğumuz izlere bakmaya çalışabiliriz. Bu satırların yazarı olarak şimdiye kadar herhangi bir dava dosyasında veya dışarı sızan raporda böyle bir bilgi paylaşımına ilişkin pek şey görmedim. Ancak bunun örneğin CIA ile paylaşılmadığını da iddia edecek kanıta veya fikre sahip değilim. Bu noktada hassas olduğunu düşündüğüm hiçbir bilgiyi böyle bir serviste barındırmayı tercih etmem.

Hackerlar karşı mücadelenin bir parçası

Diğer yandan dijital casusluk faaliyetleriyle şirketler bu tip e-postaları paylaşmasalar bile hackerlar veya istihbarat birimleri e-posta iletişimine sızabilir. Nihayetinde bir şey dijital olarak varsa onu sonuna kadar gizli tutabileceğinizi iddia edemezsiniz.

Hackerlar sadece devletler için de çalışmıyor elbette. CIA Başkanı John Brennan'ın kişisel elektronik postaları hacklenerek Wikileaks’te yayınlanmıştı. Bunu yapan hacker eyleminin sebebinin Filistin’e destek olduğunu ilan etmişti. Edward Snowden da ABD’nin savaş suçlarına erişebiliyordu ve bunları paylaşmıştı. Örnekleri çoğaltabiliriz, ancak burada karşımıza çıkan bir imkan var.

Devletler ve küresel sermayenin suçlarını gözler önüne serebilecek, aynı zamanda onların faaliyetlerini engelleyebilecek, durdurabilecek şeylerin başında örgütlü bir hacker faaliyeti geliyor. Bu güç politikleştiği oranda hangi hedefe yöneleceğini daha iyi görebiliyor ve toplumsal mücadelelerin bir parçası olabiliyor. E-postalar güvenli değilse hiç kimse için güvenli değil.

Yine de güvenli e-posta seçenekleri

Tüm bunlara rağmen güvenli bir e-posta servisine ihtiyacınız varsa işi gücü bu olanların kurduğu servislere bakabiliriz. Bu servisler genellikle ücretli, ücretsiz sürümü kısıtlı özelliklere sahip oluyor. Aynı zamanda bu servislerden başka bir servise, örneğin Gmail, Outlook gibi bir servise e-posta gönderdiğinizde yine bir güvenlik riski olacağını da akılda tutmak gerekiyor. Tutanota, Mailfence, Posteo, Startmail, Runbox, Mailbox, Countermail, Kolab Now, ProtonMail, Thexyz güvenli e-posta deyince ilk akla gelen servisler. Tüm bunların dışında Riseup’ı da anmamız lazım. Özgürlükçü mücadelelere online servisler sağlayan Riseup e-postanın yanında VPN, e-posta listesi, dosya paylaşımı gibi servisleri ücretsiz sunuyor. Bunlardan faydalanmak için riseup.net adresinden hesap talep etmeniz veyahut hali hazırda riseup üyesi olanların sizi davet etmesi gerekiyor.

Yüzde 100 güvenlik yoktur

Yine de hangi servisi kullanacaksanız kullanın, nasıl bir yöntem geliştirirseniz geliştirin yüzde 100 güvenlik olamayacağını aklınızda tutun. Temel düzeyde bir internet kullanıcısıysanız komplo teorilerinden önce hesabınızın güvende olduğundan, şifrenizi düzenli olarak değiştirdiğinizden ve her hesapta farklı bir şifre kullandığınızdan öncelikle emin olmaya çalışın. Elbette şunu da hiçbir zaman unutmayalım: Ne devletlere, ne şirketlere güvenebiliriz. Özgür iletişimi yaratmayı her alandaki mücadelemizin bir parçası haline getirebilmeliyiz.