Ve bu rakam, geçen her günle birlikte artıyor. Bazen tek tük, bazen ise büyük dalgalar - en son örneği, gazetecilere yönelik tutuklamalardı - ile en çok da resmi sistemin sınırları dışında hareket eden Kürtler ve onların dostları hapse atılıyor. Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki sol muhalefet, gerçek demokrasi ve özgürlükler için on yıllardan beri yürüttüğü mücadelesini sürdürürken, AKP rejimi altında var olan minimal hak ve özgürlükler de adım adım yok ediliyor. Tutuklu ve hükümlü sayısındaki artış, bu sürece paralel ilerliyor.
Rakamlarla ifade etmek gerekirse: AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında, tutuklu ve hükümlülerin sayısı 59 bin 187 iken, Aralık 2011 itibariyle bu rakam 127 bin 831’e yükseldi. Yine hükümlü sayısı 2002’ye kadar tutuklularınkinden yüksek iken, şu an tutuklular hükümlülerden sayıca fazla.
Son 3 sene içinde ‘KCK’ adı altında yürütülen operasyonlarda ve çeşitli gösterilerde tutuklananlar, ülkedeki siyasi tutsakların hemen hemen yarısını oluşturuyor. Ama o diğer yarının büyük bir kısmı 10, hatta 15-20 yıldan beri ‘içeride’. Öğrenciyken tutuklanıp, şu an 40’ına yaklaşan o kadar çok siyasi tutsak var ki. Nemli ve soğuk hücrelerde geçen yıllar içinde hemen hemen hepsinde hastalıklar oluştu. Bir çoğu, hatta belki de tümü ağır işkencelerden geçirildi.
Bazıları bir şekilde tedavi olmaya çalışırken veyahut yakalandığı rahatsızlıkları ‘idare’ etmeye çalışırken, bazılarının durumu çok ciddi. Öyle ki, zamana yayılmış bir idam ile karşı karşıyalar. Politik kimlikleri nedeniyle tahliye edilmeyen, sahip oldukları yaşam hakkı ayaklar altına alınan hasta tutsakların sayısı bir yanda çoğalırken, bir yanda da eksiliyor. En son Mehmet Aras, bütün çağrılara rağmen tahliye dilekçesi devlet kurumları, başta da Cumhurbaşkanı tarafından olumlu yanıt görmeyince, tabut içinde cezaevinden çıktı. Mehmet Aras ile birlikte son 10 yılda Türkiye’deki hapishanelerde yaşamını yitiren hasta tutuklu sayısı 915’e yükseldi.
İHD ve TUHAD-FED’in hazırlayıp Kasım ayında kamuoyuna açıkladı ‘Türkiye Hapishanelerinde Tutulan Ağır Hasta ve Mahpusların Durumu’ başlıklı rapora göre, 263 hasta tutuklunun acil tedaviye ihtiyacı var. Bu tutukluların hastalık durumlarının ciddiyetine göre 3 kategoriye ayırıldığı rapora göre, birinci kategoride yaşam tehlikesi bulunan 112 ağır hasta ve tutuklu bulunuyor. İkinci grupta bulunan 67 tutuklu ve hükümlü ise sürekli hastalıkları nedeniyle büyük sağlık merkezlerinde sürekli tedavi görmeleri gerekiyor. Diğer hasta tutuklu ve hükümlülerin de sağlık durumlarının kötüleşmemesi için sürekli sağlık koşullarına ihtiyaç duyuyor.
PolitikART ekibi olarak 2012 yılının ilk sayısını hasta tutsaklara ayırmak istedik. İHD Cezaevleri Komisyonu Başkanı Necla Şengül, okurlarımız için cezaevlerindeki sağlık hakkı ihlalleri özetleyip değerlendirdi. Erzurum H Tipi’nden Erhan Kaya, yoldaşı Mehmet Aras’ın son gününü yazdı. Meral Çiçek de, çölyak hastası Nesimi Kalkan’ın yaşam mücadelesini kaleme aldı. Ayrıca bazı hasta tutsakların kaleminden cümleler ve onların durumuna ilişkin bilgileri bir sayfada derledik. Onlar, Türkiye Devleti cezaevlerinde ölüme terk edilen, dört duvar arasında tedavi imkanlarından yoksun hastalıklarla da boğuşmak zorunda bırakılan bütün hasta tutsakları temsil ediyor.
Hepsinin yaşama hakkı var. Hepsinin tedavi hakkı var. Hepsinin özgür günleri görme hakkı var. Devlet onları ölüme terk edebilir, ama biz etmeyeceğiz!