Kimi zaman ‘Kürt ulusal hareketi’ veya ‘Modern Kürt hareketi’ denmesinin sebebi, PKK öncülüğünde yürütülen mücadelenin Kürdistan’da ulusal karaktere sahip tek hareket olmasıdır. Çok sayıda Kürt örgüt olmasına rağmen, Kürdistan’ın bütün parçalarında hem güçlü bir kitle tabanına hem de örgütlü bir yapıya sahip olan tek hareket, PKK’dir. Bu açıdan gerçek anlamda ulusal bir harekettir.
1970’li yıllarda bir grup ile başlayan ve bugün milyonların ortak mücadelesine dönüşen bu hareket, geçen bu yaklaşık 40 yıllık süre içinde, özellikle de silahlı mücadelenin başladığı 1984’ten sonra hem nicel hem de nitel açıdan ciddi bir gelişim yaşamıştır. Ama bununla birlikte, 90’lı yılların başında başlayan ve 2000’lerden sonra Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki ağır tecrit koşulları altında kaleme aldığı “Demokratik Uygarlık Manifestosu” ile birlikte somutlaşan bir paradigmasal değişim gerçeği söz konusu.
İster adına Kürt ulusal hareket denilsin, ister Kürt özgürlük hareketi, bugün PKK sadece Kürdistan’da değil, aynı zamanda Ortadoğu’da temel bir aktör konumunda. Öyle ki, çokça söylendiğinin aksine ABD gibi dış güçlerin ve bölgesel güçlerin belirlediği politikalar endeksinde hareket etmeye çalışan bir örgüt değil. Tersine, bugün özellikle Ortadoğu zemininde taşları yerinden oynatma ve dolayısıyla dış güçlerin politikalarını etkileme  kapasitesine sahip bir hareket gerçeği var. Bunun en somut örneği mevcut Güneybatı Kürdistan ve Suriye’de görülebilir.
PolitikART olarak bu sayımızda Kürt özgürlük hareketinin 21. yüzyılın ilk çeyreğindeki karakterine bir göz atmak istedik. Selaheddîn Biyanî, 15 Ağustos atılımından bugüne kadarki süreci değerlendirdiği yazıda, halk hareketine dönüşümü yazdı. Zelal Amed, Kürt özgürlük hareketinin paradigmasının temel ayaklarından olan cinsiyet özgürlükçülüğü ve kadın özgürlük hareketine biçilen anlamı okurlarımız için kaleme aldı. Norveç’teki Bergen Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kariane Westrheim de PKK’de kadının konumunu mercek altına aldı ve bunu yaparken, dikkatleri eğitimin rolüne çekti. Doktora tezini İngiltere’nin Essex Üniversitesi’nde Kürt ulusal hareketi üzerine hazırlayan Cengiz Güneş ise, hareketin yaşadığı ideolojik değişimler ve 21. yüzyıldaki taleplerini yazdı.
Yine bu sayımızda, 18. yıldönümüne yaklaşan 15 Ağustos atılımı ile ilgili iki yazı bulacaksınız. İlki, Ferda Çetin’e ait. Mahsum Korkmaz’ın günlüğünü yayına hazırlayan Çetin, “Tutulmuş sözler kronolojisi” başlığı altında 15 Ağustos’a giden süreci anlattı.
15 Ağustos’u Amed zindanında yaşayan Fuat Kav ise “diriliş bayramı” olarak anılan o günü ve ilk kurşunun yarattığı ruhu yazdı. Günay Aslan’ın kaleminden de, Cemil Bayık’ı ilk sınırdan geçiren Cemil Amil’in kısa hayat hikayesini okuyacaksınız.
Bu sayımızı beğeni ve ilgi ile okumanızı diliyor, 25 Ağustos’ta çıkacak 97. PolitikART’a dek hoşça kalın diyoruz....