Halk arasında ‘folklor’ kelimesi ile ağırlıkta ‘halk oyunları’ algılanagelmiştir ancak folklor çok daha geniş bir alanı isimlendirir: Bir ülkenin, bir yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temeline o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada folklor temel bir zemini teşkil eder. Yine geleneksel ve törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren bir beceriyi, beğeniyi, yaratıyı, kurumu, kurumlaşmayı göz önüne sermede; bir ucuyla geçmişe, bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler, adetler zincirini saptamada; bu zincirin dışlayıcı ya da destekleyici halkalarını tek tek belirlemede, halk kültürünün atardamarlarını yakalayarak bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada folklorun rolü ve önemi birinci derecededir.
Daha önceleri literatürde farklı biçimlerde isimlendirilen folklor kavramının, çıkış yeri olan Avrupa’da, ilk kullanıldığı 19’uncu yüzyılda hangi bağlam içinde ele alındığına bakıldığında enteresan bir nokta karşımıza çıkar. Zira 19’uncu yüzyıl Avrupa’sının egemen bakış açısında folklor denildiğinde, toplumsal hiyerarşi içerisinde piramidin zeminini oluşturan üçüncü sınıfın kültür fenomenleri kastedilirdi. Yani, ne ruhban sınıfına ne de aristokrasi mensuplarının kültürü değildi folklor. Almancanın konuşulduğu bölgelerde o dönemde folklor çalışmalarının temel hedeflerinden birinin, ‘halk zihni’ veyahut ‘halk ruhu’ olarak tercüme edilebilen ‘Volksgeist’ı belgelemek şeklinde ifade edildiği dikkate alındığında da, ‘halkçı’ yanı anlaşılır.
Kürt folkloru ise, Kürt halkının Mezopotamya’nın yerleşik halklarından biri olduğu ve geçmişi binlerce yıl öncesine kadar takip edilebildiği dikkate alındığında, oldukça köklüdür. Ancak ne yazık ki, zenginliği hala bütün boyutlarıyla incelenip, belgelendirilememiştir. Bunda kuşkusuz, özellikle 20’nci yüzyılda sistematikleştirilen asimilasyon politikaları, kurumsal boşluklar ve Kürt kimliğinin resmi düzeyde hala tanınmayıp baskılarla karşı karşıya bırakılmasının rolü büyük.
PolitikART’ın bu sayısında dosyamızı Kürt folkloru konusuna ayırdık. Folklorun, yukarıda ifade ettiğimiz geniş alanını bir dosyaya sığdırmak mümkün olmadığı gibi, bu dosya ile amacımız, konuya giriş yapmaktır. Zira Kürt folklorunun her bir alt başlığı, hakkında kitaplar yazılacak kadar genişlikte. Yine folklorun önemli bir dalı olarak halk oyunlarının her bir yöresi birer dosya konusu olabilecek enlemde. Dileriz, PolitikART’ın gelecek sayılarında bu konulara ilişkin doyurucu dosyalar oluşturup, sizlerle paylaşırız.
Dediğimiz gibi, giriş maiyetindeki bu dosyamızda, Avrupa’da yaşayan Kürt folklor araştırmacıları Kakşar Oremar, Yılmaz Beyazgül ve Mustafa Lala’nın yazılarını bulacaksınız. Mustafa Lala, ‘Kürdistan folkloru’ başlıklı yazısında Ermeni ve Asuri-Süryani halklarına dair de vurgularda bulunup, kurumsallaşma ihtiyaçlarının altını çiziyor. Kakşar Oremar, Doğu Kürdistan’ın folkloruna ilişkin kapsamlı bilgiler verdiği makalesinde, stran ve destanların önemine işaret ediyor. Yılmaz Beyazgül ise folklorun bir alanı olarak halk oyunlarına bir giriş sunuyor.
Keyifli okumalar dileriz...